sözcülerinin söylediğine göre yurtdışıdnan gelen arkadaşları ile birlikte öncelikle türkiye'ye ağırlık vererek daha yapılmamış nükleer santrali protesto eden grup.
Ama neden öncelikle türkiye'ye? Daha nükleer santrali olmayan bir ğlkeye öncelik niye? 300'ün üstünde nükleer tesisi olan amerika veya bir çok avrupa ülkesi varken neden türkiye?
Nedeni basit, önümüzdeki 10 yıl türkiye'nin(petrol hariç) enerji ihtiyacı için dışarıya vereceği para 350 milyar dolar. Nükleer tesis demek türkiye'nin kendi enerjisini üreterek 350 milyar doları cebinde tutması demek.
E tabi greenpeace'de işverenlerini bu paradan mahrum etmek istemiyor.
aslında hiç bir şey bilmeyen insanların kulaktan dolma bilgilerle karaladığı bir sivil toplum kuruluşu.
sokakta yüzyüze projesinde çalışanlardan biriyim.
olurda aranızdan birinizi durdurmak istersek o çok kıymetli zamanınızdan sadece iki dakikanızı ayırıp dinleyin. boş değil, arastırmalar sonucu bir şeyler söyleniyor çünkü.
bencillik zamanı değil.
amerika'da özgürlük heykeline çıkarak gerçekleştirdikleri ancak amerikayla ilgisi olmayan eylemlerine katıldığım örgüt. iyi zaman gerçidim mi? geçirdim. bi bok anladım mı? anlamadım. ama güzeldi.
geçenlerde çarşının ortasında bir sürü yeşil tshirtlü eleman getirmişler broşür dağıtıyorlar 2 dakikanızı ayırırmısınız lütfen dediler. bunu derlerken hayatlarının hatasıyla karşılaştıklarının farkında değillerdi tabi. ilk lafım greenpeace den nefret ediyorum götüme benziyorlar demek oldu. hepsinin surat ifadesi alaca bulaca oluverdi. kimle dans ettikleri hakkında bilgileri olmasa da yine de biraz işin ciddiyetini kavrayıp iyi günler o zaman deyip sıyrılabileceklerini sandılar.yer mi anadolu çocuğu ? yemez. bu sefer ben durun durun dedim siz 2 dakikanızı ayırın. zavallılar dinlediler. tabi 25 dakika falan konuştum. bu 25 dakika da ne kadar kolpa bir örgüt olduğundan bahsettim. başlarda inanmadılar sonra dünyadan bile haberi olmayan bu anketör arkadaşları bilgilendirdikten sonra doğru abi demeye başladılar. içlerinden bazıları diretip yanımdan kaçsalar da 4 tane aslan gibi leb demeden leblebiyi anlayan evladımızın şu itiraflarına şahit oldum. diyorlar ki abi sigara parası yok broşür dağıtıyoruz işte. durum bundan ibaret dostlar. sigara parası olmayan greenpeace ci oluyor. ne olduğunu da bilmiyor. bırakın bu kolpaları kendilerini zincirleyedursun. eğer ki siz bu ülke ve dünya için elle tutulur birşeyler yapmak istiyorsanız çalışın çabalayın realist birşeyler yapın.
kendilerinin yaşanabilir bir dünyanın var olabilimesi için yaptıkları eylemlerini sürdürebilmeleri için manevi desteğin yanı sora birazcık da maddi desteğe ihtiyaçlarının olduğunu, bunun için de gerekli olan meblağın zaman zaman çıkardıkları dergilerini üyelerinin hizmetine sunarak tedarik ettiklerini benim de bu dergiden bir adet almak suretiyle dünyanın değişimine katkıda bulunabilieceğimi bildirmek için dün çğle saatlerinde telefonumu arayarak değerli vakitlerini bbenim için harcayan organizasyon. acayip sevindim lan, heyecanlandım hatta. öyle böyle değil. ilk maaşımı aldığımda söz 1 yıllık abone olucam yeminle. öptüm sizi.
ekseriyeti üniversiteye yeni başladığında çevrecilik ile ilgili en ufak fikri olmayıp tek derdi ortam yapmak olan gençlerden oluşan sivil toplum kuruluşu gibi geliyor bana. hangisine nükleer gayet temiz bir enerji neden karşısınz desem çarnobilden başka yanıt alamadım. çernobilde 50 yıllık soviyet teknolojisi vardı şimdi teknoloji çok farklı desem zaten mevzu ile ilgili en ufak fikirlerinin olmadığına eminim. çernobil şimdi hangi ülkede desem onu da bilmezler ya. neyse.
yeşil barış işte ya abi çevreciler yehuuuu. pek ala pek güzel.
içinde yaşayan bireylerin her birinin ailesinden en az bir ferdini kanserden kaybettiği bir şehir düşünün. son üç senede yapılan duble yollar öncesinde herkesin deniz kokusuyla uyandığı bir şehir. ayaklarını serinlettiği, ailesiyle gittiği mangal öncesinde kavununu karpuzunu soğuması için koyduğu derelerin artık akmadığı bir şehir. türkiye'nin balık ihyiyacını karşılyacak kadar verimli olmasına rağmen artık belirli zamanlarda avlanılması gerektiği için nadiren balık yiyebilen bir şehir. ne bileyim, apartmanlar, binalar, iş merkezleri yapılacağı için binlerce fındık ağacının, mısır, çay tarlasının yok olduğu bir şehir.
bi umut işte bizimkisi, az da olsa bir umut. çocuğumuz torunumuz hikayeleriyle değil gerçeğiyle büyüsün diye bir umut. herkesi kendisi gibi argonot zanneden antenler anlamasada umut ediyoruz. ne yapalım, başka çaremiz yok.
hangi amaca hizmet ettikleri belli olmayan bir topluluk.
bunların liderleri sağlam yerlerden 'burs' bağlanan kişilerdir; solcu ya da entel dantel olmak isteyen genç kızlarımız, sosyallik ve karı-kız ayağına bu işe giren erkeklerden oluşurlar. üniversitelidirler.
yol ortasında sizi çevirip konuşmaya başlayıp çoğu zaman ayar yiyerek uzaklaşırlar. birçoğu kulaktan dolma bilgilerle donanmıştır ve son günlerde etrafta senin ki kaç cm diye diye gezmektedirler.
üyelerinden her biri ilerde boş işler müdürlüğüne terfi edecek olan sıradan tiplerdir. çevre ile ilgili en ufak bilgisi olmayan, beyinlerinde tıpkı "rock müzik dinleyen hatunlar güzelmiş lan" fikrinde olduğu gibi bir inanış olan, boşluktan ya da doğada fazla oksijen almaktan dolayı kablolarını yakan veya fonksiyonları kısa devreye uğrayan ve son olarak tek dertleri isim yapmak olan grubumsutraklardır. börtü böceği koruduklarının yarısı kadar ülke değerlerine sahip çıksalardı, şimdi bulunacağımız yer belki de çok farklı olacaktı.