ilkokula gidiyordum 3 gün muhteşem bir aşk yaşadık onunla adı bahardı. okul bahçesinin arka tarafında kömürlüğün oraya götürmüşüm kızı, niye bilmiyorum ama sapıkça bir niyetim yoktu cebimdeki tasoları gösterecektim çünkü öğretmenler tasoları gördüğünde alıp çöpe atıyordu *. tasoları gösterdim ama sonra öptüm nedenini bilmiyorum neden öptüğümü'de hatırlamıyorum bir sonraki tenefüs yanıma gelmedi sonra okul bitene kadar hiç gelmedi. o gün ilk ve son terk edilişimi yaşadım.
eğer gerçekten aşksa en temiz olanıdır. sevgili olunduysa daha bir güzeldir. ilk dokunuş, ilk öpüş acemidir ama daha anlamlı olur. sevgili nasıl bir şey onu öğretir ilk aşk. sonraki ilişkiler ilki kadar masum olmaz. ama unutulur. kişi silinir gider, yaşanan duyguları silmemek gerek.
her ilişkinin adını aşk koymak büyük aptallık.. ilk kez kime aşık olduğumu biliyorum çünkü aşkı gördüm, hissettim, dokundum, yaşadım en önemlisi.. hiç unutulmayacak daima özlenilecek biri ilk aşk..
unutulmaz zamanlardır, ilktir. emeklilik yaşlarında kır saçlı bir amcaya bile dönüşse adam, evin bahçesinde parlatılan bir-iki duble rakı ve fonda ki mazi şarkılarıyla akılda koşulsuz belirecek ilk hatıradır heralde.
'güzel kokulu birçiçek ismine benziyordu adın, kokladımm.hep duygulu çalmıştır gitar, buğu tutmuştur camlar. bir zaman çekip gidecektin,bir zamanlar gittin,ahh o zamanlar,ne zaman dönüp baksam çirkinliğimi yıkar güzelliğin'
çocuksal duygularla beslenen ilkokul heyecanıdır. ne fırlamalıklar yaptırır, ne şamatalar döndürür, ne maymun eder erkeği. kızlarda ise yakışıklı bir öğretmendir.
Seni mi gördüm, çözüldüm geçmiş gibi
Bir karanfil açmış gibi yakamda
Kokladım yalnızlığımı, acıdım kendime sana
Zamanın üzümleri hep şarap olmuş
--spoiler--
filmde tam anlamıyla bir zincir yapmışlar. arif ege bahar'a, bahar mert'e, kemal kısmet'e, aysel kemal'e, azmi nevin'e, nevin asaf'a, asaf nevin'e, sonra hepsi zurnacı ziya'ya. şaka lan şaka, zurnacı ziya'nın ve rasim'in fazla aksiyonu yok.
duygulandıran bir film ama bu kadar saçma sapan ilişkilerin kurulması anlamsız ve zorlama olmuş. bir filmde bu kadar ilk aşkı bir araya getirmek için zorlamak yerine bir hikaye üzerinden gitseydiler daha iyi olurdu.
5 yaşındayken olmuştu ayrılık nedeniyse duvardaki sinek mi arı mı neyse onunla ilgili tartışma sonrası kafasında oyuncak silahımı denememdi hakimliğe ise annesi atanmış ve nafaka olarak oyuncak silahımı almıştı. yanarım yanarım giden oyuncağıma.
çocuk saflığında oluşan bir şeydir. şey işte, tanımlanamıyor. bilmiyoruz belki ama, ufak yaşlarda beslediğimiz duygularımız en saf haliyle yaşanan aşktır bana göre. abi deyip gözlerine bakamamak kadar çocukca. 'neden orda oturuyorsun yanımıza gel' diyen servis arkadaşı. ve nice diyalog geçmiştir aramızda onunla. ama hiçbirini hatırlamıyorum. 7 yaşındaydım ve abi diyordum ona. şimdi görsem tanımam muhtemelen.