bu şahsiyet, global ısınma sonucu kuzey kutbunda yaşam alanlarını yitirmekte olan kutup ayılarının kaderini paylaşıyor.
çünkü, sivil iktidarları 80 yıl boyunca laiklik ve cumhuriyeti koruma maskesi arkasında emir eri zannedip, terör uygulayan darbeci gelenek, artık tıpkı kuzey kutbunun buzulları gibi eriyor.
suçluların telaşı ile, kapı gibi belgeye, "kağıt parçası" yakıştırması ile adeta çırpınıyor.
kutup ayısına acırım, buna acımam. çünkü türkiye'nin, dışarda kafasına kedi gibi çuval giyip, içerde arslan kesilen maaşlı 'kahramanlarla' ihtiyacı yok.
ilker başbuğ tsk'nın 30 yıldır beceremediği görevini yapsın, askerlerimizin canını , milletin güvenliğini korusun.
demokrasilerde hükümetlerden hesap sorulacaksa, bunu, maaşını milletten alan elemanlar değil, milletin kendisi sorar, çünkü patron millettir.
kendisinde peygamber sabrı olduğunu düşündüğüm adamdır. zira bir tane daha "sözde irticayla mücadele ve eylem planı" gibi bir kağıt parçası çıkarsa karşısına bu ülkede kesinlikle bu akplilere hitlerin yahudilere yaptığı soykırımın on katını yapacak olan adamdır. tamam kesinlikle efendidir ama mal değildir. böyle hakaretlere bi noktaya kadar sabreder.
sert ifade ve uslubunun birazda aksiyona gecmesi gerekir.
diger yandan ulkemizi demokrasinin asker yonetimi altinda ezildigini savunanlara, senin demokrasin bu askeriyenin yetistirdigi gibi adam yetistiremiyor dedirten lider kisiliktir.
irtica planına "kağıt parçası" diyerek gerçek olmadığını en açık şekilde ifade etmiştir. diğer taraftan ergenekon savcıları 30 haziran'da dursun çiçek ve 8 komutanı sorgulamak için çağırmışlar, eğer başbuğumuz bu askerleri ifade vermek üzere ergenekon savcılarına teslim ederse elinden öper, "helal olsun" derim; ama göndermezse külahları değişiriz.
canlı yayında kendisine ve türk silahlı kuvvetlerine haksız ve kasıtlı olarak karalama ve yıpratma kampanyası başlatanlara, gayet hukuksal ve demokratik bir anlayışla cevaplarını tokat gibi tek tek vermiş genelkurmay başkanıdır.
(bkz: emret komutanım)
dün itibariye 2.5 saat süren basın toplanatısında(!) ki bu toplantılara ne kadar genel yayın yönetmeni,haber müdürünün katılması zorunlu değil mecburidir! iç siyaset- ergenekon- avrupa biriliği- dış siyaset gibi bütün siyasi meselelere değinmiş; keşke 9 şehidin verildiği gün golfçü paşalarıyla sırça köşklerde parti lideri gibi her konuda fikir beyan edeceğine diyarbakır lice de olsaydı denilen genelkurmay başkanı.
bedelli askerlik konusundaki açıklaması ile toplam asker ihtiyacının %60 küsür civarındaki kısmını ancak doldurabilen bir kurumda olduğunu ifade etmiştir. gizli vicdani ret konusunu gündeme getirmesi açısından önemli tabi.
bu arada vatan millet sakarya edebiyatı yaparak "benim ölen, şehit olan 9 personelim var bugün, bedelli askerliği bu ortamda, terörle mücadele ederken kimse düşünmesin" demiştir biraz önce.
bu mantığa göre terör sürdükçe türkiye bir asker ülkesi olmaya devam edecektir de denebilir. terör devam ettikçe tsk daha etkin olacak. oldukça açık.
