çöldeki bir vaha gibi. küresel ısınan şu dünyada beni limonata misali serinletmeyi başarmış insandır. o ne samimiyet, o ne bilgi, o ne birikim, o ne ustalık, o ne entellektüellik. seni sevmeyen ölsün be hacı.
televizyon makinesinde kendisini laikligin neferi olarak göstermis ve o müthis engin derin hedehödö bilgi birikimiyle su lafı etmistir "ne mutlu türkiye yani ne mutlu türkiyeyim diyene!?!?!"
ayrıca bunu diyen bunu da dedi;
(bkz: benim IQ um 165 yani)
hicbir anlamda turkiye'ye artisi olmayan cakma guzelimsi insandir. ablasinin sirtindan unlu olmustur. tuvalette guzel sevistigini duymuslugum var ama biraz da ovelim di mi?
aile kontenjanından unlu olan her sabah uyanınca acaba bugun ne olsam diye dusunup birgun sarkıcı birgun oyuncu birgun modacı birgun yazar olmaya debelenen belki iki kelimeyi bir araya getirebilse biseyler olabilecek ama su anda sadece magazin gulu olmayı beceren insan.
paris hilton gecen hafta istanbul'a geldiğinde ortalarda görünmeyen kişidir. en azından aynı karede yakalanabilselerdi yahut aha! bu da bizim çakma paris deyip de paris hiltonun yüz ifadesini görebilseydik.
sunucu: işte bu da bizim çakma paris hilton.
paris hilton: what?
barbie bebeklerin ete ve kana bulanmış hali... (çok vahşi bi cümle oldu sanırsam)
iq kardeşi olan, bizim meşhur uzaylının oğlu ile aynı programdadır an itibariyle...
(bkz: beyaz show)
ne diyelim;
(bkz: iq iq ya karşı derler)