gecenin şiiri

entry13372 galeri929 ses19
    1182.
  1. Disariya yagmur
    yüregime hasret
    fikrime Sen
    nasil yagiyorsunuz ucunuz birden bir bilsen..
    4 ...
  2. 1183.
  3. afyon garındaki küçük kızı anımsa, hani,
    trene binerken pabuçlarını çıkarmıştı;
    varto depremini düşün, yardım olarak batı'dan
    gönderilmiş bir kutu süttozunu ve sütyeni.

    adam süttozuyla evinin duvarlarını badana etmişti,
    karısıysa saklamıştı ne olduğunu bilmediği sütyeni,
    kulaklık olarak kullanmayı düşünüyordu onu kışın;
    tanrım gerçekten çocukluk günlerinizde mi?..

    eşiklere oturmuş bir dolu insan
    keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

    cemal süreya.
    0 ...
  4. 1184.
  5. her şey olmak isteyip
    hiçbir şey olamamış bir adamın
    hayal kırıklığı var içimde
    kaç yaşına gelirse gelsin
    ergenliği aşamamış
    yüzünde mahcubiyet
    bir volkan var içinde.
    0 ...
  6. 1185.
  7. dünün diğer adı geçmiş.
    dün dündü desek bile geçmemiş.
    kader dünle bu günü ayrı seçmiş.
    kader hep var ama biz için bu anı seçmiş.
    * * *
    1 ...
  8. 1186.
  9. Köylüleri niçin öldürmeliyiz?
    Bu sorunun karşılığını bulamıyorum
    içinden çıkılmaz bi olay, ama önemsiz
    köylüleri öldürmesek de olur
    hatta onların kalın suratlarını
    görmezlikten gelebiliriz
    yapılacak çok şey var daha
    sözgelimi ben, kendim
    hiç hayıt ağacı görmemişim
    görmeden ölürüm diye korkum da yok
    değil mi ki albatrosu Baudelaire'den
    Yves Bonnefoy'dan semenderi öğrendim
    bir gün bakarsınız
    şu güzelim bilgiç beynimi kırıp
    teneşir tahtası olarak kullanabilirim.

    ismet Özel- Akla Karşı Tezler
    2 ...
  10. 1187.
  11. içime siner mahallenin kokusu
    gökyüzü karışıksa kuşların işi
    ya içim içime sığmıyorsa
    ne denir kötüdür insanların gidişi

    dirlik duzenlik/edip cansever.
    1 ...
  12. 1188.
  13. seni, anlatabilmek seni
    iyi çocuklara, kahramanlara
    seni anlatabilmek seni,
    namussuza, halden bilmeze,
    kahpe yalana

    ard- arda kaç zemheri,
    kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu.
    dışarda gürül- gürül akan bir dünya...
    bir ben uyumadım,
    kaç leylim bahar,
    hasretinden prangalar eskittim.
    saçlarına kan gülleri takayım,
    bir o yana
    bir bu yana...

    seni bağırabilsem seni,
    dipsiz kuyulara,
    akan yıldıza,
    bir kibrit çöpüne varana,
    okyanusun en ıssız dalgasına
    düşmüş bir kibrit çöpüne

    yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,
    yitirmiş öpücükleri,
    payı yok, apansız inen akşamlardan,
    bir kadeh, bir cıgara, dalıp gidene,
    seni anlatabilsem seni...
    yokluğun, cehennemin öbür adıdır
    üşüyorum, kapama gözlerini

    ahmed arif
    2 ...
  14. 1189.
  15. ne güzel şey hatırlamak seni:
    ölüm ve zafer haberlerinin içinden,
    hapiste
    ve yaşım kırkı geçmiş iken...

    ne güzel şey hatırlamak seni:
    bir mavi kumaşın üstünde unutulmuş olan elin
    ve saçlarında
    vakur yumuşaklığı canımın içi istanbul toprağının...
    içimde ikinci bir insan gibidir
    seni sevmek saadeti...
    parmaklarının ucunda kalan kokusu sardunya yaprağının,
    güneşli bir rahatlık
    ve etin daveti:
    kıpkızıl çizgilerle bölünmüş
    sıcak
    koyu bir karanlık...