"halkımıza açıklayamayız" diyorsunuz da sayın başbuğ, bence halka asıl açıklanması gereken bu insanların hâlâ neden öldükleridir? insanlar çocuklarının ölmesindense "bedelli askerliğe" olur verir, ya da ölümlerini engelleyeceğini düşündükleri diğer yöntemlere.
her soruya cevap verir mesafesiz olur, her soruya cevap vermez kaçamak konuştu olur. karar verin ulan artık, ne dengesiz adamlarsınız.
tanım: genelkurmay başkanı. ayrıca kıbrıs barış harekatına katılmış, savaşın ne olduğunu katmer katmer görmüş biridir. götünü koltuktan kaldırmayıp asker hakkında atıp tutanları da zerre umursamamasını istediğimdir, fakat ne yapsın, siz üzülmeyin diye her soruya cevap veriyor.
mehmet ali birand'ın edeple konuşması gereken kişiymiş, bunu da öğrendik ya rahat uyuruz artık. yılların askeri ne de olsa, genelkurmay başkanı olmuş hazret, 30 yıllık gazetecinin ne haddine ileri geri konuşmak.
aslında tüm gazetecilerin; önünde hazırolda durması gereken, soru sormadan önce postallarını öpüp, konuşması bittikten sonra secdeye kapanması gereken kişidir.
bu kadar postal fetişisti olduktan sonra daha çok çıkar televizyonlara parmağını sallayıp halkı tehdit etmek için.
gazetecilerin son sorularını alırken, sanki paparazzi muhabirliği yapan m. ali birad ı duymamazlıktan gelen asker. gücün simgesi sanki. hayran olmamak elde değil..
bu adam koşun cepheye desin, palet takar geri geri bile giderim.
siyasetçilerin birçok şey söyleyip sorulan sorulara hiçbir şekilde cevap vermeme politikasını iyi özümsemiş politikacımız. mehmet ali birand'ın haklı olarak kullandığı "fışkırma" lâfını öne çıkarıp yerin altından tışkıran ve tsk envanterine kayıtlı olan* silâhları açıklamamıştır.**
* silâhlar mke çıkışlı.
** mehmet ali birand yine soru sormaya çalışıyor ama onu da atlattı. bıçkın seni!
gazetecilerle konuşup, gündeme dair nelerin tartışılacağını belirleyen genel kurmay başkanı. çokta espirili olduğunu bügün öğrendik. bakalım,
--spoiler--
TSK olarak demokratik rejime bağlıyız ve saygılıyız. Bunda da kimsenin en ufak tereddütte olmaması lazım. Gerçekten bugün her ülke için anaysal düzen ve hukuk düzeni çok önemli. Biz yargıya ve hukuk sürecine dikkatle hareket etmeye azami ölçüde dikkat ediyoruz
--spoiler--
Merak ediyorum biri çıkıp, abdulkerim kırca neden yıllarca yargılanamadı ya da şemdinli olayların da sivil mahkemenin 33,5 yıl verdiği askerler askeri mahkemece niye serbest bırakıldı, sorularını sorabilecek mi.
şu anda* gazetecilere gazetecilik konusunda ders veren asker. ilginç.
* uzun süredir beklenen basınla buluşma seansında.
ekleme: ilginçtir mehmet ali birand'ın "topraktan silah fışkırması" ifadesini "efendim şimdi gazetecilik açısından bu 'fışkırtma' lâfı doğru mu" şeklinde azarlamış, mehmet ali birand'ı pıstırmıştır. dünyanın başka ülkelerinde toprak altından silâh çıkmadığını söyleyen birand'a "ne biliyo'sunuz" şeklinde birkaç kez azar çekerek bir gazeteciyi daha susturan mevcut genelkurmay başkanı. başında onu dinleyen basın mensupları oldukça siyasetin üst perdeden parçası olacağı aşikâr. ne garip ülke lan burası!
"bazı din eksenli cemaatler, türk silahlı kuvvetleri'ni kendilerine karşı en önemli engel olarak görüyorlar" açıklaması ile amerika'da ikamet eden emmiye selam etmiş genelkurmay başkanı.