artık öyle bi dönem içinde ki olaylar ne gerçek ne yalan bilinmiyor. damatları olmak üzere kendisinin de aglama duvarında dua edip yahudi kökenli oldugu deşifre olmuştu ve buna karşın bi açıklama yapmamıştı yanılmıyorsam. hani montaj falan açısından. eger bu şekilde israil yanlısı bir paşaysa vay halimize bunca zaman ordu içinde neler olmuş. en tepemizdekilerin geçmişi. hak edilen gerçekte nedir artık bilemez hale geldik. çünkü her şey o kadar karışık ve o kadar çıkmaza girdi ki bi yandan sevindirici bi yandan düşündürücü bi yandan üzücü.
hükümetin hedeflerinden biri. silahlı terör örgütü üyesi olmak gerekçesiyle suçlamak için emekli olması beklenmiş.
yeni genel kurmay başkanı ise 35 vatandaşı yanlışlıkla(!) öldüren ordunun başkanı değilmiş gibi hiç sorgulanmıyor. önemli değil tabi. çünkü bu tutuklama zincirleri birleşip bizi başka bir sisteme doğru çekiyor.
konu biraz dağılacak belki ama; yılbaşı partisinde genç insanlar doğalgaz sızıntısından öldüler, doğalgaz müdürü pişkinlikle ve umursamazlıkla 'cumaya gidecem sorusu olan' diyebildi. madencilerin cesetleri 6 ay sonra ancak çıkarılabildi yeraltından, bakan açıklama yaptı, 'şili'deki sistem bizde olsa 3 günde çıkartırdık'. ösym'de skandallar oldu, başkanı hala yerinde. öğretmenler atanamadıkları gerekçesiyle protesto üstüne protesto yaparken, bakan açıklama yapıyor: 'bu kadar öğretmene ihtiyacımız yok, başka iş kollarına yönelin.' yıllarca umutları doğrultusunda okuyan genç öğretmenler, asgari ücretle belediyenin bando takımında mızıkacı oluyor! haydarpaşa yanıyor, 'rekor zamanda söndürdük' deniyor. tarih yanıp gitmiş, rekor mu kaldı! ama işimiz hep rekor bizim, örnek; dış ticarette cumhuriyet rekoru geçen hafta açıklamasında geldi. zam yapılıyor, adı güncelleme oluyor. kitap yazan gazeteci apar topar suçlanarak hapse atılıyor ve tahliye talepleri reddediliyor(ahmet şık'ın savunmasını okuyunuz). ve daha bir çok garip şey' bunlar ilk aklıma gelenlerdi.
bu paragrafa bakarak, ülkenin nasıl yönetildiğini tahmin edebilir misiniz? başa geldiğinden beri sürekli olarak kendini öven, sanki ülke 2002'den önce yokmuş gibi davranan bir hükümet, sizce ne yapıyor? ilker başbuğ'u da suçlayıp hapse atmaya uğraşarak ne yapmaya çalışıyor? hangimiz düşündüğünü özgürce söyleyebilme hakkı var? tahliye taleplerinin red edildiğini bile, mahkemeden önce televizyonda duyuyoruz. nasıl bir sistem? ben size söyleyeyim. insanı yok sayan, değersiz kılan bir sistem.
daha çok kötü günler yaşayacağız. felaket tellallığı falan değil. bu ülkede hakkaniyetli birşey yok ki. bunca kötü düşünce sistemi içinde hala iyilik yapmaya uğraşanlar var. en çok da onlara yazık oluyor.
darbe girişiminde bulunup bulunmadığını bilemem ama şundan eminimki eğer imkanlar ve uluslar arası konjektür el verseydi mutlaka darbe yapardı.siyasi görüşü ile tam zıt olduğum hatta kin duyduğum paşa. fakat konuşması olaylara bakış açısı ve hareketlerini beğendiğimi söyleyerek hakkını teslim etmeliyim.
israil yanlısı vesaire diyenler asıl israil yanlısıdır. türk silahlı kuvvetlerinin onurlu, şerefli bir subayıdır kendisi ve ordunun en üst makamında bulunmuş eski genelkurmay başkanımızdır.
kendisinin silahlı örgütünde bende görev yaptım hala yapmaya hazırım.
ilker başbuğ'un üyesi olmakla suçlandığı "silahlı örgüt" türk silahlı kuvvetleri değildir umarım... aksi durumda ilker başbuğ terör örgütü yöneticisi olduğuna göre,dünyanın en kalabalık silahlı ve devletten emir alan terörist grubuna sahibiz demektir.
ikinci cumhuriyetçi olmama rağmen tutuklanma talebiyle mahkemeye gönderilmesi bünyede değişik duygulara sebep olmuştur. garip günler yaşıyoruz, gözlerimizin önünde bir devir batıyor. sanırım bünyedeki enteresan duyguların sebebi de değişim sancısı. korkuyorum ya beterin de beteri varsa?
Uludere olayından dolayı zor durumda kalan hükümetin gündemi değiştirmek zorunda olmasından dolayı bugün tutuklanması kuvvetle muhtemel eski genelkurmay başkanı.
kendisi televizyon aracılığı ile arkasına silahlı kuvvetleri alarak milletini azarlamıştı, şimdi millet onu azarlayacak gibi görünüyor. üstelik adliyeye girerken yanında sadece üç tanecik araba vardı, muhtemelen korumalarıdır. bu işlerin aşama aşama gerçekleşeceğini herkesten iyi bilir, genelkurmay başkanlığının ardından üç arabalık korumaya ve sonra tek kişilik hücreye.
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin 26. Genelkurmay Başkanıdır. Yaşar Büyükanıt'tan sonra, 30 Ağustos 2008 tarihinden itibaren Kara Kuvvetleri Komutanlığı görevine atanmış, 4 yıllık olan Genelkurmay Başkanlığı görevini yaş haddi nedeniyle 2 yıl yürütmüş, 30 Ağustos 2010 tarihinde emekli olmuş paşamızdır.