    ne güzel şey hatırlamak seni,
    yazmak sana dair,
    hapiste sırtüstü yatıp seni düşünmek:
    filanca gün,filanca yerde söylediğim söz,
    kendisi değil
    edasındaki dünya...

    ne güzel şey hatırlamak seni.
    sana tahtadan bir şeyler oymalıyım yine:
    bir çekmece
    bir yüzük,
    ve üç metre kadar ince ipekli dokumalıyım.
    ve hemen
    fırlayarak yerimden
    penceremde demirlere yapışarak
    hürriyetin sütbeyaz maviliğine
    sana yazdıklarımı bağıra bağıra okumalıyım...

    ne güzel şey hatırlamak seni:
    ölüm ve zafer haberleri içinden,
    hapiste
    ve yaşım kırkı geçmiş iken.
    1 ...
  16. 1190.
  17. Annem ilkokul mezunuydu. Ama, çok iyi bir doktordu.
    - Başım ağrıyo yav…
    - Saçın ıslak ıslak çıktın ondan.
    - Başım dönüyo…
    - E bi şey yemiyorsun, açlıktan.
    Eczacıydı aynı zamanda…
    - Gözüm morardı.
    - Gel, patates basayım.
    - Kepeklerim çoğaldı.
    - Otur, zeytinyağı süreyim.
    - Arpacık çıktı galiba.
    - Yum, sarımsak değdireyim.
    Hemşireydi…
    - Öfff, terledim be.
    - Dur, sırtına havlu sokayım.
    Röntgen mütehassısıydı…
    - Öhh-höööaa!
    - içme şu zıkkımı.
    Bebekken, anestezi uzmanıydı…
    - Dandini dandini dastaaana.
    Ürologdu…
    - Çişin niye sarı bakiiim?
    Fizyoterapistti…
    - Dizim ağrıyor.
    - Benim de belim ağrıyor, geçer.
    Diyetisyendi…
    - Mis gibi türlü yaptım, sakın sokakta burger filan yiyip gelme, kola da içme!
    Cildiyeciydi…
    - Sırtımda sivilce çıktı.
    - Çikolata yeme.
    Laboranttı…
    - Burnum akıyor.
    - Ben şimdi sana bi ada çayı kaynatayım, rezene, bal, limon,
    tarçınla zencefili de ılık ılık iç, uyu, uyan, sabaha bi şeyin kalmaz.
    Psikiyatrdı…
    - Nen var oğlum?
    - Bi şeyim yok.
    - Var var, canın sıkkın.
    - Yav bırak, iyiyim.
    - Yok yok, bilirim ben.
    - Anne delirtme insanı!
    - Bak gördün mü?
    - Neyi gördüm mü?
    - Sinirlerin bozuk senin.
    Genetikçiydi…
    - Babana çektin sen, o da sinirli, bütün kötü huylarını ondan almışın zaten.
    Hastasıydım…
    Hastaydım ona.
    iyi bakın onlara..."

    Anne - Yılmaz ÖZDiL
    2 ...
  18. 1191.
  19. “insan olan yerlerim çok ağrıyor olsun,
    yine de sen kapanma, şu sıra benim
    yerine bırak ben incineyim.”
    — birhan keskin
    1 ...
  20. 1192.
  21. Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden?
    Bilmem, bu yanardağ ne biçim korla tutuştu? 
    Pervane olan, kendini gizler mi alevden? 
    Sen istedin, ondan bu gönül zorla tutuştu.. 
    2 ...
  22. 1193.
  23. Sen, adına bir harf bile yazılmayı hak etmeyen kadın.
    Nasıl oldu da ruhumu, bedeninle yıkadın?

