Kesinlikle devamı çekilmesi gerekilen film. Kopuk bitti çünkü, adamlar asıl amaca ulaştılar film bitti.
Tüm karakterlerin rollerini muhteşem yaptıkları sadece Özlem Tekin in sırıttığı belli olmaktadır. Ama komando Sait ile Maradona şahsımca favorilerdir. Cem Yılmaz da gayet kaliteli rol yapmıştır.
Mehmet Ali Erbil li türk filmlerinden kat kat kaliteli olduğu gün gibi aşikardır. Beğenilmiştir, sinemaya giden paraya acınmamıştır.
bir cem yılmaz filmi olduğu için iyi gişe yapacağı açık olan ama sonrasında unutulup gidecek bir filmdir bana göre. "illa güleceğim diye bekleme" uyarıları ile gidilmiştir ki pek de gülünmemiştir doğru, ağlanmamıştır da, dram değildir zira. ee nedir peki? benzerlerini bir çok kere izlediğimiz filmlerden farkı nedir? cem yılmaz'ın çekmiş olması mı? oyunculuk mu? karakterlerin çoğu inandırıcı değildir yerine oturmamıştır. maradona rolünde gürgen öz çok daha başarılı olabilirdi. ama acaba yakışıklı olduğu için mi cem yılmaz yanyana oynamak istemedi diye de düşünmüyor değil insan yani. filmdeki en başarılı oyunculuğu damadın babası rolündeki oyuncu göstermiştir.
mazhar alanson kendini oynamıştır bana sorarsanız. sormuyor musunuz, olsun ben yine yazayım. şimdi bir eski subay bu, hala paraşütünü falan taşıyor, çanakkale'ye gömülmek istiyor, biraz da kaçık, kaçık ta tarzı tavrı, giydiği kıyafetler (kolsuz tişörtler, düşük popo pantolanlar vs.) çizmek istediği karaktere uymuyor hiç.kaçıklığın da bir sınırı var yani.
yiğidi öldür hakkını yeme demişler, mekanlar, mekanlardaki ayrıntılar titizlikle hazırlanmış, özen gösterilmiş.
kısacası, bence, olmasa da olur bir film.
cem yılmaz'ın bir tarzı var, onu cem yılmaz yapan, bunu zorlamasının bir anlamı yok, bakın böylesini de yapabiliyorum diye kendini farklı kulvarlarda ispat etmesine gerek yok.
cem yılmaz'ın katıldığı bir televizyon programında "2006'nın en iyi filmi" ilan ettiği film. senaryosunu yazıp yönettiği * ve başrolünü üstlendiği bir film için son noktayı da kendisi koyarak herkesi bir yükten de kurtarmıştır böylece.
oysa böyle sözlerle savunulmayı hak edecek kadar kötü bir film değil hokkabaz. iki saatini ayırıp izleyenleri pişman etmeyecek kadar güzel, eğlenceli ve samimi. değerlendirme yapılırken de bu noktada bırakmak yeterli belki. anlatmak istediğini, anlatan(anlatması gereken) bir filmi ayrıca yüceltmek, kaldıramayacağı değerler, anlamlar yüklemek en azından filmin "her şey"i tarafından yapılınca pek yakışık almasa gerek. böyle bir şey hokkabaz filmine de sinema sanatına da haksızlık olacaktır biraz.
bunun dışında senaryo boşlukları ve oyunculuklardaki kopukluklar giderilir, yönetim geliştirilebilir, görüntü kalitesine, kostümlere daha fazla özen gösterilir, bir sonraki projede "her şey çok güzel olabilir"
cem yılmazın varlığıyla şartlanmış, genişçe bi gülümsemeyle koltuğa oturan izleyiciyi dumura uğratması kaçnılmaz filmdir.senaryosu yetersizdir kopukluklar diz boyudur.ama mazhar alansonla cem yılmaz arasındaki baba oğul diyaloglarının samimiyeti işi kurtarmıştır. fakat doyurucu bi film olduğu tartışılır.memnuniyetsizliin nedeni komik olmamasında değildir sadece yetmemiştir işte..
bugün ömür gedik'in programında ali hakan 'ın yeterince iyi olmadığını düşündüğü film.
filmde, mazhar alanson'un oyunculuğununda kopmalar olduğunu söylemiş ve cem yılmaz'ın özlem tekin'le aşkını yeterince işlemediklerini ve filmin sonunda cem yılmaz'ın yaptığı fedakarlığın çok sırıttığını belirtmiştir.
filmin sonunda cem yılmaz'a madem böyle bir film çekebiliyordun niye gora gibi bir saçmalığı üretme gereği duydun diye sormanın hak olduğunu düşünüyorum. gora'dan sonra cem yılmaz'ın izleyiciye borçlu olduğunu düşünen birisi olarak hokkabaz'dan çıktığımda bu borcu kendi adıma sildim.
cem yılmaz'ın ve diğer oyuncuların-özellikle mazhar alanson- çok iyi oyunculuk sergiledikleri duygusal film. sinemada çok keyifli iki saat geçirmemi sağlamıştır ama bir daha izlemek isteyeceğimi hiç zannetmiyorum bana o tadı vermedi.
