gecenin şiiri

entry13372 galeri929 ses19
    1107.
  1. Azm-u hamam edelim, sürtüştürem ben sana,

    Kese ile sabunu, rahat etsin cism-u can.

    * * *

    Lal-u şarap içurem ve ıslatıp geçirem,

    Parmağına yüzüğü, hatem-i zer drahsan.

    * * *

    Eğil eğil sokayım, iki tutam az mıdır?

    Lale ile sümbülü kakülüne nevcivan.

    * * *

    Diz çökerek önüne ılık ılık akıtam,

    Bir gümüş ibrik ile destine ab-i revan.

    * * *

    Salınarak giderken arkandan ben sokayım,

    Ard eteğin beline, olmasın çamur aman.

    * * *

    Kulaklarından tutam, dibine kadar sokam,

    Sahtiyenden çizmeyi, olasın yola revan.

    * * *

    Öyle bir sokayım ki, kalmasın dışarda hiç,

    Düşmanın bağrına, hançerimi nagehan.

    * * *

    Eğer arzu edersen, ben ağzına vereyim,

    Yeter ki sen kulundan lokum iste her zaman.

    * * *

    Herkese vermektesin, bir de bana versene,

    Avuç avuç altını, olsun kulun şaduman.

    * * *

    Sen her zaman gelesin, ben Vehbi’ye veresin,

    Esselamun aleyküm ve aleykümselam.

    Sümbülzade vehbi efendi.
    1 ...
  2. 1108.
  3. Hayat senin hayatın.
    izin verme soğuk teslimiyetin içine çekilmesine.
    Tetikte ol, çıkış yolları vardır.
    Işık vardır bir yerde.
    Belki çok parlak değil ama
    Karanlığı yenecek kadar.
    Tetikte ol.
    Tanrı sana fırsatlar sunacak.
    Tanı onları ve kullan.
    Ölümü alt edemezsin ama
    Yaşarken ölmeyi yenebilirsin bazen.
    Ve bunu yapmayı öğrendikçe,
    Çoğalacaktır ışık.
    Hayat senin hayatın.
    Sahipken farkına var.
    Harikuladesin!
    Tanrılar bekliyor sende zevklenmeyi.

    (bkz: Charles Bukowski)
    2 ...
  4. 1109.
  5. ben bütün hüzünleri denemişim kendimde
    canımla besliyorum şu hüznün kuşlarını
    bir bir denemişim bütün kelimeleri
    yeni sözler buldum seni görmeyeli

    kuliste yarasını saran soytarı gibi
    seni görmeyeli
    kasketim eğip üstüne acılarımın
    sen yüzüne sürgün olduğum kadın
    kardeşim olan gözlerini unutmadım
    çık gel bir kez daha beni bozguna uğrat

    sen tutar kendini incecik sevdirirdin
    bir umuttum bir misillemeydin yalnızlığa
    şanssızım diyemem kendi payıma
    hain bir aşk bu kökü dışarda
    olur böyle şeyler ara sıra
    olur ara sıra.

    cemal süreya.
    2 ...
  6. 1110.
  7. belki hiç duymadığın o sesin
    kafesler gecelerini

    - sessizliğinde yirmidokuz kuş
    şakır sabahı -

    yarım sesli bir çocuk kalmış içinde büyüttüğün hapis
    hep, hep, hep diye
    bitirdiğin sevgi cümlelerinde
    kargış sesiyle
    ince, kara kuru bir kız

    - yalancı baharlara kanmış olsa da -

    çıplak kollarında
    o kızı bağışlamalısın
    sesine şimdi

    Turgay Uçeren.

    Ah şiir. .
    1 ...
  8. 1111.
  9. Sana gitme demeyeceğim.
    Üşüyorsun ceketimi al.
    Günün en güzel saatleri bunlar.
    Yanımda kal.

    Sana gitme demeyeceğim.
    Gene de sen bilirsin.
    Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim, 
    incinirsin.

    Sana gitme demeyeceğim, 
    Ama gitme, Lavinia.
    Adını gizleyeceğim
    Sen de bilme, Lavinia.
    2 ...
  10. 1112.
  11. ...içinden bir gemi kalkıp gitmemiş,
    uzak yalnızlık limanlarına.
    Aykırı bir yolcuyum dünya geniş,
    Büyük bir kulak çınlıyor içimdeki.
    Çetrefil yolculuğum kesinleşmiş.
    Sakın başka bir şey getirme
    aklına.
    Aysel git başımdan ben sana
    göre değilim,
    ölümüm birden olacak
    seziyorum,
    hem kötüyüm, karanlığım biraz,
    çirkinim.
    Aysel git başımdan seni
    seviyorum...
    (bkz: atilla ilhan-aysel git başımdan)
    2 ...
  12. 1113.
  13. Düşün, düşün ki anne ben daha çok küçüğüm
    ılık ellerimden tut, beraber götür beni
    Oyuncakçıda büyük mavi bir gemi gördüm
    işlenmiş, dalgaların köpüğüyle yelkeni.

