Bir zamanlar Türkiyede o kadar çok yabani hayvanlar vardı ki doğada dolaşan geyik görmek sıradandı resimde ise istanbula yakın yerde fotoğrafı çekilmiş antilop görülüyor https://galeri.uludagsozluk.com/r/1666127/+
.
* fao verilerine göre arap yarımadasının en güneyinde yer alan yemende halkın yüzde otuz beşinden fazlası hayati tehlike teşkil edecek derecede yetersiz beslenmektedir. yemenin yanıbaşındaki sınır komşusu oman ise hayati tehlike oluşturacak derecede yetersiz beslenen nüfusa dair veri bulunamayan dünyadaki birkaç yerden biridir.
(bkz: petrol)
* stalinin annesi tesettürlüydü.
* atatürkü koruma kanunu menderes döneminde çıkarılmıştır.
hümeyra'nın zamanında paris'e gidip 45'lik plak doldurması ama seri üretiminin yapılmaması.
--spoiler--
1971’de Philips’in teklifiyle Paris’e gidip bir de Fransızca ön yüzünde ‘Ja Saıs Que Tu Saıs’ (Dilber) ve arka yüzünde ‘ll viendra Celui Que J’aime’ (Olmasa) ‘in olduğu kırkbeşlik yaptı. Philips, plağı piyasaya vermekten vazgeçer. Türk Popu adına, en ilginç plaklardan sayılabilecek bu plak, günümüzde yalnızca birkaç koleksiyoncuda bulunuyor. O da, Hümeyra’nın ‘eşe dosta veririm’ diye Paris dönüşünde yanında getirdiği bir kaç nüshadan ibaret.
--spoiler--
1683 yılında Viyana önlerine gelen Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, şehri alacağından o kadar emindi ki, Viyana' yı aldıktan sonra şehirde yapacağı geçit törenini planlıyordu. Bu nedenle, bu büyük merasimde kullanılacak eşyaları Topkapı Sarayı' ndan çıkarttırmış ve yanına almıştı. Müttefik ordusunun başına Polonya Kralı Jean Sobiesky' nin geçmesiyle, Merzifonlu Kara Mustafa Paşa' nın bütün hayalleri yıkılmış oldu. Bunun üzerine herşeyini Viyana surlarının önünde bırakan Kara Mustafa Paşa, askerleriyle beraber Belgrad' a doğru çekildi. Geride kalan ne varsa Viyana' yı kurtaran Polonya Kralı Sobiesky' nin oldu. (bugün Topkapı'da bile bulunmayan bazı parçalar Polonya müzelerinde sergilenmektedir.)
Bu sırada ilginç bir olay yaşandı :
Hazinelerin yanında çuvallar dolusu çekilmemiş kahve bulunmaktaydı. Kahve çekirdeklerini gören Avusturyalılar, gördükleri çekirdekleri başka bir şey zannederek, " Türkler meğerse keçi pisliği yerlermiş" dediler ve kahve çekirdeklerini imha etmeye çalıştırlar. Daha önce Osmanlı topraklarında yaşamış bir Viyanalı' nın kahve çekirdeklerini farketmesi ve Avusturyalılara tanelerin ne işe yaradığını anlatması sonucunda Avrupalılar kahveyle tanışmış oldular.
--spoiler--
“1705 yılında Rus Çarı 1. Petro, Rus erkeklerinin daha Avrupai görünmeleri için sakal vergisi koymuştur.”
Yani verginin sadece gelir etkisi yoktur, kişi davranışlarını yönlendirme gibi toplumsal bir etkisi de vardır.
--spoiler--
*sivrisineklerin 40'a yakin dişi vardir
*su, mavinin soluk bir tonudur. Renksiz degildir
*telefonun asıl mucidi, antonio meucci'dir. Bell değil
*su, her derecede buharlaşır Sadece 100 derecede degil
*avustralya'nin baskenti sydney degil, canberra'dir
*alfa romeo arabalarinin sembolu, musluman yutmakta olan yılandır
*hitler, almanya'da dogmamistir
*normal tempoda bir trilyona kadar saymak, yaklasik 33 bin sene sürer.
Kristof Kolomb, bir akşam vakti, ispanyollar arasında yemek yiyordu. Yemekte bulunan misafirlerden birçoğu, Kolomb'un şöhretini küçümsüyorlardı. Yemek arasında söz Amerika?nın keşfinden açılınca, içlerinden biri, yüksek sesle: 'Oraları keşfetmek zor bir iş değil' dedi. Kolomb, bu söze karşılık bir şey demeden eline bir yumurta aldı ve masanın yanında oturanlara dönerek:
'içinizden hanginiz bu yumurtayı dik olarak dengede tutabilir?' diye sordu.
Herkes bunu denedi, fakat hiçbiri başaramadı.
O zaman Kristof Kolomb yumurtayı aldı, ucunu tabağın üstüne hafifçe vurarak yassılaştırdı ve yassı kısmını tabağa yerleştirdi. Elini yumurtadan çektiği halde, yumurta dik vaziyette dengede duruyordu.
Hepsi bağırarak:
'Bu zor bir iş değil ki! dediler.'
Kolomb gülerek:
'Doğru dedi. Bu zor bir iş değil. Zor olan, bunu düşünebilmektir!'
Bu ulvi ve ziyadesiyle kıymetli bilgiyi, tramvay monitöründen öğrendim.
Nasıl ilginç geldiyse demek ki, okumaya dalıp bir ebleh gibi, ineceğim durağı, iki durak geçmişim.
Bence ben daha ilgincim!
çin seddi yapımında kullanılan harç çok sağlam idi. o kadar ki yüz yıllar sonra dış tuğlalar düşse bile harç olduğu gibi kalıp olarak yerinde kalabiliyordu. bunun sebebi harcın karışımına çinli ustaların pirinç koymalarıydı. pirinç harcı normal harca göre üç kat daha sağlam yapabiliyordu.