    #BayBalık

    http://Http://www.Baybalik.blogspot.com
    2 ...
  24. 1194.
  25. Ey yeşil sarıklı ulu hocalar bunu bana öğretmediniz,
    Bu kesik dansa karşı bana bir şey öğretmediniz.
    Kadının üstün olduğu ama mutlu olmadığı,
    Günlere geldim bunu bana öğretmediniz.
    Hükümdarın hükümdarlığı için halka yalvardığı,
    Ama yine de eşsiz zulümler işlediği vakitlere erdim,
    Bunu bana söylemediniz.
    insanlar havada uçtu ama yerde öldüler,
    Bunu bana öğretmediniz!

    -Sezai Karakoç
    0 ...
  26. 1195.
  27. "(...)
    oysa kaç çocuğun yerine övmüştüm seni,
    düşü geçtik, kendine bakabilirsin.
    (...)"
    *
    0 ...
  28. 1196.
  29. BEŞ YÜZ ON ÜÇ

    Beş yüz on iki tırnak söküldü kerpetenle
    Beş yüz on iki damar tığ tığ yarıldı gitti
    Beş yüz on iki ceset taşındı bu bedenle
    Beş yüz on iki umut kefen sarıldı gitti

    Beş yüz on iki oyun yarım kaldı kursakta
    Beş yüz on iki cinnet emzirildi kucakta
    Beş yüz on iki maya zehirlendi kundakta
    Beş yüz on iki hamur susuz karıldı gitti

    Beş yüz on iki sefer teğet geçildi ölüm
    Beş yüz on iki hicret uzadı büklüm büklüm
    Beş yüz on iki yolda deve dikeni zulüm
    Beş yüz on iki menzil çıplak varıldı gitti

    Beş yüz on iki yorgun ruh ve pejmürde cisim
    Beş yüz on iki izbe zabıt görmez adresim
    Beş yüz on iki çizgi kirli duvarda resim
    Beş yüz on iki gece evvel darıldı gitti

    Zuhurberk Silikhayta
    0 ...
  30. 1197.
  31. iptidai bir menekşenin hüznüne sarındım bu gece
    Uyandım, uyumadan uyandırdım börtü böceği
    Soğuk bir memleketin kırdığı serçeleri düşündüm sonra
    Adımladım kapısız penceresiz bir mahalde
    Saçmaladım biraz
    Hatta yetinmedim
    Uzun cümleleri de bırakma kararı aldım
    Daha ilk baştan
    Çünkü hatırladım
    Bir büyüğüm derdi ki
    Dil yani tasarruf
    işin özü
    O Sonraki mesele
    Şimdi yapmam gerekene gelince
    Açılacağım açılmalıyım
    Gökyüzüne ve deryaya
    Karanlığa,
    Geri sardım filmi
    Uzun cümleler kurmadan önce
    Sesini duydum yokluğun
    Kim olsa korkardı
    Oysa ben telaşsızdım
    Endişelendirmek
    Daha daha daha ...
    Bırak bunları çocuk
    Şimdi sana öğütler vereceğim
    Dinle beni
    Dediklerimi not al
    Bir kenarına aklının
    Şayet hala kalmışsa başından
    Vazgeçmemelisin
    Vazgeçersen eğer
    Alacaklar alacaklılar
    Senden kalmış ne varsa
    Çöreklenmek bir nevi ihtilaldir
    Ve ihtilaller tatlıdır çocuk
    Yapanlar ve korkanlar için
    Korsanları çağrıştırmamıştır umarım
    Korkanlar
    Sen korkmamalısın çocuk
    Korkarsan eğer
    Gelecekler
    Yüzükoyun uzanacaklar yanına
    Önce ayaklarından
    Ufak ufak
    Kemirecekler
    Son zerre
    Son küme
    Bitene kadar
    Gitmeyecekler
    Tırtıklamak hüzünsüz bir kelimedir
    Ama
    Ama ile başlayan kelimeler kurmamalısın çocuk
    Ama kaybediştir
    Ama belirsizlik
    Ama ikilem
    Ama sebep
    Ama sonuç değildir
    Sonuçsuz bir uğultu istemiyorsan
    Ne yapacağını biliyorsundur.
    Eğer bağıracaksan gürleşmelisin
    Koyu bir ormanda idman yapmak fikri
    Sahilde koşmaktan mantıklı gelmeli sana
    Bu konuda anlaşalım
    Bir konuda
    Anlaşmak için
    Masaya oturmadan
    Kartlarını hazırlamasın
    Kartlar ipucu demektir
    ipuçları endişeye
    Endişe soyutluğa taşır seni
    Ne yapacağını bilemiyorsan hala
    Kalk ve adımla
    Gökyüzüne ve deryaya
    Karanlığa...
    1 ...
  32. 1198.
  33. Bir hayal alemi ardında; uzak,
    Sisli iklimlere sürdüm, gittim.
    Varlığım burda sönüp
    kaybolacak...
    Belki ben şimdiden öldüm...
    Bittim...
    25 Ekim 1944
    Hüseyin Nihal Atsız
    1 ...
  34. 1199.
  35. anlatamıyorum

