ince bir kar serpiştiriyor ve üstümdeki ince palto beni ısıtmamaya başlıyor. Burnum ve kulaklarım kıpkırmızı, yolu yarılamışken bir köpek görüyorum yavaş yavaş bana doğru yürüyor derken bir bisküvi parçası çıkarıyorum cebimden kim bilir hangi günden kalma. Elimi sağa sola haraket ettirerek köpeğin dikkatini üzerime çekiyorum. Saksının dibine atıveriyorum bayat ama hala yenebilecek olan bisküviyi. Yemeden önce teşekkür eder gibi bana bakıp kuyruk sallıyor. 2 parmağımla başına hafifçe dokunuyorum içim huzur doluyor. O bisküviyi yerken yoluma devam ediyorum.
- karşıdan karşıya geçerken bir aracın şoförünün mütebessim bir ifade ile yaya olan bana yol vermesi.( uzun zamandır yaşamamıştım teşekkür ederim.)
genellikle "demek ki insanlık daha ölmemiş arkadaş." cümlesini kurduran olaylardır.
her ne yaşadıysan, ne kadar ağladıysan ve ne büyük kabuslar gördüysen gördün; sabahın kör vakti kalkıp pencereyi açtığında, namaza giden amcaları, işlerine, okullarına, kısacası hayata koşan insanları gördüğün an, içinden ben daha ölmedim laaan diyorsan, umut var demektir. gittiği yere kadar, koşabildiğin kadar...
onsuz yaşayamam dediğin insanın ardından, gitmesinin üzerinden uzunca bir süre geçtiği halde, yaşama katlanabiliyorsan arkadaş; hala umut var demektir.
en mutsuz anlarda bile yanında hissedilen değerliarkadaşların varlığı .
onlarla geçirilen günleri hatırlamak, sizi güldürmek için yaptıklarını düşünmek..
eski anıları düşününce bile mutlu ediyorsa sizleri,hatta bazen kendi kendinize kahkaha attırıyorsa, işte onları hiç kaybetmemek gerekir.