    Şu renk renk toplara bak, anne, ne güzel renk renk
    Dönüyor içimde bir bayram yeri dönüyor
    Yuvarlanıyor gönlüm şu uçan toplara denk
    Bir yokuştan koşarak kalbim sana iniyor.

    Kan değil, zafer akar benim savaşlarımda
    Hürriyet için ölür genç kurşun askerlerim
    insanlığın cenneti saklı göz yaşlarımda
    Yeni bir bahar çağı getirecek zaferim!

    Korkma, korkma kaçmam ben, tahta atımla dağa
    Senden daha güzel bir dağ var mı rüyalarda?
    Niçin uğraşsın küçük kuş yurdundan kaçmağa
    Yaşarken annesinin yeşerttiği kırlarda?

    Kırılır, bütün iyi oyuncaklar kırılır
    Çocuk kalplerinden mi yaparlar hep onları?
    Niçin oyun biterken en sonra hatırlanır
    Hâtıralarımızın en tatlı oyunları?

    Satılır mı zengin bir oyuncakçıda söyle
    Anne, dün okuduğun masaldaki güzel kız?
    Yeter, altın bir kalbim olsun, Tanrı'dan dile
    Bütün zenginliğimi verir onu alırız.

    Ceyhun atuf kansu.
    2 ...
  14. 1114.
  15. 1115.
  16. günlerden sonra bir gün,
    şayet sesimi farkedemezsen,
    rüzgârların, nehirlerin, kuşların sesinden,
    bil ki ölmüşüm.
    fakat yine üzülme, müsterih ol;
    kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini,
    ve neden sonra
    tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede,
    hatırla ki mahşer günüdür
    ortalığa düşmüşüm seni arıyorum.
    2 ...
  17. 1116.
  18. Tahir olmakta ayıp değil zühre olmakta hatta sevda yüzünden ölmekte ayıp değil.
    1 ...
  19. 1117.
  20. HÜRRiYET KASiDESi

    1.Görüp ahkâm-ı asrı münharif sıdk u selametten
    Çekildik izzet ü ikbal ile bab-ı hükûmetten

    2.Usanmaz kendini insan bilenler halka hizmetten
    Mürüvvet-mend olan mazluma el çekmez ianetten

    3.Hakir olduysa millet şanına noksan gelir sanma
    Yere düşmekle cevher sakıt olmaz kadr ü kıymetten

    4.Vücudun kim hamir-i mâyesi hâk-i vatandandır
    Ne gam rah-ı vatanda hak olursa cevr ü mihnetten

    5.Muini zalimin dünyada erbab-ı denaettir
    Köpektir zevk alan sayyad-ı bi-insafa hizmetten

    6.Hemen bir feyz-i baki terk eder bir zevk-i faniye
    Hayatın kadrini âli bilenler hüsn-i şöhretten

    7.Nedendir halkta tul-i hayata bunca rağbetler
    Nedir insana bilmem menfaat hıfz-ı emanetten

    8.Cihanda kendini her ferdden alçak görür ol kim
    Utanmaz kendi nefsinden de ar eyler melametten

    9.Felekten intikam almak demektir ehl-i idrake
    Edip tezyid-i gayret müstefid olmak nedametten

    10.Durup ahkam-ı nusret ittihad-ı kalb-i millette
    Çıkar asar-ı rahmet ihtilaf-ı rey-i ümmetten

    11.Eder tedvir-i alem bir mekînin kuvve-i azmi
    Cihan titrer sebat-ı pay-ı erbab-ı metanetten

    12.Kaza her feyzini her lutfunu bir vakt için saklar
    Fütur etme sakın milletteki za'f u betaetten

    13.Değildir şîr-i der-zencire töhmet acz-i akdamı
    Felekte baht utansın bi-nasib- erbab-ı himmetten

    14.Ziya dûr ise evc-i rif'atinden iztırâridir
    Hicâb etsin tabiat yerde kalmış kabiliyetten

    15.Biz ol nesl-i kerîm-i dûde-i Osmaniyânız kim
    Muhammerdir serâpâ mâyemiz hûn-ı hamiyetten

    16.Biz ol âl-i himem erbâb-ı cidd ü içtihâdız kim
    Cihangirâne bir devlet çıkardık bir aşiretten

    17.Biz ol ulvi-nihâdânız ki meydân-ı hamiyette
    Bize hâk-i mezar ehven gelir hâk-i mezelletten

    18.Ne gam pür âteş-i hevl olsa da gavgâ-yı hürriyet
    Kaçar mı merd olan bir can için meydân-ı gayretten

