günün şiiri

entry3080 galeri300 ses2
    212.
  1. Kim demiş haram nedir bilmez Hayyam?
    Ben haramı helali karıştırmam:
    Seninle içilen şarap helaldir
    Sensiz içtiğim su bile haram...
    1 ...
  2. 213.
  3. Beni bu güzel havalar mahvetti,
    Böyle havada istifa ettim
    Evkaftaki memuriyetimden.
    Tütüne böyle havada alıştım,
    Böyle havada aşık oldum.
    Eve ekmekle tuz götürmeyi;
    Böyle havalarda unuttum.
    Şiir yazma hastalığım;
    Hep böyle havalarda nüksetti.
    Beni bu güzel havalar mahvetti.
    1 ...
  4. 214.
  5. Yerin seni çektiği kadar ağırsın
    Kanatların çırpındığı kadar hafif..
    Kalbinin attığı kadar canlısın
    Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
    Sevdiklerin kadar iyisin
    Nefret ettiklerin kadar kötü..
    Ne renk olursa olsun kaşın gözün
    Karşındakinin gördüğüdür rengin..
    Yaşadıklarını kar sayma:
    Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;

    Ne kadar yaşarsan yaşa,
    Sevdiğin kadardır ömrün..
    Gülebildiğin kadar mutlusun
    Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
    Sakın bitti sanma her şeyi,

    Sevdiğin kadar sevileceksin.
    Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
    Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
    Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
    Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
    Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
    Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
    Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
    Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
    Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
    Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
    Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..

    işte budur hayat!
    işte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
    Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
    Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
    Çiçek sulandığı kadar güzeldir
    Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
    Bebek ağladığı kadar bebektir
    Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
    Sevdiğin kadar sevilirsin...

    Yazar : CAN YÜCEL
    0 ...
  6. 215.
  7. Sende; ben, kutba giden bir geminin sergüzeştini,
    Sende; ben, kumarbaz macerasını keşiflerin,
    Sende uzaklığı,
    Sende; ben, imkansızlığı seviyorum.
    ...
    Güneşli bir ormana dalar gibi dalmak gözlerine
    Ve kan ter içinde, aç ve öfkeli,
    Ve bir avcı iştahıyla etini dişlemek senin.

    Sende, ben, imkansızlığı seviyorum,
    Fakat asla ümitsizliği değil...

    yazar: nazım hikmet ran.
    2 ...
  8. 216.
  9. (bkz: ulu orta)
    yani kabul ederseniz bu olsun. öyle aklıma geldi, elimden çıktı bir anda.
    0 ...
  10. 217.
  11. Canım son mesajın gelmedi..
    sms in bitti biliyorum..
    kontorun de yok anladım..
    insan bir arardı.

    yüz kere odemeli attim
    ona da cevabın yoktu
    kim bilir yaban ellerde misin?
    aşkından ölebilirim bence.
    1 ...
  12. 218.
  13. ülkeme layıktır laik düzen
    bankalar halkımı faizle üzer. *
    0 ...
  14. 219.
  15. "Canı cehenneme rahat uyuyanın.
    kapısını örtenin perdesini çekenin.
    yüreği yalnız kendiyle dolu olanın.
    duvarları ancak çarpınca görenin.
    canı cehenneme, başkasının yangınıyla evini ısıtıp yemeğini pişirenin.. "

    Şükrü Erbaş
    0 ...
  16. 220.
  17. Öncülük kolay iş değil dostum, ağrılı ve acılı
    Usta ve yaratıcı olmalı, işine yürekten bağlı
    Elinde bir süpürge, önünde çer-çöp, süpür ha süpür
    Sırtında ağır yük, hep ayakta, yolda olmalı. *
    0 ...
  18. 221.
  19. Selam size Nikola ve Bart
    Özgürlüğe inananlar
    Her gün doğan güneşle biz
    Sizle yola düşeriz
    Siyah bulut çökecek, şafak ahmer;
    parlak soylu kentler düşecek, tat vermez olacak
    kan revan ve katmer katmer çözülecek âlem-i makber.
    Rençberler, işçiler, gettolar ve tam yerinde serseriler, zibidiler, mülksüzler
    alem elinde yürür sokaklarında,
    sökük kaldırım taşları, alt üst olmuş sıfatını tanımlar telaşları.
    Genç yaşları, külleri savuran anka kuşları,
    efendilerin artık ödenmeyecek bâcları,
    kanat çırpışları imler başlangıçları,
    göğe yükselmeseler de dikenlidir taçları!
    1 ...
  20. 222.
  21. gerçek şu ki
    hayat sol frame den ibaret değil
    ya gerçekten
    sevgilisi uyuyunca
    insan sözlüğe sarıyor...
    1 ...
  22. 223.
  23. Ilk defa elini tutmak istiyorum bir kadının. Elimi boynuna atmak. Kendime çekmek istiyorum. Kokusunu içime çekmek istiyorum. Bana aitligini bilmek. Sahip olmayı hissetmek istiyorum. Utangaç halde sokaklarda dolaşmak istiyorum. Muhallebi yemek, birşeyler içelim mi demek istiyorum. O sahildeki bankin üstünde oturmak istiyorum. Kayalarda masum öpücük istiyorum. Yanağını sıkmak gözlerimi gözlerinden kaçırmak istiyorum. Taksi de elini bırakmamak istiyorum. Güneş ne olur batma. Akşam olmasın istiyorum. Ayrılmak istemiyorum.
    0 ...
  24. 224.
  25. Yaş otuz beş! yolun yarısı eder.
    Dante gibi ortasındayız ömrün.
    Delikanlı çağımızdaki cevher,
    Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
    Gözünün yaşına bakmadan gider.

    Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
    Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
    Ya gözler altındaki mor halkalar?
    Neden böyle düşman görünürsünüz,
    Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?

    Zamanla nasıl değişiyor insan!
    Hangi resmime baksam ben değilim.
    Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
    Bu güler yüzlü adam ben değilim;
    Yalandır kaygısız olduğum yalan.

    Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
    Hatırası bile yabancı gelir.
    Hayata beraber başladığımız,
    Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
    Gittikçe artıyor yalnızlığımız.

    Gökyüzünün başka rengi de varmış!
    Geç farkettim taşın sert olduğunu.
    Su insanı boğar, ateş yakarmış!
    Her doğan günün bir dert olduğunu,
    insan bu yaşa gelince anlarmış.

    Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
    Her yıl biraz daha benimsediğim.
    Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
    Nerden çıktı bu cenaze? ölen kim?
    Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar?

    Neylersin ölüm herkesin başında.
    Uyudun uyanamadın olacak.
    Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
    Bir namazlık saltanatın olacak,
    Taht misali o musalla taşında.
    1 ...
  26. 225.
  27. Tükenir elbet gökte yıldız, denizde kum tükenir
    Bu vatan bu topraklar cömert
    Kutsal bir ateşim ki ben sönmez
    inanın Mustafa Kemal'ler tükenmez

    Ben de etten kemiktendim elbet
    Ben de bir gün geçecektim elbet
    iki Mustafa Kemal var iyi bilin
    Ben işte o ikincisi sonsuzlukta
    Ruh gibi bir şey görünmez
    inanın Mustafa Kemal'ler tükenmez

    Hep kardeşliğe bolluğa giden yolda
    Bilimin yapıcılığın aydınlığında
    Güzel düşünceler soyut fikirlerde ben
    Evrensel yepyeni buluşlarda
    Geriliği kovmuşum ben dönmez
    inanın Mustafa Kemal'ler tükenmez

    Başın mı dertte beni hatırla
    Duy beni en sıkıldığın an
    Baştan sona herşeyiyle bu vatan
    Sakın ağlamasın Kasım'larda Fatih'ler Kanunî'ler ölmez
    inanın Mustafa Kemal'ler tükenmez

    halim yağcıoğlu
    1 ...
  28. 226.
  29. Sende; ben, kutba giden bir geminin sergüzeştini,
    Sende; ben, kumarbaz macerasını keşiflerin,
    Sende uzaklığı,
    Sende; ben, imkansızlığı seviyorum.
    ...
    Güneşli bir ormana dalar gibi dalmak gözlerine
    Ve kan ter içinde, aç ve öfkeli,
    Ve bir avcı iştahıyla etini dişlemek senin.