    ağlasam sesimi duyar mısınız,
    mısralarımda;
    dokunabilir misiniz,
    gözyaşlarıma, ellerinizle?
    bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
    kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
    bu derde düşmeden önce.
    bir yer var, biliyorum;
    her şeyi söylemek mümkün;
    epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
    anlatamıyorum.

    orhan veli kanık.
    0 ...
  36. 1200.
  37. IV

    Senin kalbinden sürgün oldum ilkin
    Bütün sürgünlüklerim bir bakıma bu sürgünün bir süreği
    Bütün törenlerin şölenlerin ayinlerin yortuların dışında
    Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
    Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
    Uzatma dünya sürgünümü benim
    Güneşi bahardan koparıp
    Aşkın bu en onulmazından koparıp
    Bir tuz bulutu gibi
    Savuran yüreğime
    Ah uzatma dünya sürgünümü benim
    Nice yorulduğum ayakkabılarımdan değil
    Ayaklarımdan belli
    Lambalar eğri
    Aynalar akrep meleği
    Zaman çarpılmış atın son hayali
    Ev miras değil mirasın hayaleti
    Ey gönlümün doğurduğu
    Büyüttüğü emzirdiği
    Kuş tüyünden
    Ve kuş sütünden
    Geceler ve gündüzlerde
    insanlığa anıt gibi yükselttiği
    Sevgili
    En sevgili
    Ey sevgili
    Uzatma dünya sürgünümü benim

    Bütün şiirlerde söylediğim sensin
    Suna dedimse sen Leyla dedimse sensin
    Seni saklamak için görüntülerinden faydalandım Salome'nin Belkıs'ın
    Boşunaydı saklamaya çalışmam öylesine aşikarsın bellisin
    Kuşlar uçar senin gönlünü taklit için
    Ellerinden devşirir bahar çiçeklerini
    Deniz gözlerinden alır sonsuzluğun haberini
    Ey gönüllerin en yumuşağı en derini
    Sevgili
    En sevgili
    Ey sevgili
    Uzatma dünya sürgünümü benim

    Yıllar geçti saban olumsuz iz bıraktı toprakta
    Yıldızlara uzanıp hep seni sordum gece yarılarında
    Çatı katlarında bodrum katlarında
    Gölgendi gecemi aydınlatan eşsiz lamba
    Hep Kanlıca'da Emirgan'da
    Kandilli'nin kurşuni şafaklarında
    Seninle söyleşip durdum bir ömrün baharında yazında
    Şimdi onun birdenbire gelen sonbaharında
    Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
    Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
    Ey çağdaş Kudüs (Meryem)
    Ey sırrını gönlünde taşıyan Mısır (Züleyha)
    Ey ipeklere yumuşaklık bağışlayan merhametin kalbi
    Sevgili
    En sevgili
    Ey sevgili
    Uzatma dünya sürgünümü benim

    Dağların yıkılışını gördüm bir Venüs bardağında
    Köle gibi satıldım pazarlar pazarında
    Güneşin sarardığını gördüm Konstantin duvarında
    Senin hayallerinle yandım düşlerin civarında
    Gölgendi yansıyıp duran bengisu pınarında
    Ölüm düşüncesinin beni sardığı şu anda
    Verilmemiş hesapların korkusuyla
    Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
    Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
    Sevgili
    En sevgili
    Ey sevgili
    Uzatma dünya sürgünümü benim

