türünün en iyi örneklerindendir. isminden başrol oyuncusunun bir araba olduğu düşünülebilir ancak filmde gran torino değil gran torino'ya olan tutku ve insanın sorgulamadan kabul ettiği kurallar anlatılmaktadır. başından sonuna kadar insana dersler veren film, en güzel dersi finalde vermiştir.
istemsizlik, bezmişlik bi hırıltıyla nasıl anlatılır eastwood bunu gösteriyor. sonunda tamam hepsinin göte koycak işte diye beklediginiz sahne tam hayal kırıklıgı. yinede en iyi filmler listemde en önlerde.
--spoiler--
iyi kötü çirkin ve bir avuç dolar içinden sonra clint eastwood'un oynadığı en iyi filmdir kanımca. filmin sonunda aile çete belasından kurtulsun diye kendini feda etmesi çok güzeldi. o umursamaz ve laf sokucu tavrına da ayrıca bittim zaten. şımarık ve bencil olan kız torunu'nun filmin sonunda göt oluşu da ayrı bir güzeldi.
--spoiler--
mystic river ile karşılaştırınca onun gerisinde kalan bir film. tabi kılint abi gene konuşturmuş oyunculuğunu ki bu filmin en iyi artısı... hasılı farklı ve güzel bir film...
-- spoiler içerir --
bazı ekşici sinema fakirlerinin yine kötülediği, clint babanın bu yaşta yapıp yapabileceği en iyi filmlerden biri. adamın bu yaşta bile film çekiyor olması hollywood için adeta bir nimet, clint eastwood hem yönetmenliğini hem de usta oyunculuğunu konuşturmuş ayrıca. senaryosu çok basit de dursa, sıkıcı da görünse film sizi içine çekiyor ve son sahneye kadar adeta soluksuz izliyorsunuz. tabi siz clint babanın yine ortalığı darma duman edeceğini sanıp gaza geliyorsunuz ama film ters köşe yapıp dramın doruğuna vuruyor.
-- sonra ağlama --
geleneklerin ne işe yaradığını görmek için iyi bir filmdir. adam'ın modern amerikan ailesinde bulamadığı gelenek görenek saygı vs.'yi henüz özüne bağlı "çekik gözlülerden" görmesi fikrimce filmin ana fikridir.
sonunda "yürü be walt, helal be walt, kim tutar seni walt" dediğimiz film.
--spoiler--
fakat walt'un gran torino'yu tao'ya bırakması tahmin edebileceğimiz bir durumdu. clint üstada yakışmadı. daha enteresan bir şekilde bırakması gerekirdi.
--spoiler--
Konu içerisinde konu işlemiş, fakat kurtlar vadisi'nden başka pek birşey izlemeyenler tarafından kötülenmiş filmdir. izlediğim çoğu Clint Eastwood filmi gibi gözlerimi doldurmayı başarmıştır.
clint eastwood'un hayatının oyununu sergilediğini de düşünebileceğimiz 2008 yapımı film aşırı ırkçı ve faşist de sayılabilecek bir kore gazisinin karısının ölümünden sonraki yaşamını anlatmakta..
filme adını veren ise bir araba 1972 model bir gran torino, filmin asıl başlangıcı da gran torino'nun çalınmaya çalışılması ile oluyor; yeni taşınan, walt kowalski'nin deyimiyle "çekik"; koreli çocuğun, kuzeninin de gaz vermesiyle giriştiği bu hırsızlık olayı komşusunu doğal olarak sinirlendiriyor ama bu durum beklenenin aksine iki evin arasındaki ilişkiyi kuvvetlendiriyor, özellikle de çocuğun ablasını sokak serserilerinden kurtaran walt, istemeden de olsa komşularıyla iyi bir ilişki kurmuş oluyor..
gran torino, beklenmeyen sonuyla - ki cidden öyle, filmdeki rahip bile böyle bir son beklemiyordu -, klasik olma riski olan bir senaryonun usta işlenişiyle, insanı sarıp sarmalayan oyunculuklarla - bilhassa eastwood'un performansı - hoş zaman geçirmek için ideal bir film! ancak çocuklara uygun değil, zira neredeyse gora'daki kadar küfür var ama bu küfürler filmde göze batmıyor zira konunun gidişatına ve edildikleri yerlere göre "ancak bu söz söylenebilirdi zaten.." dedirten cinsten..
ve kowalski'nin günah çıkarttığı, gran torino'nun ilk kez görüldüğü - tam anlamıyla ilk kez, brandasız bir halde -, mong çetesinin evi kurşun yağmuruna tuttuğu sahneler fazlasıyla dikkat edilmesi gereken sahneler; filmde en çok dikkati toplayacak olan sahnelerdir ancak bütün olarak tam anlamıyla eksiksiz, bitiminde de yüzde engellenemeyecek bir gülümseme bırakan gran torino; ayakta alkışlanacak bir yapım..
efsanevi otomobil 'gran torino' nun çevresinde şekillenecek görüntüsü veren, ama gran torino ile alakalı 2-3 sahnenin olduğu, tırışkadan bir konunun etrafında dönen, sosyal mesaj katsayısı kararınca tutulmuş, klişeleri bolca olan bir filim .. beğenmedim açıkcası..clint eastwood'un önceki yapımlarını izleyince insan cidden kızıyor böyle bir filim yapılmasına .. hani bu filmi mahsun kırmızıgül yapsa idi, on numara olmuş derdim .. ama işte clint eastwood .. beklentisi oluyor insanın iwo jimaya mektuplar, milyon dolarlık bebek vs vs ..izleyince
efsanevi otomobil 'gran torino' nun çevresinde şekillenen olayları anlatan film. clint eastwood'un hem yönetmen koltuğuna oturduğu hem de kamera karşısına geçtiği film, bir kore gazisi'nin amerika'da ağırlıklı olarak çekik gözlülerin (hmong kabilesi) ikamet ettiği bir mahallede yaşaması gibi bir yaman çelişki üzerine kurulu.
bir film izledim hayatım değişti tarzı bir etki yaratan film. önyargıları kırmak konusunda ise ayrı bir şaheser. karakterlere gelince asyalı kızımız sue'nun olduğu her sahne cıvıl cıvıl, ayrı bir tatlıdır. böyle şeker bir asyalı görmeyeli epey olmuştu filmlerde.