belki çok saçma olacak ama film'den sonra eve gelip de sözlüğü açana kadar herşey çok güzel olacak aklıma bile gelmemişti. Evet ikisi de yol filmi. ikisinde de cem yılmaz ve mazhar alanson var. ikisinde de cem yılmaz looser karakteri oynuyo. Ama açıkçası herşey çok güzel olacakta kendine bu kadar acındırmamıştı. Beni en ço kduygulandıran sahneler sonu değil de mesela filmin başlarında iskender'in pavyon'da gösteri yapmasıydı. Adam tüm hayatı boyunca sihirbaz olma hayaliyli yaşıyo. işini çok severek yapıyo. Ama geldiği noktada pavyonda çalışıyo ve gösteri yaparken kimse dönüp bakmıyo bile.
Gora kadar tüm film boyunca aralıksız güldürmedi belki. Ama güldürdüğü yerlerde de gerçekten nefesim kesildi, gora'da gülmediğim kadar...
keyifsiz bir anımda gittiğim ve çıktığımda kendimi tebessüm halinde yakalamama neden olan filmdir. gora 'daki gibi sırf gülme beklentisinde olanlar bu filmi yeteri kadar komik bulmayabilir ama bence senaryosuyla, oyuncularıyla, yönetmeniyle film gibi film olmuş diyebileceğim bir yapıdadır. bu arada özlem tekin'e bir kere daha aşık oldum.
beklentileri çok fazla karşılamayan film.*türk filmlerini*başarılı bulmuyorum,bunuda bulmadım.asıl onlara para kazandırmak gerekir ama verdiğim paraya*değmiyorlar.*
cem yılmaz' ın içinde bulunduğu filmler içinde en beğendiğim filmdir. konusu ve işlenişi ile beni fazlasıyla mest etmiştir. filmin oyuncu seçimleri ve müzikleri de dikkat çekici özelliktedir. ayrıca filmin sonunda dikkatli bakılırsa film müziklerinden biri cem yılmaz tarafından yapılmıştır.
---spoiler---
Bence G.O.R.A'dan en büyük farkı samimiyet konusunda kesinlikle G.O.R.A'ya 5 basmasıdır.Gerektiğinde ağlatan gerektiğinde hoş tebessümlere yol açan bir filmdir.Bu film cem yılmaz'ın serciyi yüzeysellikten bir kenara çıkarıp daha derin duygulara sürükleme çabasında olduğu hoş filmdir...
--spoiler--
m.a: ee ne zaman gıdıyoruz canakkale ye evlat?
c.y: baba aslında bız canakkale den gecmıycez...
m.a: eheheh tabı evlat, canakkale gecılmez!
--spoiler--
çok eğlenceli bir cem yılmaz filmi. özlem tekin'de rolünü gayet güzel oynamıştır. mazhar alanson zaten her zaman üstadtır. bir sahnesiyle resmen gözden yaş getirme derecesinde güldürmüştür. uzun zamandan beri bu kadar güldüğümü hatırlamıyorumdur hatta, o derece yani. tavsiye ederim.
fılm yerlere yatıran komedı fılmı degıl, gulmekten olmek ıcın gıdılmemelıdır. ancak, alzehımer baba mazhar alanson, sıhırbaz buyuk ıskender ve yaver maradona ıcın ızlenmelıdır.
--spoiler--
kıbrıs cıkarmasında, yaralanıp erken yasta emeklıye ayrılan bır babanın kendını atıl durumda hıssetmesı sonucu aılesıne yasattıgı ezıyetler, babasının karsı cıkmasına aldırmayıp sıhırbaz olma yolunu secen bır ogul ve ogulun hıkayesıdır. alanson un tatlı sert cıkısları fılme keyıf katmaktadır. oglunun gosterısını sadece bır kere ızlemıs, alkıslamıstır. buyuk ıskender ın hıpnoz sahnesı de superdır.
--spoiler--
Artık Cem Yılmaz'ın yönetmenlik konusunda çok iyi işler çıkardığının ispatı bir filmdir. Senaryo izleyiciyi kendinden koparmıyor ve her zaman merak uyandırıyor. Vizyondaki diğer yabacı filmler gözardı edilip tereddütsüz gidilebilecek film. Özlem Tekin'in oyunculuğu yetersiz kalsada Mazhar Alanson ve Cem Yılmaz o kadar iyi oynamışlar ki Tekin'in kötü oyunculuğu göze batmıyor. Maradona tiplemesi filmde kahkahalar atmama neden olmuştur. Ayrıca lazer göz ameliyatının reklamı çok fazla yapılmış. Her şeye rağmen böyle bir film kaçırılmamalı..
cem yılmaz ın oyuncu luk da senaryo da ve yönetmenlik de aşmış olduğu filmdir. kesinlikle ve kesinlikle izleyiciyi doyuran ve dumur a uğratan filmdir.
komedi filmi değildir. fakat komedi filmlerinden daha komiktir. trajedi değildir. fakat acı nın her türlüsü vardır.
ayrıca; mazhar alanson da harikadır.