gecenin şiiri

entry13372 galeri929 ses19
    1132.
  1. BiR FOTOĞRAFTA SEN

    Dün bir fotoğrafta gözlerini gördüm
    iki uzak yıldız gibiydiler, dalgın
    Bilsen neler anlattı bana, sessizce
    Bir sevgiyle derinleşen bakışların.

    Orda değildin sanki, bir başka yerde
    Ötelerde, uzakta benimle vardın
    Güzellikler bahçesi ayna gibi
    Yansıdığını gördüm yüzünde aşkın.

    Bir ara çıktın resimden usulca, ürkek
    Bir ceylan gibi kollarıma atıldın
    Özlemli dudaklarınla yangın yangın

    Seni gördüm, yaşadım bir fotoğrafta
    Her zamankinden daha çok bana yakın
    Gelecek o mutlu günleri anlattın.

    (bkz: ümit yaşar oğuzcan)
    0 ...
  2. 1133.
  3. 1134.
  4. Bir beyaz gemiydi ayıran onları
    kadın güvertedeydi, adam rıhtımda
    şimdi unuttum yüzünü kadının
    adamın gözleri aklımda

    Kana bulanmış bıçaklar gibi
    Uzun kirpikleri ıslaktı
    Adam dertli, adam darmadağın
    dokunsalar ağlayacaktı

    Adam bitkindi, adam seviyordu
    kalan kederdi, giden gemiyse
    Taş olduğu içindir dedim
    rıhtım taşları Erimediyse

    derken bir düdük öttü ansızın
    bembeyaz gemi gitgide ufaldı
    korkunç yalnızlığıyla başbaşa
    rıhtımda bir adam kaldı

    Ümit yaşar oğuzcan
    12 ...
  5. 1135.
  6. Aklı yüreğinden utana utana
    -yaşasa bile insan -
    yaşamanın bir anlamı kalır mı?
    0 ...
  7. 1136.
  8. Sana rüya diyemem ki senden uyanamam ki,
    Benim gün ışığım gülümsememsin.
    En önemlisi sen benimsin.
    1 ...
  9. 1137.
  10. sağa sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır
    aşk sorgusunda şahanem
    yalnız kelepçeler sanıktır
    ne yazsam olmuyor
    çünkü bilenler hatırlar
    hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar
    bahçıvanlar değil tüccarlardır
    sen öyle göz
    sen öyle toprak ve güneş ortaklığı
    sen teninde cennet kayganlığı iken
    sana şiir yazmak ahmaklıktır
    yılmaz erdoğan.
    0 ...
  11. 1138.
  12. Tel cambazının tel üstündeki durumunu anlatır şiirdir

    sizin alınız al inandım
    morunuz mor inandım
    tanrınız büyük amenna
    şiiriniz adamakıllı şiir
    dumanı da caba
    ama sizin adınız ne
    benim dengemi bozmayınız

    bütün ağaçlarla uyuşmuşum
    kalabalık ha olmuş ha olmamış
    sokaklarda yitirmiş cebimde bulmuşum
    ama ağaçlar şöyleymiş
    ama sokaklar böyleymiş
    ama sizin adınız ne
    benim dengemi bozmayınız

    aşkım da değişebilir gerçeklerim de
    pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı
    yan gelmişim diz boyu sulara
    hepinize iyi niyetle gülümsüyorum
    hiçbirinizle döğüşemem
    siz ne derseniz deyiniz
    benim bir gizli bildiğim var
    sizin alınız al inandım
    morunuz mor inandım
    ben tam dünyaya göre
    ben tam kendime göre
    ama sizin adınız ne
    benim dengemi bozmayız.

    Turgut Uyar
    3 ...
  13. 1139.
  14. Bir Ayrılış Hikayesi
    Erkek kadına dedi ki:
    -Seni seviyorum,
    ama nasıl,
    avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp
    parmaklarımı kanatarak
    kırasıya
    çıldırasıya...
    Erkek kadına dedi ki:
    -Seni seviyorum,
    ama nasıl,
    kilometrelerle derin, kilometrelerle dümdüz,
    yüzde yüz, yüzde bin beş yüz,
    yüzde hudutsuz kere yüz...
    Kadın erkeğe dedi ki:
    -Baktım
    dudağımla, yüreğimle, kafamla;
    severek, korkarak, eğilerek,
    dudağına, yüreğine, kafana.
    Şimdi ne söylüyorsam
    karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana..
    Ve ben artık
    biliyorum:
    Toprağın -
    yüzü güneşli bir ana gibi -
    en son en güzel çocuğunu emzirdiğini..
    Fakat neyleyim
    saçlarım dolanmış
    ölmekte olan parmaklarına
    başımı kurtarmam kabil
    değil!
    Sen
    yürümelisin,
    yeni doğan çocuğun
    gözlerine bakarak..
    Sen
    yürümelisin,
    beni bırakarak...
    Kadın sustu.
    SARILDILAR
    Bir kitap düştü yere...
    Kapandı bir pencere...
    AYRILDILAR...

