hayattaki anlamsızlıkları minimal seviyede tutmak kaidesiyle, gerekli rizikoları üst seviyede almak. bunları yaparsak hayat anlamlı olacaktır kesinlikle.
seversin. ölürsün onun için ama o aradadır. üzer seni bilerek veya bilmeden. herşeye rağmen vazgeçemessin çünkü ondan geçmek hayattan vazgeçmektir.intahar etmektir. 6 yıl geçer böyle hergünün bir ümitle.. bitmesede ümidin kalmamıştır artık eski inancın kadere. ve 6 yıl sonra bir gün değişiverir herşey..okadar değişiktir ki ne yapacağını bilemeyen biri olarak..iyiye güzele vesile..
uyandığında evinde olmak
ailenle birlikte pazar kahvaltısı yapabilmek
ertesi gün okula gittiğinde nerde kaldın sen merak ettim diyen arkadaşlarının olması
ağladığında başını omzuna yaslayabileceğin birinin olması...
*kaybedilmeyecek dostların,
*yetiştirdiğin domatesi toplarken aldığın haz,
*şömine başında içtiğin kahvenin tadı,
*sevgilinden aldığın ilk öpücük...
bu böyle uzar gider ve zaman geçer biz bunların kıymetini elden gidince anlarız.
ilbahar gelince zerdali ağaçlarının çiçek açması. sonra erken açan zerdali ağaçlarına bazen kar yağması. dalların üstünde biriken karla, zerdali çiçeğinin o iki beyazın eşsiz manzarası. bazı çiçeklerin solması ama bazılarının ise güneşin daldaki karı eritmesiyle o eşsiz yolculuğuna devam etmesi. bu durum daha da değerli kılıyor bu zerdali çiçeğini.
askerdeyken acemilik dönemimde ilk 1 ayda, karavana verilen kahvaltılardan sonra, yani küçük paketlerde hazır verilen, lezzetsiz ve doğal olmayan, reçel, bal, sabit şekerli çay gibi format kahvaltılardan sonra, yemin töreninde gelen yakınlarının börekler, çörekler, domates, peynir gibi bilumum zengin ve doğal çeşit bir kahvaltıyla gelmeleri. akabinde beraber bunları piknik formatında yediğimiz an... domatesim benim. ne çok değerliymişsin sen! en çok seni özlemişim bu kısa sürede. ben onu anladım.
- "teşekkür ederim" sözünü duymak.
- ne kadar üzgün olsanız da size tebessüm ettirebilen dostlar.
- tanımadğınız bir kişinin size gülümseyerek selam vermesi.
- herşeye rağmen sevebilmek.
- güzel anları hatırlayabilmek.
- okuduğunuz kitaptaki karakteri kendinizle özdeştirmek.
şemsiye kullanmayı sevmemenin neticesinde sırılsıklam olmayı göze almak ve o anda bir otobüs durağı yamacına ilişecekken sahipsiz bir şemsiye ile karşılaşmak,
dereyatağında uyumayı akıl eden tavşan ve kekliklerle karşılaşmak sınıra tel çekerken,
adını bilmediğin o şarkının adını bin kez bir yerlerde görmek ama onun o olduğunu hiçbir zaman öğrenememek,
okuduğun kitabın altını çizdiğin yerlerinin en yakın iki dostunun birisiyle tıpatıp aynı diğeriyle apayrı olması,
kırk yılın başı açılan bir sınavın sen o yere girdiğinin üç ay sonrası açılması,
ve
aşk.