hani olur ya lan, böyle tanıdık bildik her ne varsa uzaklaşmak; hiç tanımadığın yabancı birinde huzur bulmak istersin... hani gereksiz sorular sormayan, hani seni sıkboğaz etmeyen birini düşlersin... öyle bir zamandı benimkisi. bu keşmekeş dünyanın siktiğimin labirentinden bir çıkış bulamamıştım.
aldım telefonu rastgele bir numara çevirdim. telefon baya bi çaldı. niye açmıyor acaba başkasıyla mı sevişiyor diye gereksiz bir düşünceye dalmışken telefon açıldı.
sonra başladım konuşmaya. beni hiç tanımayan o yabancıya dökmeye başladım içimi. ne telefonu kapatıyordu ne de sen kimsin diyordu. o anlat dercesine sustu ve beni dinledi, bense sadece anlattım. ben anlattıkça onun da benim gibi olduğunu düşündüm. sanki aynı şeyleri kendisi de hissediyormuş, sanki nedenlerden niçinlerden o da sıkılmış gibi ve beni sıkmadan bir yabancının ruhsal dışavurumuna ortak oluyordu adeta.
o dinledikçe ben anlattım, ben anlattıkça o dinledi. arada nefesini duyuyordum. sanki nefesimden yüreğimi tuttuğunu hissettim bir an. aynı şeyleri düşündüğünü hissettim. sanki bir telefondan daha yakındı bana.
sonra "boncuk napıyorsun" diye bir ses duydum uzaktan... sanırım saatlerdir beni dinleyen bu kız mavi gözlüydü ve ona seslenen de kız arkadaşı idi. belki de bir öğrenci eviydi.
"napıyorsun sen telefonla saatlerdir ver onu bana" dedi ve bir boğuşma sesi gibi telefonun oradan oraya düştüğünü hissettim. bana değer verdiğini anladım. saatlerdir konuşmadan aynı şeyleri benim ağzımdan haykıran o kadın, beni dinlemek için boğuşuyordu. hoşuma gitti.
sonra boncuk diye seslenen kız telefonu aldı.
- merhaba kimsiniz?
* öylesine biri.
- numaranız kayıtlı da değil
* öylesine çevirdim zaten boncukla konuşuyorduk. bana mavi gözlümü verir misin lütfen..
- hahahahha
* lütfen telefonu arkadaşınıza verir misiniz
- hahahaha muhahhaa zuhahah
* lütfen dedim ama
- boncuk benim köpeğim. sibirya kurdu kendisi.
* /(?=)/&%++%&/()=
* siz kimsiniz?
- ben hülya
* hülya sevişelimmi?
-dıt dıt dıt
* hülya. hülya orda mısın