Dünyanın aya olan uzaklığı yaklaşık 400.000 km mesafede. Ay bir mızrak boyu şuan ki konumundan aşağıda yada yukarıda olsa ingiltere, Portekiz, iskoçya gibi ada ülkelerinde hayat olmaz oraları hep su olurdu.
ingilizcede inşaat mühendisliğinin 'civil engineering' olarak geçmesinin sebebi, 1. Dünya savaşında mühendisliğin 2'ye ayrılması ve sivil mühendislikte halka, askeri muhendislikte orduya hizmet edecek muhendislerin oluşmasının istenmesidir.
Daha sonra askeri mühendisliğin ismi çok kez degismistir ama inşaat mühendisliği halen civil engineering olarak geçmektedir.
Bir insanın bedeninde 250 bim km uzunkuğunda irili ufaklı damar vardır. Bunda ne var demeyin, geçen biri bunu öğrenmiş bana şöyle diyor;
"E insan bedeninde bu kadar damar var, ve bu kan maksimum 30 saniyede devir edilir, ışık hızı, saniyede 300 bin km, şimdi bizim kanımız ışık hızına yakın bi hızda mı hareket ediyor?"
Bu cümleleri duyunca kanım dondu şerefsizim, ibretlikmiş.
bir britanya sömürgesi olan tuvalu, çok zengin bir ülke. nüfusu yok denecek kadar az, hiçbir turizm geliri yok;
tek gelirleri domainlerde kullanılan ".tv" uzantısı. yani siz adresin sonuna .tv koyunca bu televizyon değil tuvalu domaini oluyor. ve bu domainin geliri tuvalu'ya gidiyor.
annenin Rh (-), baba Rh (+) olduğu her durumda doğacak bebek için sorun teşkil ediyormuş ve hamilelikte bunun tedavi edilmesi gerekiyormuş. Bunun adına da "kan uyuşmazlığı" deniyormuş.
mış mış mış da Muş Muş Muş. ben pozitif insanım zaten. negatif kadınla evlenemem.
Bir karıncayı alın, suyun içine batırın, saatlerce tutun ölmez. Sudan çıkardığınızda ölü gibi görünür ama birkaç saat içinde kendine gelir. Biz insanlar böyle suya batırılsak, nefes alamadığımız için oksijensizlikten ölürüz ama su karıncaların çok ince olan nefes tüplerinden içeri giremez.
Karbondioksitten narkoz yemiş gibi olurlar. Tabii ki bu süre çok uzarsa onlar da ölürler ama dayanma
süreleri inanılmazdır.
Ne var ki, karıncalar yağmur ve seller altında bu şekilde nefeslerini tutarak mücadele vermiyorlar.
Yağmuru hissedince yuvalarına giriyorlar ve giriş yollarını tıkıyorlar. Ateş karıncası denilen bir türünde ise karıncalar birbirlerine tutunarak sel sularının üstünde yüzüyorlar. Bir yerde karaya vurup
çıkıyorlar. Tabii kraliçe karınca ortada, yüksekte ve mümkün olduğunca kuru tutuluyor.
Karınca yuvaları inşaat tekniği olarak örnektirler. Yuvanın girişine bağlı ve buradaki suyu alıp başka
tarafa verebilen birçok tünel daha inşa ederler. Bazıları ise yuvalarının üstünü öyle sağlam kapatırlar
ki, sel sularının bir evin çatısının üstünden aşması gibi geçip giderler.
Yine de bir aksilik olur, yuva su ile dolarsa, karıncalar çöp ve yaprak parçalarına veya yukarıda
belirtildiği gibi birbirlerine tutunup yüzebilirler. Çok şiddetli yağmurdan sonra oluşan çamur tünellerini kapattığı zaman ise yuvalarını yeniden inşa etmek zorunda kalırlar.
Bir alamettir''sarı'' ;yaprağın düşeceğini,insanın hastalanacağını,tehlikenin yaklaşacağını haber veren alarm durumudur.Geçiciliğin ve dikkati çekiciliğin ifadesidir.
O yüzden taksiler sarıdır. Dikkat çeksin ve geçici olduğu bilinsin diye. Araba kiralama şirketleri de logolarında sarıyı kullanırlar
Ayrıca bu yüzden dünyada hiçbir banka ambleminde sarıyı kullanmaz. Paranın geçici değil, kalıcı olmasını isterler.
