allah, görünüşe göre insanların sözlü edebiyatla kültürel değerlerini aktardığı süreçte, aynı çizgide ilerleyen sözlü vahiyle sınamışken, yazılı edebiyatın geliştiği süreçte de yazılı kanunla mükellef tutmuş, tutmaya da devam ediyor. her halükarda tarihselci perspektifin egemenliği söz konusu.
insanlığın emekleme aşamasında bir bebek olduğu dönemde, onu şehir devletlerinin, yazılı hukuğun geliştiği normlarla sınayan bi allah yok anlayacağınız.
elimize ulaşan ilk tevrat metinleri henoteist bi çizgideyken, musa'nın sina dağına çıkışıyla epifanik göstergeleri olan yhwh insan zihninin eşzamanlı evrimiyle daha soyut bi katmana çıkarak, ne olmadığını söyleyerek tanımladığınız kavramların seviyesine ulaşıyor. negatif teolojiye, apofatik tanıma. kuranda gospellerin ve tora metninin kemikleştiği döneme ait bir metin. aynı fenomonolojik izi kuran metninde de görebilirsiniz.
bir tanrıyı ön planda tutmakla birlikte, çok sayıda tanrıyı kabul eden/edebilen inanç sistemi. peygamberimiz zamanındaki mekke müşrikleri de genel anlamda bu kapsamda düşünülebilir.