    Sende, ben, imkansızlığı seviyorum,
    Fakat asla ümitsizliği değil...
    2 ...
  30. 227.
  31. nevizade'de bir akşam
    ve biz
    mükemmeliz
    3 ...
  32. 228.
  33. öğle olmuş
    iş başlamış
    banane
    sen yanımda olmayınca
    iki kadeh atsaydık
    bize her yer meyhane
    ama şimdi
    her sokak başı
    seni hatırlatıyor
    ve sonu.
    2 ...
  34. 229.
  35. nasıl girdin kanıma
    öyle aklımdasın
    biliyorum
    imkansız
    biliyorum herşey boş
    çaba da göstermiyorum zaten
    göstermem anlamsız

    bir adam vardı
    vakti zamanda
    çaresiz
    ve güzeller güzeli prenses
    dünya güzeli
    zenginlik hiçbirşeydi
    prenses herşey
    para hiçbirşeydi
    prenses herşey
    zaman hiçbirşeydi
    prenses herşey
    hayat hiçbirşeydi
    prenses herşey

    işte o adam
    çaresiz
    bekliyor öylece
    olmayacak şeyleri
    olmayacağı beklemek
    yeni bir deyim al sana
    belki de sözlükte vardır
    bilmiyorum
    tek bildiğim şey
    sözlükler hiçbirşeydir
    prenses herşey.
    2 ...
  36. 230.
  37. SON ŞiiRiM

    Elim birine değsin,
    Isıtayım üşüdüyse
    Boşagitmesin son sıcaklığım!

    RIFAT ILGAZ
    0 ...
  38. 231.
  39. Kan ter içinde gece
    Kan ter içinde her yanım
    Her yanım bu gece vurgun içinde
    Kurşun yemişim, sürgün yemişim
    Bu sana ilk gelişim
    Vur emriyle düşmüşüm kapına
    Düşmüşüm kucağına, bu yara sıcak ana

    Yok elimde bir demet menekşe
    Yok elimde sevdiğin gül şekeri
    Yok işte sana bir şey
    Bilmem ki ne demeli
    Bir tek ağır yaralı özlemim
    Ve birtek gözlerine sürdüğün gözlerim
    Anne benim, aç kapıyı
    Oğulcuğun, küçük tavşanın, körolmayasıcağın
    Ölmeyesin, bitmeyesin
    Yürekyarısı gitmeyesin dediğin
    Anne benim, aç kapıyı
    işte geldim, işte bu sana ilk gelişim

    Hep senin için gökyüzünde bir evimiz olsun isterdim
    Hep senin için bulutları isterdim
    Ellerimi açtırıp dua ettirirken
    O küçük evimizde sokulurken göğsüne her gece
    Hani her gece sorduğumda
    Anne babam nerde
    Nerde kuşların dilinden anlayan adam
    Ve menekşelerle konuşan adam
    Nerde anne
    Ve sen bastırıp bağrının kızılca kıyametine acını
    Gelecek oğul, sen uyu şimdi
    Baban gelecek bir yağmur gibi yağmurla
    Rahmete boğacak yoksulluğumuzu derken
    Ben uyur, düşümde
    Senin için bir ev görürdüm gökyüzünde
    Sen, babam, ben ve melekler
    Ve melekler anne
    Anne melekler
    Önce babam sonra onlar terkettiler gecelerimizi
    Ben de çekip gittiğimde
    Yani oğulcuğun yani yürek yarın
    içinden geçen şarkın gittiğinde
    Sen nasıl yaşadın anne

    Kan ter içinde gece
    Kan ter içinde her yanım
    Her yanım bu gece vurgun içinde
    Kurşun yemişim, sürgün yemişim
    Bu sana ilk gelişim
    Vur emriyle düşmüşüm kapına
    Düşmüşüm kucağına, bu yara sıcak ana

    Vakit yok artık
    istersen kalayım böylece
    Ama bir kere öpseydim elinden
    Ama bir kere sürseydim gözlerimi gözlerine yeniden
    Yok elimde bir demet menekşe
    Yok elimde sevdiğin gül şekeri
    Yok işte sana bir şey
    Bilmem ki ne demeli
    Bir tek ağır yaralı özlemim
    Ve birtek gözlerine sürdüğün gözlerim
    Anne benim, aç kapıyı
    Oğulcuğun, küçük tavşanın, körolmayasıcağın
    Ölmeyesin, bitmeyesin
    Yürekyarısı gitmeyesin dediğin
    Anne benim, aç kapıyı
    işte geldim, işte bu sana son gelişim

    Üzülme, kapanıyor diye gözlerim
    işte gidiyorum vakit doldu
    işte kapanıyor gözlerim kapının önünde
    Öğrettiğin gibi ellerimi kaldırıp gökyüzüne
    Ve eğip başımı önüme dua ediyorum
    Üzülme anne, vakit doldu
    işte şimdi bir oğlun oldu
    Bir oğlun oldu anne

    Kan ter içinde gece
    Kan ter içinde heryanım

    ibrahim sadri- anne
    1 ...
  40. 232.
  41. Kim o, deme boşuna
    Benim,ben..
    Öyle bir ben ki gelen kapına
    Baştan başa sen!