    Nazım Hikmet.
    0 ...
  15. 1140.
  16. şeytan uyuya kaldı bir gün,
    rüzgar sert esti.
    üç tüy düştü şeytandan dünyaya;
    biri paraya yapıştı,
    diğer mevkiye,
    ötekide ihtirasa.
    o günden sonra şeytan hiçbir iş yapmadı.
    ve 12 yıldır türkiye'de şeytan işsiz.
    2 ...
  17. 1141.
  18. şu kavga bir bitse dersin
    acıkmasam dersin
    yorulmasam dersin
    çişim gelmese dersin
    uykum gelmese dersin
    ölsem desene!
    1 ...
  19. 1142.
  20. Bir seni olduğun gibi,
    Bir seni her şeye rağmen,
    Bir seni, hâlâ.
    2 ...
  21. 1143.
  22. " Öyle bir hayat yaşıyorum ki,
    Cenneti de gördüm, cehennemi de
    Öyle bir aşk yaşadım ki
    Tutkuyu da gördüm ,pes etmeyi de.
    Bazıları seyrederken hayati en önden,
    Kendime bir sahne buldum oynadım.
    Öyle bir rol vermişler ki,
    Okudum okudum anlamadım.
    Kendi kendime konuştum bazen evimde,
    Hem kızdım hem güldüm halime,
    Sonra dedim ki "söz ver kendine"
    Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin,
    Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin,
    Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin.
    Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayati seyredersin.
    Öyle bir hayat yaşadım ki,
    son yolculukları erken tanıdım
    Öyle çok değerliymiş ki zaman,
    Hep acele etmem bundan, anladım.. "

    (bkz: Nietzsche)
    (bkz: şebnem ferah sarkisi)
    2 ...
  23. 1144.
  24. "Gün günden odamın şeklini alıyorum
    işliyorum bu iniltili varlığı yeniden
    Kim bilir, duyuyorum yazgısını belki de
    Kuru bir dal parçasını içinden yiye yiye
    Dal olan bir böceğin
    O garip yazgısını

    Ne ölüme benzer ne ölümsüzlüğe."
    * *
    0 ...
  25. 1145.
  26. Gözlerim yaşlara yenik düştü dün gece
    Biliyordum çünkü,
    Sen yoktun...
    Ağladım,
    Ağladım bir köşede sessizce...
    Yüzün hayal meyal gözümün önünde
    Aklımdan hiç çıkmayan o bebek kokun...
    Ama sen dün gece...
    Yanımda yoktun...

    Derken kızıllık vurdu dağların eteğine,
    Tam sabah olacakken ağladım yine,
    Ağladım ama sessiz,
    Ağladım ama suskun...
    Daldım gittim kızıllığına ufkun...
    Ama sen dün gece...
    Yanımda yoktun...
    /Sevil Ener
    1 ...
  27. 1146.
  28. Denizin üstünde ala bulut
    yüzünde gümüş gemi
    içinde sarı balık
    dibinde mavi yosun
    kıyıda bir çıplak adam
    durmuş düşünür.

    Bulut mu olsam,
    gemi mi yoksa?
    Balık mı olsam,
    yosun mu yoksa?..
    Ne o, ne o, ne o.
    Deniz olunmalı, oğlum,
    bulutuyla, gemisiyle, balığıyla, yosunuyla.

