güneş ışınları odanızı aydınlattığında ve sızan güneş ışınları sabahın en mahmur anında yüzünüze vurduğunda sevdiğiniz herhangi biri tarafından sıcacık bir gülümsemeyle söylendiğinde insanın gününün mükemmel geçmesine yol açan kelimedir.
sabah gözlerini açtığında, senin için dünyadaki en değerli insanın karşında durup seni izlerken, senin uyandığını görüp mükemmel gülümsemesiyle sana söylediği ve senin o sözle bütün bir gününün mükemmel geçmesini sağlayan söz.
''sabah.. akşamdan bozma bir güneş tutulması eşliğinde alnıma yapıştırılan bazı kelimeler.. seni uyanmak; güzel değil.. iyi değil.. beynin en dinlenmiş haliyle herşeye daha geniş, daha detaylı, daha anlayabilir bir gözle bakmak hoş değil.. yaptıklarımızı görmek hoş değil.. oysa gece nede güzel terletiyordu kirpiklerimizi.. ne de güzel aptallaşabiliyorduk.. eşin güneşi balçıkla sıvadı.. atasözlerine meyillenme çağındaki bir çocuğu öldürdü..
sabah.. kopan parmaklarımı birbir enseme dikiyorum ustalıkla.. düşünce gücü; işe yarayabiliyor zaman zaman.. adamın düşünce gücü; uyuma ihtiyacı hissetmesi yadırganamaz.. sabahtan korkması; uyumayı engeller.. seni uyanmak hoş değil.. aydınlık bir gün; günaydın lucifer..''
en lanet dolu sabahlarda bile duymanın insanı bi nebze iyi hissettirebileceği bir söz. iyi niyet dolu; sevme önkoşulu bulunmayan bir dilek.
yakında ankara'da da açılacak olan, leziz köfteler yiyebileceğiniz, istanbul menşeili et lokantası. web sayfası da yapmışlar. http://www.gunaydinet.com
Günaydın tavuklar, horozlar
Artık memnunum yaşamaktan
Sabah erkenden kalktığım zaman
Siz varsınız;
Gündüz, işim var, arkadaşlarım,
Gece, yıldızlar var, karım var,
Günaydın tavuklar, horozlar!*
önce konuşmadım iki hafta kadar, kendine zaman ayırsın diye. eve gitmişti. "ara verelim" dönemi değildi. zira, ara verecek kadar adı konmuş şeyler yaşamadık hiç. sadece sıkılmasın istedim benden. bilemezdim...
konuşmadı döndüğünde. nedenini söylemedi. sordum, "iyiyim" dedi. kestirip attı. sonra, "ben aşık oldum" dedi bir gün. bekliyordum sanırım. öyle yıkık demezsin dışarıdan baksan... sanki kolonlarımı balyozla kırmışlar. dökükleri toplamışlar...
bıraktım. sustum. antidepresanlar. uzun uykular. yirmi saatten fazla, hareketsiz uykular. anlamsız günler. hepsi baktı birbirine çaresizce. mezarımın başında duruyorlardı. ağlayamadım. belki sığınağım bile harabe...
dün aradı. açsam mı, açmasam mı? düşündüm. şarkı uzadı melodide, söze girdi artık. açtım. konuştuk. yarım saat. "çıkıyor musunuz" dedim. tutamadım. "evet".
belli etmedim umarım. "seni özledim" dedi. "bende seni özledim" demeden duraksadım. beni özlemesini beklemezdim. "kapatalım artık, arada bir ararsın" "olur".
döndüm kendime, içime. hani o uyumadan "sen de uyu tamam mı" diye mesaj atardı. ben de sonra uzun uzun yazardım sabah okusun diye ona. "günaydın ilham perim"... hep böyle derdim.
şimdi o günaydınlar gitti. onun uyuyup uyumadığını bilmiyorum. o huzurla uyuyamıyorum. saatler hiçbir şey ifade etmiyor. öylesine yaşıyorum, ilaçlarla uyuyorum.
ve şimdi, bir başkası ona "günaydın" diyor belki. belki bazen beni hatırlıyor. o kadar özledim ki "günaydın" demeyi. uyumayı... uyutmayı onu... bebek gibi... gitti...