-yusuf bir gelsene.
- nasıl konuşuyorsun ulan sen babanla?
-adın yusuf değil mi sonuçta?
şimdi bazı değerler kafalarda canlandıysa ne mutlu bana. yok canlanmadıysa gidin kendinizi becerin.
tamamen saygıdandır. sevgi beslemek zorunda değilsiniz ama saygı duymak insanlıktan gelir. patronuna bile bile çıkar amaçlı saygı duymak zorunda olanlar çok çok sonra anlarlar değerlerini ümmet sınıfına giremeyeceklerinden.
eski galatasaray'lı muhammed vardı mesela, ondan bahsediyorsak ona durduk yerde hazreti demenin bir manası yok tabii.
ekleme: beşiktaş altyapısındaki küçük muhammed için de aynı durum geçerli.
annesi, müslümanların annesi hz. amine nin yaptığı eylemdir. amcaları da kuvvetle muhtemel muhammed derdi, hz. muhammed'e peygamberlik gelmezden önce. mekkeli müşrikler mi. onlar emin sıfatını eklerlerdi. yani onlar bile kafirlikle öküzlüğü karıştırmazlardı.
müslümanlar için inanca saygısızlıktır;
bu bağlamda değerlendirildiğinde bir başkası da
kumandan che'ye, che dediğinde ya da
mustafa kemal'e mustafa dediğinde
benzer bir saygısızlık yapmış olarak algılanabilir.
slm gene ben. konu ile belki pek alakası yok ama; yine de çok fazlası ile inananı olan ama bir şehir efsanesinden ibaret olan mekkeli müşriklerin bile kendisine "emin" deme meselesi hakkında; kendisine emin denildiği kuran da geçmemekle birlikte; farlı şekilde çağrılıyor olduğu bizzat kuranda belirtilmiş olan islam peygamberi. tanımı yaptık; örnekleyelim.
. "düşünmüyorlar mı ki, arkadaşları olan peygamberde deliliğin eseri yoktur. o ancak açıkça uyaran bir kimsedir." (araf suresi 184. ayet)
. "arkadaşınız (muhammed) asla deli değildir." (tekvir suresi 22. ayet)
. "dediler ki: 'ey kendisine zikir (kur'an) indirilen kimse! sen mutlaka delisin!" (hicr suresi 6. ayet)
. "hanginizin deli olduğunu yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler." (kalem suresi 5 ve 6. ayet)
tekvir suresinde dikkat edilirse allah da; muhammed'e muhammed demiş; ya da kitabı yazan ya da çeviren herneyse. o da mı saygısızlık yapmış.
pek sevgili müslümanlar gibi örnek vererek anlatma günüm bugün o sebeple; şimdi iki adam var elimizde. bir tanesi müslüman değil. ne olduğu bu durumda öenmli de değil. bizim için burada görevi müslüman olmamak. diğeri de müslüman. şimdi birinci kişi islam peygamberinden bahsedecek, bu durumda muhammed diyecek. işte bu noktada bakalım ikinci kişi ne yapıyor.
b: muhammed diyemezsin. saygılı ol. hz.de. dinime saygın olsun. o ki alemler onun yüzü suyu hürmetine yaratılmıştır; sen ki tutup popçuya topçuya imparator diyorsun hz desen çok mu.
bu bir argumandır. yaklaşık olarak böyle denilmektedir. umuyorum kimseyi kırmıyorum.
ama bu şu anlama gelir. a kişisi için. bir kere a kişisine inanmadığı bir şey için o şekilde söyletmeye çalışmaktır. a kişisine inanmadığı bir şeyi empoze etmektir. araya başka şeyler sokarak manipule etmek en azından bir şekilde kendi dinine biat ettirmeye çalıştırmak. tabi bu islamın gereği. islam inananlarından bunu bekliyor.
ama daha temizcesi, neden dinine saygı göstersin. doğrusu sana saygı göstermesi. insan olmak birey olmak bunlar tanımlı şeyler artık insanoğlu için. bence karşındakine saygılı olabilmek onun inandığı subjektif görselliklere saygılı olmaktan çok çok daha elle tutulur bir durum
peygamberlin basina hz.kelimesi konmasi onlara, ve o dine inananlara saygidandir. müslüman sadece hz. muhammed´e degil diger bütün peygamberlere de hz. sanini kullanirlar. bu hem müslümanlarin o peygamberlere de saygisindan, hem de o dinlere inananlara saygisindandir.
