bir hikaye nakledilir;
imanı kuvvetli bir imam, nuh tufanı sırasında gemiden teklif almış olmasına rağmen, ne yapacağını bilemez halde suyun ortasına atmış kendini.
yanından bir kayık geçince telaşla, can havliyle acı durumun farkına varıp allah' a sığınmış;
- yarab, beni kurtar. diye yakınmış.
o sırada yanından bir kayık geçerken, içindeki yolcu el uzatmış imama;
- atla gel çabuk, gemiye gidiyoruz.
imam;
- olmaz, demiş. allah' ım kurtaracak beni.
imam tüm imanıyla tekrar açmış kollarını semaya;
- yarab! kurtar beni, sana sığındım!
yanından bir kayık daha geçmiş imamın. davet etmişler, yok demiş.
ve imam boğulmuş.
öldüğünün farkına varınca, allah' a sitemle seslenmiş;
- ey allah' ım. bunca senedir senin yolundan gittim. neden duamı sonuçsuz bıraktın?
+ defalarca yanından kayık geçirdim ya, neden binmedin? demiş allah.
uzun lafın kısası, aklını kullanmayıp da allah' a ve kadere bok atanların hali çok acıklı bu dünyada.
cennete de cehenneme de götürme kapasite olan insan,
bazen kendisi cemaati yönetir, bazen de cemaati kendisini yönetir.
eğer kandırma ve kandırılma kapasitesi çok yüksek ise cemaati tarafından mehdi ilan edilebilir.
Ben imam olsam,, bi de üstüne intihar edicek olsam, gram tereddüt etmeden minareden kendimi aşşaa bırakırdım. cemaat artık ne yapar, şeyimden aşşa kasımpaşa amk.
bir din görevlisi. ikiz olan en samimi arkadaşlarımın babalarının mesleği. hatta bazı zamanlar teravih namazından kaçıp mersin sahiline içmeye giderdik. hey gidi günler..
cami ve namazdan sorumlu kimse.
tanımı boşverirsek, güzel iş. hem namaz kılıyorsun hem de üstüne para alıyorsun.
dini nikah ve cenazeler de ekstraya giriyor.
cuma,bayram ve teravih namazlarında kitlelere hitap edip, onlardan aynı anda koca bir "amin" duymanın hazzı da başka olsa gerek.