    Ülkendeki kuşlardan ne haber vardır
    Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır
    Aşk celladından ne çıkar madem ki yar vardır
    Yoktan da vardan da ötede bir Var vardır
    Hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır
    O şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır
    Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır
    Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır
    Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır
    Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır
    Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır
    Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır
    Göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır
    Senden ümit kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır
    Sevgili
    En sevgili
    Ey sevgili
    Sezai Karakoç.
    3 ...
  38. 1201.
  39. ince barsak grafisinin ardından:

    içimde kalıp kalıp taş duvar
    Gel de bu hale sen dayan
    Sancısından durulmuyor
    Sıçayım desen sıçılmıyor
    Bok dediğin kahverengi olur
    Beyaz bok nedir ulan!
    2 ...
  40. 1202.
  41. Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git.
    Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler
    Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin
    Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık
    Sevgiyeydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı,
    Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun oturmuştu
    Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti
    Yoktu dünlerde evvelsi günlerdeki yoksulluğumuz
    Sanki hiç olmamıştı
    Oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu

    Şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı istanbullular
    Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların dünyaların
    Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydiki sevmek
    Ki karaköy köprüsüne yağmur yağarken
    Bırakasalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
    Çünkü iki kişiydik

    Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya
    Bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız
    Seni bir kere öpsem ikinin hatrı kalıyordu
    iki kere öpeyim desem üçün boynu bükük
    Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde
    Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra
    Sonrası iyilik güzellik.

    Cemal süreya
    2 ...
  42. 1203.
  43. Ayışığında oturuyorduk
    Bileğinden öptüm seni

    Sonra ayakta öptüm
    Dudağından öptüm seni

    Kapı aralığında öptüm
    Soluğundan öptüm seni

    Bahçede çocuklar vardı
    Çocuğundan öptüm seni

    Evime götürdüm yatağımda
    Kaşığından öptüm seni

    Başka evlerde karşılaştık
    iliğinden öptüm seni

    En sonunda caddelere çıkardım
    Kaynağından öptüm seni

    Cemal Süreya .
    1 ...
  44. 1204.
  45. kaç kişiyi öldürdüm düşlerimde
    kaç kilo çekerdi yalnızlık
    kaç kere ezildim altında
    yaz yağmurlarının

    belki de palyaçolar ağlardı pazartesi sabahları
    her sirk geldiğinde ağlamaklı olurduk
    hep ağlamaklı olurduk gülünecek halimize

    kim sevmezdi çiçekleri filan
    ”ben sevmezdim” dedim, “yalan” dedi

    bunu palyaço söyledi,
    palyaço söyledi ben yazdım
    yazdım, yazmasam ağlayacaktım

    herkes ağlarmış biraz, ben de ağladım
    sırf bu yüzden mi ağladım
    alçaklık gibi bir şey oldu bu biraz

    biraz birazdım her şeyden
    dün biraz sinirlenmiştim mesela
    yarın bir kadını seveceğim biraz
    biraz biraz kör oldum bügünlerde

    ama rakı kadehlerini boşaltmayın
    eksilmesin hiçbir şey
    hiçbir şeyden dahi olsa
    kalsın biraz



    -kime ait olduğu belirlenemeyen ama turgut uyar'ın yazdığını düşünüp okuyunca tadı bambaşka olan şiirlerden.-
    0 ...
  46. 1205.
  47. Ne hasta beklerdi sabahi
    Ve ne genc oluyu mezar
    Ne de seytan bir gunahi
    Seni bekledigim kadar!..

    Gecti istemem gelmeni
    Yoklugun da buldum seni
    Birak vehmimde golgeni
    Gelme artik neye yarar!...
    1 ...
  48. 1206.
  49. seni sevdimde noldu,
    hayat bize bi tekme daha vurdu,
    allah belanı versin,
    komünistin oğlu.
    0 ...
© 2025 uludağ sözlük