    Özdemir ASAF
    1 ...
  42. 233.
  43. bir hayatın başında son bulmak

    seni kazanmadan kayıplara bırakmaktı aşk

    gözlerinin renginde düşlerim var benim

    dünyanın en kahırlı anıydı senden ayrı olmak

    konuşabilsem neler söylerim

    sustuğum kadar çoktun içimde

    belki sana uzak kaldığım için cezalandırıyor hayat beni

    neden bu kadar geç kaldın ki

    ya da neden bu gidiş

    kalbimin atışlarını burada bırakıyorum

    sabahında bir boyöz ve çayla uyanmak vardı

    yanında olmak vardı

    belki izmir bizimle daha güzel olacaktı

    bu ayrılığı taşıyamıyorum

    kavuşmalarını getir bana

    gözlerini getir

    seni öyle seviyorum ki,

    ayrılığın işgalinde olan bu şehri bir daha kurtaracak kadar çok seviyorum.

    yanımda hayallerim eriyor

    günler burada geçmiyor

    senden ayrı olunca bütün şehirler bana gurbet geliyor

    yani şimdi, senin olmadığın bir kentin sabahına mı günaydın olacak?

    nasıl bir aydınlık bu?

    odam hala karanlık

    işıksızım

    yangınımı dışa vursam

    söndüremez bu şehir kendini

    yollar uzun yıllar kadar

    gel desem gelir misin?

    seni beklemek için hayatı erteleyebilirim

    çok sevdim seni

    hüznümü anlatacak bir kalem daha yok elimden başka

    dokunulmuş sözlerden dokunulmaz bir aşk bırakıyorum sana

    oralarda yağmur yağdığında beni hatırla

    gözlerim bir bulut oldu

    sana dokunabilmesi için yağdı başına

    yaşama heveslerim tükendi tükenecek

    gel, buralar aşkla yaşanır

    aşksız ölüm geliyor bana

    bilmediğim sokaklarda bildik biri ol

    seni sevmekten başka elimden bir şey gelmiyor

    yalnızım çok yalnızım

    evimin bahçesinde yalnızlığımı asıyorum

    sen gelirsin diye gözlerimi kurutuyorum

    kağıtları seninle dolduruyorum ki sana ulaşabilsin diye

    okuduğun her satır bir damlasıydı hayatımın

    dokunduğun sayfalar ayrılığımın tercümanıydı

    bilmediğim bir dil bu

    nasıl anlatılır bilmiyorum

    içimde bir çağ yangını var

    kayboluyorum kendimde

    aynalara küsüyorum

    saçlarımın rengi soluyor sen yoksun

    ben yorgunum.

    ezberimdeki bütün cümleler bir olsa

    çektiğim şu kahrı anlatamaz

    hayat olsa bu yalnızlık, yaşanmaz

    ben senden bir hayat değil

    bir adım bekliyorum

    gel izmir’in kokusundan getir bana

    sokaklarından bir avuç toprak getir

    gözlerime yağmurundan getir

    gel gözlerinle izmir’i bana getir...
    2 ...
  44. 234.
  45. gece ve ışıklar
    siren sesleri
    servis bekleyen işçiler
    vardiya amirleri
    kimsenin kimseye faydası yok
    eksiği de
    ben etkisiz eleman
    kapitalizm gizli özne
    ve dünya
    dolaylı tümleçten olma yüklem.
    1 ...
  46. 235.
  47. Bir kadini aglatmak çok zor degildir aslinda.
    Kadinlar her seye aglayabilir;bir filme,bir sarkiya,bir yaziya.
    En az erkekler kadar yani!
    Ama bir kadini yürekten aglatmak zordur.
    Eger bir kadin yürekten agliyiyorsa,
    aglatan onun yüregine ulasmis demektir....

    Ama o yüregin degerini bilememis olacakki
    aglatan gözünü bile kirpmadan teker teker
    batirir igneleri yüregine!
    Iste o zaman koca bir yumruk gelir
    oturur bogazina kadinin yutkunamaz,
    nefes alamaz!çünkü o koca yumruk
    canini çok acitir.Gözleri bugulanir kadinin sonra.

    Aglamayacagim der içinden.
    Ama engel olamaz iste;
    Çünkü yüregine, ulasmistir birileri
    ve igneleri saplamaktadir.
    Bu aciya ne kadar karsi koyabilirki kadin!
    Ince ince süzülür yaslar gözünden;
    önce bir kaç damla,sonra bir yagmur seli...
    Ve kadin aglar ;hemde çok!

