resim dersi anılarıdır.
benimki biraz hazindir.
neredeyse bütün sınıfın resim dersi ödevlerini, yetmezmiş gibi başka okullarda başka sınıflardaki kuzenlerimin resim ödevlerini hep ben yaptım lan! ortaokul ve lisede böyle devam etti. sonuç; okul bittiğinde resimden soğumuştum. tüm ısrarlara rağmen özel yetenek sınavlarını denemedim bile.
benim aklımda kalan unsurlar bunlardır..halbuki gelişmiş ülkelerde resim,müzik,güzel sanatlar ve beden eğitimi gibi derslere büyük önem verilir..
bu dersler,matematik ve fen bilgisi gibi derslerle eşdeğer öneme sahiptir..
her dersin özel amfisi vardır..
mesela müzik amfisinde birçok çalgı türü vardır amfi salonunda..önce temel müzik bilgileri öğretilir öğrencilere..müzik terimleri,müzik çeşitleri,müzik tarihi falan..
ardından her öğrencinin yeteneği olduğu çalgı türü belirlenir ve o çalgı türünde uzmanlaşması sağlanır..
eğer öğrencide ''çok dikkate değer bir yetenek'' varsa,doğrudan müzik okullarına yönlendirilir ve kalan eğitimini orada tamamlar..
böylece memleket sanatçı kazandırılmış olunur..
aynı durum tiyatro,güzel sanatlar,resim ve spor için de geçerlidir..
ama bizde bu tarz ''yetenek avcısı bir eğitim sistemi'' olmadığı için birçok yetenek heba olup gitmektedir..
natürmort natürmort diye zorlayıp her sene tabakta elma, armut, portakal, üzüm çizmeme sebebiyet veren göçmen şivesiyle özellikle sınıfın erkeklerine "ay gerizekalı" diyen* bir resim öğretmeni.
güneşin ve ev bacasında tüten dumanın aynı resimde yer alması.*
ağaç köklerinin gözle görülebilmesi.
çizilen elma, armut, muz, çilek, karpuz, kiraz gibi meyvelerin aynı ağaçta bulunabilmesi.**
akarsu veya denizde su yüzüne çıkmış balıklar.
omuz olmadan kafadan çıkan kollar.
mevsimin belirsiz olmasına rağmen her evin bacasından duman çıkartmak. iki dağın kesişiminden dere geçirmek ve derenin üstüne asma köprü yapmak. he bide at, eşşek afedersin.
Kağıdımı hiçbir zaman yan tutmamam gerektiği ve boya yaparken aynı yöne doğru boyamam gerektiği. Aynı zamanda ''m'' şeklinde kuşlar, bir üçgen ve bir dikdörtgenden oluşan evler, boyları neredeyse ev ile aynı olan çiçekler, arkada sıra dağlar ve dağlardan akıp gelen üzerinde bir kordon gibi oturtulmuş köprü olan ırmak.
Resim yapmasını pek beceremem ben. bir arkadaşım dayısına çizdiriyordu resimlerini düşük not alıyordu. ben aptal aptal şeylerle orta notlar alıyordum. arkadaşımın bana olan gıcıklığını unutamam hiç.
caanım patatesleri mundar etmemiz. ne severim o dönem patates kızartmasını uyuz oluyordum hocaya. herkes çiçek böcek şeklinde keser boyardı, ben bildiğin patates kızartması yapar gibi çubuklu kesip öyle boyardım. hoca ''bune zübükcan yine patates kızartması yapıp resim defterine yemek sofrası çizmişsin'' derdi.