bir peygambere hitap sadece kendisinin öznel durumuyla ilintili degil, o peygambere inanan diger bütün insanlari rencide etmek ya da etmemekle de ilgisi vardir. hassas insanlar bu konunun pekala da bilincidedirler. peygamber´e hz. ekini kullanmadan, ki bu da herhalde ki bilincle yapilan bir hareket olsa gerektir, hitap sekli o sahsin temsil ettigi bütün degerlere de bir sekilde saygisizlik göstermek anlamina geliyordur. büyük bir ihtimalle hz.peygamber´e hz. ekini kullanmadan hitap eden bir zihniyet, o sahsin simgeledigi diger bütün degerlere de herhangi bir saygi göstermiyordur. o degerleri reddediyordur, sahsi reddetme bir yana- acik reddetme durumunda karsi görüse indirek olarak tolerans gösterilmemis olmaktadir.
bu durumu cok cesitli sekillerde baska alanlarla da karsilastirabiliriz. türkiye devleti basbakanina basina "sayin" kelimesini kullanmadan herhangi bir baska devletin yetkilisi direk, "erdogan" yahut "ecevit" yahut " menderes" seklinde hitap ederse, bu affedilmez bir diplomatik hatadir. cünkü o sahis bu ifadesiyle basbakanin nezdinde bütün türk milletini asagilamis olur. ayni sekilde kabul görülmüs hitap tarzlarini bilincli bir sekilde terkedip yerine hitap tarzi disi bir kullanim getirmek, sadece peygambere degil, o peygamberin nezdinde o dine inanan herkese karsi yapilan bir harekettir. o dini ve peygamberini tolere edememe durumudur. peygamber, bir dini temsil eden en bas kisidir, ona yapilan her türlü degisik hitabet herhalde ki direk olarak o dine inanan, kendisini o sahisla bagdastiran her bireyi derinden ilgilendirecektir. ki yazilan yazilardan edindigimiz izlenimlere bakarsak, ilgilendirmektedir de. eger belirli bir siyasi görüs, bir baska görüsü tolere edemiyorsa, bu misillemeyle karsilik verilebilecek bir ortam olusturacak, karsi hakaretler olacak, ve bu da gerilim yaratacaktir. bu türden gerilimleri önlemek icin, diplomatik kurallar belirlenmis, ve halen de titizlikle uygulanmaktadir.
nürnberg mahkemelerindeki bütün nazi subaylarina bile mahkemece "sayin" seklinde hitap edilmistir, ve hemen hepsi de idam cezasi alip asilmislardir. demek ki asilmasina karar verilen adam bile "sayin" seklinde hitap edilmeyi haketmektedir. bir peygamber herhalde ki hz. lakabini bin kere hakedecektir.
kalitesizliğin ya da art niyetliliğin ifadesidir. bunu yapan insan gözlemlenir. babasına da adıyla hitap ediyorsa kalitesiz diyilip geçilir. öbür türlüsüne art niyetli denir.
enteresan bir şekilde diplomaside ya da resmi ortamlarda kullanılan sayın kelimesine vurgu yapılarak eleştirilen durum. oysa ki alakası yok. tarihten rastgele bir isim seçelim şimdi. mesela alparslan. bildiğin selçuklu sultanı alparslan. haydi deyin bakalım sayın alparslan resmi - gayriresmi yazılarda. komik oldu mu? oldu değil mi. mutlaka onun zamanında karşısındaki düşmanı onunla muhattap olduğunda kendisine sayın anlamına gelecek bir hitapta bulunmuştur. ama şimdi her yerde kendisi için kullanılan isim doğrudan alparslan. soyisim falan da yok. ya da ne bileyim yıldırım bayezid, edison, bach, metin oktay...
inananlar kendisine hazret dediği için inanmayanların da bu şekilde kullanması gerektiği, aksi taktirde inananlara saygısızlık edildiği ifade edilmiş. bu da yanlış. asıl saygısızlık, inanmayanların da inanıyormuş gibi davranmalarını beklemek bence. senin o önüne koyduğun hazreti ifadesi ona bir kutsiyet katan bir hitap şekli, belki kelime anlamı sayındır birebir ama onun kullanılma amacı bir kutsallığa vurgu yapmak. eğer ben onun kutsal olduğuna inanmıyor isem başına kutsiyet katan bir sıfat koymam. müslümanların diğer peygamber olduğu iddia edilen kişilere de hazreti demeleri kendi dinlerine göre onların peygamber olduklarına inanmalarındandır, diğer dinlere saygıdan olduğunu iddia etmek çok iyimser bir bakış açısı, hele de o dinlerin mensuplarına gavur, kafir vb. sıfatlar bu kadar yaygın kullanılmakta iken.
sen peygamber olduğuna inanırsın, hazreti de dersin, efendimiz de dersin... ben inanmıyorum, o benim için sadece muhammed ya da daha spesifik olmak istersek muhammed bin abdullah'tır.