"yok istemem, yan cebime koy" un, duygusal ve destansı bir kostümle birlikte iyi bir de oyunculuk sonrasında, "hem giderim hem ağlarım" şeklinde yansımasıdır.
hayatın boyunca yanında olan, iyi gününde, kötü gününde her zaman destekçin biricik ailenden ayrılmanın artık gerçekleştiği andır ve insanın göz yaşlarını tutmasına imkan yoktur. gelin ve ailesindeki bütün bireyler bu duruma kayıtsız kalmaz ve belki de hayatındaki en anlamlı göz yaşlarını dökerler.
hayatında yeni bir dönem açıldığının, senelerce yaşadığı o evden son kez ayrıldığının, benim evim dediği yeni bir mekana gideceğinin, geri gelişlerin artık eskisi gibi olmayacağının farkında olan çocukluğunun umarsız mutluluğunu başka bir mutlulukla değiştirdiği hisseden kızın mutlulukla karışık hüznüdür. yaz yağmuru gibidir, kapıdan çıktıktan sonra muhtemelen biter.
kimisi benim gibi nikah merasiminde annesiyle gözgöze gelme aptallığına düşüp masada da ağlar, hatta balayından dönerken muazzez abacı dan dinlediği bir içli şarkıyla da ağlar, abartıp ben annemi özledim şimdi ağlıyordur anneme gidelim diye tutturur.
iğde ağaçlarının belli belirsiz kokusu gibi kendine haz bir hüznü vardır, yaşamayan bilemez.
(bkz: hem ağlarım hem giderim)
son derece normaldir. duygu seli içinde baba ocağından ayrılınmaktadır.* artık eskisi kadar nazınız çekilmeyecek, el üstünde tutulmayacak, yediğiniz önünüzde yemedğiniz arkada olmayacaktır. geçim derdinden bahsetmiyorum bile.**