ilkokula başlamadan önce resim çizmeye bayılırdım,kendimi de bu konuda gayet yetenekli sayardım neyse işte birinci sınıfta bir 29 ekim öncesi herkes resim çiziyor öğretmen de beğendiklerini panoya asacak ben de yaptım tabi bir resim ama nasıl özenmişim nasıl özenmişim anlatamam pastel boyam birazcık yağlı olduğundan çok da güzel olmamıştı aslında ama bana göre panoya asılmayı hakediyordu. büyük bir heyecanla panonun yanında duran öğretmenimize gittim biraz ısrarcı bir tavırla resimlerini uzatan güruhun arasına katıldım öğretmen resmimi beğenmedi tabi beğenmemekle kalmayıp baya da kızdı* işte o günden sonra resim dersleri benim için bir işkence haline geldi ta ki sekizinci sınıfta resmim** okul sergisine seçilene kadar. işte böyle sözlük içimdeki picasso ilkokul öğretmenim yüzünden öldü,hala içimde uktedir o gün öyle yapmasaydı belki de sergiye seçilen resmim için babamdan yardım almama gerek kalmayacaktı ama severim kendisini,buradan saygılarımı yolluyorum ona.
resim yapmaya çalışırken aynı zamanda resim öğretmeninin sorularına yanıt vermeye çalışmak... not verirken sözlü kısma mı yoksa resimli kısma mı not verir kestirememek.
Gri pastel boyam kayıptı. Ben de önce siyah pastel sürdüm sonra da beyaz pastelle siyahın üstünden geçtim.
Sonra da bi çocuk beni örtmene şikayet etmişti. "Örtmeniim mustafa beyaz pasteli kullanıyoo.." ulan ipne senin aklına gelmedi diye suç mu işlemiş olduk.
Çok utanmıştım o gün. Sanki sınıfın ortasında hayat kadınıyla basılmış gibiydim. Bi daha da beyaz pastele dokunmadım.
ne güzeldi o bayan örtmen. omuzlarından ve sırtından aşağıya dökülen dümdüz, sapsarı saçları ve insanı ilk görüşte tesiri altında bırakan yemyeşil gözleri vardı.
çatısı üçgen olarak çizilmiş evin hemen yanından akan dere, derenin üstünde ki köprü, arkadaki dağlar ve dağların tepesinde ki karlar, kocaman bir güneş, ve evin çatısında duman çıkan baca, biri cin ali diğeri cin aliye olan iki çocuk ...
resim öğretmeninin dersi unutup derin mevzulara dalması. bıraksan başbakan olacakmışta sanki önünü kesmişler gibi. resim öğretmenini pek fazla ciddiye alan insan olmadığından isyankar olmuşlardır. kendilerini genel kültür ve sanata adamışlar ara sıra da siyasete soyunurlar. resim öğretmenlerinin bir çoğu regl olmuş bayan edasındadır. hadi bayanları anlarız da erkekler öğretmenlerde öyle.
- hocam boya kalemimi evde unutmuşum.
+ seni bu sene sınıfta bırakıyorum resim dersini benden geçemezsin (hiç bir zaman bunu deme şansına sahip olamadılar kahroluyorlar)
- ya (bkz: bsg)
babamın yaptığı resimler. hem sevmezdim hem de yapmazdım resim, resim derslerini de sevmezdim, hocayı da sevmezdim zaten. ondan sebep hep babam yaptırırdım, babam da hep 3 alırdı.
yine dumanı tüten bi ev ve dalgalanan bi bayrak yapmıştım. beden eğitimi öğretmeni resmimi inceledi ve çok enteresan bi bug buldu. duman farklı yöne tütüyodu bayrak farklı yöne dalgalanıyodu. ilginçti.
çok güzel araba çizmeme rağmen verilen hiç bir derste araba çizmemiz istenmez ben resme kenarından köşesinden sokuştururdum. bir de bir gün portre çizmemiz istendi karakalem. sınıftan bir kız çıkardı öğretmen tahtaya bunu çizin dedi. herkes cin ali tadında bi şeyler çizerken ben kızı bayağı benzettim öğretmen bile şaşırdı. ulan nasıl benzetmezsin kız aynı bir çinli göz yerine iki çizgi çektim olmustu zaten.
Pastel boyayı resim kağıdına hep aynı biçimde boya dik veya yan diğer türlü bir dik bir yan yapma diyen hocamin sözleri ve m harfinden yapılar kuşlar, Köşedeki güneş ve güneş olmasına rağmen tüten baca, çimenler, evlerin yanındaki meyve ağaçları, kenardan akan dereler rengarenk sayfalar, küçük küçük insanlar.
yamulmuyorsam beşinci sınıftaydım. yaşıma göre fazlasıyla iyi çizimlerim vardı (hala iyi çizerim). ilkokul öğretmenim bu yönümü bilirdi ve sağ olsun üzerime çok düşerdi. bir gün beni resim dersinde küçük sınıflardan birine götürdü ve orada resim yapmamı istedi. sanırım onlara örnek olmamdı amacı. ufaklıkların hayran bakışları hala gözümün önünde. çok gururlanmış ve mutlu olmuştum sözlük.