bütün sınıf bulut, çiçek, çizerken ilk okul 1. sınıfta darth vader ve ordusunun okul bahçesine inişini çizmiştim, öğretmen ne olduğunu bile anlamamıştı çok güzel oğlum demişti.
Evden daha uzun bebekler.. iki çöp bebek karşılıklı dururdu. ellerinde bir ip. ortasında bir çöp bebek daha. ip havada dururdu her zaman. bebeklerin ayaklarının yanında onların boyundan uzun renkli çiçekler.bebeklere çok yakın gülen güneş. ne hikmetse ta dağlardan gelen dalgalı bi akarsu .. ve daha birsürü ayrıntı.
ilkokul derslerimize matematik hocamız, resim hocası olarak da giriyordu ve bizden serbest resim çalışması yapmamızı istemişti, yaptıktan sonra, herkesi tek tek masasına çağırıp resimleri kontrol etti. sıra bana geldiğinde acımasızca küçümseyerek eleştirdi, "bu ağaç uzakta büyük yapılmaz bir kere, bu ağaç yakında büyük yapılır, bu adam evin yanında bukadar bukadar büyük durmaz..." bütün perspektiv hatalarını tek tek eleştirdi kızarak ama azarı yemekten korktuğum için söylemediğim şeyler oldu "bize resim konusunda, perspektif konusunda tek bir bilgi bile öğretmeyen, hiç bir fikir vermeyen pislik, kızarak eleştirmeye ve küçük düşürmeye gelince bir numaraydı..." birşeyler öğretmiş olsaydı ve buna rağmen başarısız olsaydım, bu küçümsemeleri önemsemeyecektim ama bize resim konusunda hiç bir şey öğretmemiş, gelip sadece kırk dakika boş boş oturan bir kadının beni azarlaması çok zoruma gitmişti.
Bir sene sonra profesyonel bir resim hocası geldi derslerimize ve resim yapma konusunda tüm ipuçlarını öğretti, o yıldan beri albert durer kadar iyi kara kalem çalışmaları yapabiliyorum. ayrıca o yıl öğrendim ki resim öğretilebilir, her zaman doğuştan yetenek şart değil.
Ev. Evin yaninda evden buyuk cin ali . Cin alinin elini tutan cin ayse. ikisinin yaninda buyuklugu onlar kadar olan bir agac . yukarida koyun yunune benzeyen bulutlar . bulutlarin arasinda da gunes . gunesin isinlari da kaktus dikenlerine benzer genelde.
tabi bunları yapan ben degildim. benim unutamadıgım yedigim dayaklar. hayır hayır çizemedigimden degil, aksine çok güzel çizebildigimden.ben tembel biriyim. senin okul sonrası düzeneldigin resim derslerine yada yarışmalarına katılmak zorundamıyım arkadaş. ayrıca o getirdikleri örnek resimleri hep kendilernin çizdigini düsünürdüm. ögrencilerinden topluyormuş ipne**.
ip baskısı...
bir ip alınır, sulu boyaya batırılır veya fırçayla boya emdirilir, ip iki resim kağıdı arasına sıkıştırılır ve dışarıda kalan ucundan çekilir. oluşan görüntü harikadır. ilerleyen safhalarda ipi bölüm bölüm farklı renklere boyayarak daha ilginç resimler elde edilirdi.
bir de öğretmen 'yangın resmi çizin' deyince çizdiğim resim. yanan bir apartman, apartmanın camından atlayan yanan insanlar, apartmanın çevresinde yanan halk... itfaiye aracı gelmiş ama o da itfaiyeciler de yanıyorlar. su dökmek için apartmanın üstümde bir helilopter var. evet tam da tahmin ettiğiniz gibi: o da yanıyor.
kızlar uzun saç, etek; erkekler kısa saç, pantolon. Mutlaka bi ev, bi akarsu. Güneş tepede iken tüten baca. Sonra ip baskısı vardı, patates baskısı. Resim hocam hep turuncu ile laciverti uyumlu bulduğunu söylerdi. Sırf yağlı boya tablo yapıyorum diye resmimimi getirmesemde 100 verirdi.
o güneş batsaydı eğer, ben de biterdim. aslında ben şemsiye çizmeyi beceremem, becerebilseydim belki güneş batacak, 5 yıl boyunca yağmur yüzü görmeyen topraklar bereketlenecek, hep çalı olarak çizdiğim o ağaçlar da kalınlaşıp odun olacaktı. odundan ahşap evler, ahşap evlerde odun kadar kalın insanlar olacaktı. belki de bir fabrika, şemsiye fabrikasi.
ben şemsiye çizmeyi halen beceremiyorum ve halen kurak benim topraklarım.