ilk beş sezonu yaklaşık iki hafta gibi bir zaman diliminde yalayıp yuttuğum, eğlenceyi ve aşkı içinde bulunduran sitcom. yedinci sezon bittikten sonra iki sezon birden izleyeceğim bir new york böyledir dizisi.
bitmesine yakın -artık "drametize edilmiş komedi" mi, "komedileştirilmiş drama" mı denmeli bilemiyorum- izleyicisini duyguya boğan dizi olmuştur. son bölümlerdeki "gülmek" ve "hüzünlenmek" arasındaki git/gelleri ile şahsımca takdiri kazanmıştır.
--spoiler--
6x14 ile beraber "son sözlerin önemi" vurgulanmış ve marshall'ın babasının ölümü konu alınmıştır.
--spoiler--
belki de bundandır ben biraz buruk seyrediyorum. babamın beni bıraktığı küçük yaşlara tekabül eden bir kış ayında söylediği son sözü bir kez daha anımsattılar bana. gerçi ne zaman unutabildim?
--spoiler--
-Bir yere kadar gidicem......ha bu arada eğer dönmezsem belki bunlar size son sözlerim olsun:
+......
-Sizi gerçekten ama gerçekten çok seviyorum, çocuklar.
+......
-Şimdi sıçmaya gidiyorum.
--spoiler--
6. Sezon 14. Bölümü aile özlemi çekip rüyalarına giren insanları derinden yaralamıştır.
---spoiler---
tüm bölüm boyunca ben ölseydim son sözüm ne olurdu? benim babam ölseydi son sözü ne olurdu? diye sorgulayarak geçti. Işin garibi hatırlayamadım. son sözüm "seni seviyorum" olsun isterdim sanırım herkese... o yüzden çok tekrarlıyorum sevdiklerime sevdiğimi belli etmeye çalışıyorum elinden geldiğince...
barney nin son sahnede kurdugu cümle de çok etkileyiciydi bu arada...
---spoiler---
4x10'uncu bölümün sonunda şükran günü sahnesi var ışın kılıcıyla. 3-5 yıl sonra diyor. marshall'ın ailesi gözüküyor, ama babası yok. demek ki 4. sezondan belliymiş baba eriksen'in gideceği. güzel bir detay.
6. sezon 14. bölüm... keyiflenelim diye sığındığımız bir liman olmuşsun ey how i met your mother! dile kolay 6 yılın en hüzünlü bölümüyle içimizi param parça ettin ulan!
--spoiler--
10 yıllık dostum, lise arkadaşım, kapı komşum, hemşom, yol arkadaşımın en acı gününde yanında olmak için tüm cenaze töreni boyunca gözyaşlarımı içime akıttım. eve gelip kafa dağıtayım derken marshall'ın da babasının cenaze töreniyle karşılaşmak çölde kutup ayısıyla burun buruna gelmekten farksızdı benim için. bu kez tutamadım, salya sümük ağladım. her bölümde gülmekten sandalyeden düşüren dizide ağlamak olsa olsa cenabetlikle açıklanabilir sanırım. şansıma sıçayım.
--spoiler--
yani bu kadar da lakayıt olunmaz ki. alt tarafı yirmi çukum dakka. yapacaksanız adam yapın, bir düzen tutturun. iki hafta yayında. bir ay tatil. bir hafta yayın, üç hafta tatil. üç ay tatil. bir hafta yayın. iyice şımardılar artık.
tekrar tekrar izlenilesi efsanevi dizi. öyle basitleştirilmiş bir dizi de değil. dizi dedin mi böyle olmalı, her bölümünde bir mesajı olmalı.
şöyle bir düşünüyorum da; en beğendiğim, bölümlerini tekrar tekrar izlediğim dizi bu.
not: tavsiye edilir.
not2: herkesin beğenmemesi normal tabi. benim izlerken düşündüğümle, başkasının düşündüğü bir olamaz.