    nazım hikmet ran.
    2 ...
  29. 1147.
  30. Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,kendimi bulduğumda anladım.
    Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,
    Kendi yolumu çizdiğimde anladım..
    Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak,dinleyerek değil..
    Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım..
    Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış,
    Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım..
    Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
    Neden hiç ağlamadığını anladım..
    Ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,
    Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım..
    Bir insanı herhangi biri kırabilir,ama bir tek en çok sevdiği, acıtabilirmiş,
    Çok acıttığında anladım..
    Fakat,hak edermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını,
    Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım..
    Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet,
    Yüreğini elime koyduğunda anladım..
    ”Sana ihtiyacım var, gel ! ” diyebilmekmiş güçlü olmak,
    Sana ”git” dediğimde anladım..
    Biri sana ”git” dediğinde, ”kalmak istiyorum” diyebilmekmiş sevmek,
    Git dediklerinde gittiğimde anladım..
    Sana sevgim şımarık bir çocukmuş,her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan,
    Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım..
    Özür dilemek değil, ”affet beni” diye haykırmak istemekmiş pişman
    olmak, Gerçekten pişman olduğumda anladım..
    Ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş,
    Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,
    Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..
    Ölürcesine isteyen,beklemez,sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi,
    Beni af etmeni ölürcesine istediğimde anladım..
    Sevgi emekmiş,
    Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş…
    1 ...
  31. 1148.
  32. Insanın insana yaptığını hayvan hayvana yapmaz necati.
    Her alkol yudumuna bir cümle söyleyesim var güzelim.içinde sana ait notalar , ezgiler var.gözlerinden bir bakış var.
    Kırk yılda bir içersin de , her içiş 40. Yıl olur.
    0 ...
  33. 1149.
  34. insan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya;
    Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
    Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
    Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak....nfk
    1 ...
  35. 1150.
  36. Yeşil pencerenden bir gül at bana
    Işıklarla dolsun kalbimin içi.
    Geldim işte mevsim gibi kapına,
    Gözlerimde bulut, saçlarımda çiğ.

    Açılan bir gülsün sen yaprak yaprak
    Ben aşkımla bahar getirdim sana.
    Tozlu yollardan geçtiğim uzak
    iklimden şarkılar getirdim sana.

    Şeffaf damlalarla titreyen ağır
    Goncanın altında bükülmüş her sak;
    Seninçin dallardan süzülen ıtır,
    Seninçin yasemin, karanfil, zambak...

    Bir kuş sesi gelir dudaklarından
    Gözlerin gönlümde açar nergisler,
    Düşen bin öpüştür yanaklarından
    Mor akasyalarla ürperen seher.

    Pencerenden bir gül attığın zaman
    Işıklarla dolacak kalbimin içi..
    Geçiyorum mevsim gibi kapından,
    Gözlerimde bulut, saçlarımda çiğ.
    0 ...
  37. 1151.
  38. Bu sofracık, efendiler - ki iltikaama muntazır
    Huzurunuzda titriyor - bu milletin hayatıdır;
    Bu milletin ki mustarip, bu milletin ki muhtazır!
    Fakat sakın çekinmeyin, yiyin, yutun hapır hapır...

    Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
    Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

    Efendiler pek açsınız, bu çehrenizde bellidir
    Yiyin, yemezseniz bugün, yarın kalır mı kim bilir?
    Bu nadi-i niam, bakın kudumunuzla müftehir!
    Bu hakkıdır gazanızın, evet, o hak da elde bir...

    Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
    Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

    Bütün bu nazlı beylerin ne varsa ortalıkta say
    Haseb, neseb, şeref, oyun, düğün, konak, saray,
    Bütün sizin, efendiler, konak, saray, gelin, alay;
    Bütün sizin, bütün sizin, hazır hazır, kolay kolay...

    Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
    Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

    Büyüklüğün biraz ağır da olsa hazmı yok zarar
    Gurur-ı ihtişamı var, sürur-ı intikaamı var.
    Bu sofra iltifatınızdan işte ab u tab umar.
    Sizin bu baş, beyin, ciğer, bütün şu kanlı lokmalar...

    Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
    Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

    Verir zavallı memleket, verir ne varsa, malını
    Vücudunu, hayatını, ümidini, hayalini
    Bütün ferağ-ı halini, olanca şevk-i balini.
    Hemen yutun düşünmeyin haramını, helalini...

    Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
    Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

    Bu harmanın gelir sonu, kapıştırın giderayak!
    Yarın bakarsınız söner bugün çıtırdayan ocak!
    Bugünkü mideler kavi, bugünkü çorbalar sıcak,
    Atıştırın, tıkıştırın, kapış kapış, çanak çanak...

    Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
    Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

    Tevfik Fikret.
    1 ...
  39. 1152.
  40. allah'ım kaderimde anarşi ve protesto
    antidepresanlar ve içi boş bir gardırop
    ne de çok yer kaplıyor mesela al pacino
    yardımın gerekiyor kadıköy'deyim stop.

    allah'ım kaderim bu sentimental ambargo:
    alternatif referans potansiyel salvo yok,
    sadece klostrofobi, hicran türbülans ve şok;
    cariyeler çekilmiş yeraltına cumburlop.

    allah'ım kaderimi sen yazdın sen bilirsin
    kalbim oyuncak mı ne, ne kolay kırılıyor?
    "deplasmandır bu dünya" diyor albino şeyhim
    plasebo yutturuyor bana depresif doktor.

    allah'ım kaderimden şikayetçi değilim
    aksine bahtiyarım evrende bana da rol
    verdiğin için şahsen, allah'ım bizler senin
    falsolu kullarınız, n'olur bizden razı ol.

    murat menteş
    2 ...
  41. 1153.
  42. sana bakmak
    bir beyaz kağıda bakmaktır
    her şey olmaya hazır
    sana bakmak
    suya bakmaktır
    gördüğün suretten utanmak
    sana bakmak
    bütün rastlantıları reddedip
    bir mucizeyi anlamaktır
    sana bakmak
    Allah’a inanmaktır.

    Sana Bakmak / Yılmaz ERDOĞAN
    1 ...
  43. 1154.
  44. Sevdiği öldü diye ağlıyor nice gözler
    devlet elden gidiyor aldırmıyor öküzler.
    1 ...
  45. 1155.
  46. Adam yaşama sevinci içinde
    Masaya anahtarlarını koydu
    Bakır kaseye çiçekleri koydu
    Sütünü yumurtasını koydu
    Pencereden gelen ışığı koydu
    Bisiklet sesini çıkrık sesini
    Ekmeğin havanın yumuşaklığını koydu
    Adam masaya
    Aklında olup bitenleri koydu
    Ne yapmak istiyordu hayatta
    işte onu koydu
    Kimi seviyordu kimi sevmiyordu
    Adam masaya onları da koydu
    Üç kere üç dokuz ederdi
    Adam koydu masaya dokuzu
    Pencere yanındaydı gökyüzü yanında
    Uzandı masaya sonsuzu koydu
    Bir bira içmek istiyordu kaç gündür
    Masaya biranın dökülüşünü koydu
    Uykusunu koydu uyanıklığını koydu
    Tokluğunu açlığını koydu.
    Masa da masaymış ha
    Bana mısın demedi bu kadar yüke
    Bir iki sallandı durdu
    Adam ha babam koyuyordu.

    edip cansever.
    0 ...
  47. 1156.
  48. ağlama ki, aynalar kırılıyor içimde
    bulutlara değdirme ellerini, ne olur
    sanki görmüş gibisin bir pencere önünde
    sessiz hıçkırıklara gömülen bedenimi
    ruhuma dokunduğun fırtınalı bir günde
    ağlama, bakışların deli divane olur

    yüzüm ya aydınlıktır, ya kan gibi karanlık
    kehkeşanlar gizlidir oysa senin yüzünde
    ne kadar beklesem de gelmeyecek bilirim
    seni bende eriten bir muştu, yüreğime
    o nergis edasıyla soluklanan gözlerin
    zindanıma pencere olmayacak, bilirim

    sen misin yıllar boyu aradığım şehrayin
    yoksa yanılgıya mı düşüyorum yeniden
    bana bakınca neden kararıyor kainat
    neden uzaklaşınca ışıldıyor her sabah
    ya bu yollar umutsuz duraklarda bitiyor
    ya da hep umutsuzca yürüyor ayaklarım

    ağlama ki, çiçekler kızıla boyanmasın
    yalnız benimle büyüt güllerini, ne olur
    gönlümün tarih olmuş devleri yeniden uyanmasın
    kıvılcım süzülüyor yaslı kirpiklerinden
    üzerime savurma küllerini, ne olur
    tutkular alev alev hüzne pervane olur
    ağlama, çaresizlik kapıya dayanmasın

    ya arala gizemli bütün perdelerini
    bir rüya çizgisinde şenlensin aynalarım
    ya da hücre gibi kapat bana kendini
    karışayım yeniden teraddüt sellerine
    birer birer kırılıp dökülsün aynalarım
    sebil eyle sonunda her düşmana kendini

    nurullah genç.
    0 ...
© 2025 uludağ sözlük