    Sanmayinki gidene aglar kadin!
    Gidenin giderken koparttigi yerdir onu aglatan.
    Orada biraktigi yaradir...
    O yaranin asla kapanmayacagini,
    kapansa bile izinin kalacagini bilir kadin!
    O yüzden aglar ....
    Ama bilirmisiniz?aglamak kadinlari olgunlastirir.
    Her damla daha çok kadin yapar kadinlari.
    Her damla bir derstir çünkü.

    Bazen kadinlar agladiginda çogu insan,
    aglama niye agliyorsun ki,degmez onun için derler.
    Bilmediklerindendir böyle demeleri.
    Çünkü yürekleri aciyan kadinlar aglayamazssa,ölürler.
    Içindeki zehirdir onlari öldüren!
    Aglayarak o zehirden kurtulur kadinlar,
    o irirni temizlerler yaralarindaki!
    Çünkü bilirler temizlenmezse iltihaba dönüsür yaralari...

    Dönüsmemesi lazimdir oysa,o yüzdende bolca aglarlar.
    Zaman geçer sonra kadilar kendilerine sarilmayi ögrenirler.
    Umarim ögrenirler,yoksa ruhlar sapkin yollara çarpar kendilerini.
    Sapan ruhlarin dogru yolu bulmasida yeni acilar demektir.
    Bunu bilir kadinlar;o yüzden eninde sonunda
    ögrenirler kendilerine sarilmayi....

    Çok aglayan kadinlar,bir çok seyden
    vazgeçen kadinlardir aslinda..
    Her damla olgunlastirir kadinlari evet ama
    olgunlastikça o safça inandiklari ask gerçegi
    onlarin gözünde küçülür.
    Küçüldükçe degerini yitirir ve isteo zaman
    kendilerine sarilip,yeni bir kadin yaratirlar kendilerinden.
    Güçlü,yenilmez,magrur ve aska inanmayan....

    Insanlar soruyor çogu zaman neden?
    Bu kadar çok bekar kadin var diye;
    Çünkü o inançlarini yitirdi o kadinlar.
    Zamaninda yüreklerine o kadar çok igne saplandiki,
    o kadar çok acidilarki!
    Artik kendilerinden baska bir dogru olmadigina inaniyorlar.
    O yüzden kendilerine sariliyorlar....

    Çünkü biliyorlarki
    Sarildiklari adamlar onlari hak etmedi;
    Hemde hiç bir zaman!
    Hep bir çikarlari oldu sarildiklari adamlarin.
    E.... o zaman niye sarilsinlarki!

    Niye sarilalimki!
    Etrafinizda yürekten aglayan bir kadin varsa,
    bilinki olgunlasiyordur...
    Bilin ki,gerçekleri kabul etmeye baslamistir...
    Bilin ki,artik sarilacak tek bir dogrusu kalmamistir....

    O,da kim diye sormayin artik.
    Çokaglayan kadinlar.eninde sonunda
    kendilerine sarilirlar çünkü!

    aziz nesin.
    1 ...
  48. 236.
  49. özledim seni...
    ayrılık yüreğimi uyuşturuyor karıncalandırıyor nicedir.
    beynimi uyuşturuyor özlemin...
    çok sık birlikte olmasak bile
    benimle olduğunu bilmenin
    bunca zamandır içimi ısıttığını
    yeni yeni anlıyorum
    Yokluğun,
    Hatırladıkça yüreğime saplanan bir sizi olmaktan çıkıp
    mütemadiyen bir boşluğa
    Sabahları seni okşayarak başlamaları
    aksamları her isi bir kenara koyup
    seninle baş başa konuşmaları özlüyorum;
    oynaşmalarımızı,
    yürüyüşlerimizi,
    sevimli haşarılığını,
    çocuksu küskünlüğünü...
    Nasılda serttin başkalarına karşı
    beni savunurken;
    ve ne kadar yumuşak
    bir çift kısık gözle kendini
    ellerimin okşayışına bırakırken
    Gitmeni asla istemediğim halde
    buna mecbur olduğunu görmek
    ve sana bunları söylemeden
    "git artık" demek
    "beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk
    kavuşacaksın mutluluğa"
    demek sana nede zor
    seni görmemek ve belki yıllar sonra
    karsılaştığımızda
    bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden...
    yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek....

    can yücel.
    2 ...
© 2025 uludağ sözlük