1. dünya savaşındayız. alman denizaltılarının avrupa karasularında müttefiklerin canına ot tıkadığı vakitler. çünkü ingiliz, fransız ve amerikanların alman u-bootlarına karşı koyacak denizaltıları yok. ingilizler biraz basit bir yöntem geliştirirler. sandallarla usul usul yüzeye çıkmış alman denizaltılarına sinsice yaklaşıp periskoplarına ya çuval geçirirler ya da kırarlar. şaka gibi. eh kör olan denizaltı mecbur su yüzeyine çıkarr ve böylece vurulmaları daha kolay olur. vay amk! çuval geçirme denince canım sıkıldı şimdi.
bu kez timurlenk yani "topal timur" lakaplı timur dönemindeyiz. hani şu savaş meydanlarında kellelerden kuleler diken imparator. hindistan'ı istila ederken karşısında 120 kadar filden oluşan bir orduya denk gelir. hayvanları çok iyi bilen timur ordusundaki develeri toplayıp hepsinin sırtlarına ateşler bağlayıp fil ordusunun üstüne salar. ateşten çok korktuğu bilinen filler panikleyerek kendi ordusunun büyük kısmını bozguna uğratır. timur savaşı kazandığı gibi filleri ele geçirip bir de üstüne fil ordusu sahibi olur.
2. kambises* ise daha denişik hacı. pers imparatoru kendisi ve mısır seferinde karşısında firavunun ordusu çıkınca ordusunun ön saflarındaki tüm kalkanlara kedi resimleri çizilmesini ve toplattığı yüzlerce kedinin kalkanlara, zırhlara bağlanmasını emreder. çok önem verdikleri, kutsal saydıkları kedilere ok atmayı reddeden mısır okçuları bunun bedelini ölümleri ile öder. çakaaal!
hastein ise bir viking lideri. derdi roma şehrini ele geçirmek(yuh amk). fakat bir sıkıntı var çünkü viking ordusu genelde köyleri kasabaları yağmalamakta çok daha iyi. yüksek surlarla çevrili bir şehri yağmalamak konusunda pek uzman değiller. ama çakallıkta uzmanlar hacı. hastein kendisini bir tabutun içine koyar ve askerleri de cenaze merasimi için tabutu taşıyan mahalleli kılığına girerler. böylece sallana sallana şehrin duvarlarını aşmış olurlar. plan işe yarar ve şehri böylelikle istila edip yağmalarlar ancak çok büyük bir hata yapmışlardır. istila ettikleri şehir roma değil luna şehridir ve bu büyük çakallık barındıran plan deşifre olmuştur. yazık. truva filmini mi izlemiş la bunlar yoksa? ama komik lan bunlarınki, yanlış şehri istila etmek ne demek amk? yuh! zaten hastein bu utançla yönünü ingiltere'ye yani adaya çevirmiş acısını onlardan çıkarmıştır. gerçi belli olmaz belki de irlanda'yı işgal ettiğini sanıyordur. ehehe!
bu kez çin'deyiz. general zhuge liang birazdan öğreneceğiniz gibi çakalın önde gidenidir. usta bir komutandır, askeri deha sayılır o dönemde. bir defasında savunduğu şehirde sadece 100 askeri vardır ve istilaya gelen ordu 150.000 askerden oluşmaktadır. boş kale taktiği denen şeyi uygular bizim general. ney? tüm askerlerine gizlenmelerini, kale kapılarının sonuna dek açılmasını ve kaleye giriş yollarının süpürülmesini emreder. kendisi de ana girişi görecek yerde bir platformda oturur ve eline aldığı sazı* usul usul çalarak beklemeye koyulur. istilaya gelen ordu bu generalin daha önceden bildikleri üstün savaş zekasını da hesaba kattıklarından önce bir duraklar. "noluyo amk? sakata gelmeyek la" nidaları ile duran işgalci ordu, bunun bir tuzak olduğunu düşünür. bu riskli boş kale taktiği işe yarar ve işgalci ordu geri çekilir. yuh amk kafaya bak sen! insan önce 200-300 kişi gönderir lan? ancak bu boş kale taktiğini ilk halısaha maçında deneyeceğim canlar. yer mi yer belli mi olur amk! takımdakiler dövmezse iyi.
son olarak kış günü rusya'ya işgale hazırlanan ahmaklardan gelsin. lan ben kış günü halısaha maçına gitmiyorum arkadaş. neyse, haçlı ordusu kendilerini çok üstün gördüklerinden kuyruklarının titreyeceğini bilmeden kış günü rusya'ya dalarlar. tam donanımlı haçlı ordusu karşısında hafif zırhlı rus ordusunun açık cephe savaşında hiç şansı yoktur. götüm götüm geri çekilirler ve donmuş peipus gölünde düşmanı beklerler. çakallaar sizi! tanrı'nın askerleri olduklarını düşünen haçlı ordusu haldır haldır peşlerinden girerler savaş alanına. donmuş gölün üzerinde saldırıya geçen haçlılar ağır zırhları yüzünden teker teker kırılan buz ile suya batar. onların bu halleri sonrası rus ordusu önce müthiş bir ok sağanağı ve sonrasında yaya askerlerle saldırıya geçer ve haçlıları darmadağın eder.(alıntı)