    19.Kemend-i can-güdâz-ı ejder-i kahr olsa cellâdın
    Müreccahtır yine bin kerre zencîr-i esâretten

    20.Felek her türlü esbâb-ı cefasın toplasın gelsin
    Dönersem kahbeyim millet yolunda bir azîmetten

    21.Anılsın mesleğimde çektiğim cevr ü meşakkatler
    Ki ednâ zevki aladır vezâretten sadâretten

    22.Vatan bir bî-vefâ nâzende-i tannâza dönmüş kim
    Ayırmaz sâdıkân-ı aşkını âlâm-ı gurbetten

    23.Müberrâyım recâ vü havfden indimde âlidir
    Vazifem menfaatten hakkım agrâz-ı hükümetten

    24.Civânmerdân-ı milletle hazer gavgâdan ye bidâd
    Erir şemşîr-i zulmün âteş-i hûn-i hamiyetten

    25.Ne mümkün zulm ile bidâd ile imhâ-yı hürriyet
    Çalış idrâki kaldır muktedirsen âdemiyetten

    26.Gönülde cevher-i elmâsa benzer cevher-i gayret
    Ezilmez şiddet-i tazyikten te'sir-i sıkletten

    27.Ne efsunkâr imişsin ah ey didâr-ı hürriyet
    Esîr-i aşkın olduk gerçi kurtulduk esâretten

    28.Senindir şimdi cezb-i kalbe kudret setr-i hüsn etme
    Cemâlin ta ebed dûr olmasın enzâr-ı ümmetten

    29.Ne yâr-ı cân imişsin ah ey ümmid-i istikbâl
    Cihanı sensin azad eyleyen bin ye's ü mihnetten

    30.Senindir devr-i devlet hükmünü dünyaya infâz et
    Hüdâ ikbâlini hıfzeylesin hür türlü âfetten

    31.Kilâb-ı zulme kaldı gezdiğin nâzende sahrâlar
    Uyan ey yâreli şîr-i jeyân bu hâb-ı gafletten
    1 ...
  21. 1118.
  22. Güneyden mi geldin böyle, nedir
    Portakal kokusu avuçlarında
    0 ...
  23. 1119.
  24. aşksız ve paramparçaydı yaşam
    bir inancın yüceliğinde buldum seni
    bir kavganın güzelliğinde sevdim.
    bitmedi daha sürüyor o kavga
    ve sürecek
    yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!
    1 ...
  25. 1120.
  26. seni anlatabilmek seni.
    iyi çocuklara, kahramanlara.
    seni anlatabilmek seni,
    namussuza, halden bilmeze,
    kahpe yalana.
    ard- arda kaç zemheri,
    kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu
    dışarda gürül- gürül akan bir dünya...
    bir ben uyumadım,
    kaç leylim bahar,
    hasretinden prangalar eskittim.
    saçlarına kan gülleri takayım,
    bir o yana
    bir bu yana...
    seni bağırabilsem seni,
    dipsiz kuyulara.
    akan yıldıza.
    bir kibrit çöpüne varana.
    okyanusun en ıssız dalgasına
    düşmüş bir kibrit çöpüne.
    yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,
    yitirmiş öpücükleri,
    payı yok, apansız inen akşamdan,
    bir kadeh, bir cigara, dalıp gidene,
    seni anlatabilsem seni...
    yokluğun, Cehennemin öbür adıdır
    üşüyorum, kapama gözlerini...
    3 ...
  27. 1121.
  28. Çiçek sulandığı kadar güzeldir.
    Kuşlar ötebildiği kadar sevimli.
    Bebek ağladığı kadar bebektir.
    Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
    Sevdiğin kadar sevilirsin..

    3 ...
  29. 1122.
  30. arzu
    bir sabah uyandığım vakit
    seyredebilsem penceremden
    kocaman gemilerle dolu
    kocaman bir limanı.

    bir sabah, uyandığım vakit
    rabbim diyebilsem, içimden,
    bir şeyler var bu sabahta
    insana ''yaşıyorum'' dedirten. m. tayyip uslu.
    1 ...
  31. 1123.
  32. Hava keskin bir komur kokusuyla dolar.
    Kapanirdi daha gun batmadan kapilar.
    Bu, afyon ruhu gibi baygin mahalleden,
    Hayalimde tek cizgi bir sen kalmissin, sen!
    Hulyasindaki genis aydinliga gulen
    Gozlerin, dislerin ve ak pak gerdaninla
    Ne guzel komsumuzdun sen, Fahriye abla!

    Evimiz kutu gibi kucucuk bir evdi,
    Sarmasiklarla balkonu ortuk bir evdi;
    Gunesin batmasina yakin saatlerde
    Yikanirdi golgesi kuytu bir derede;
    Yaz, kis yesil bir saksi itir pencerede;
    Bahcende akasyalar acardi baharla,
    Ne sirin komsumuzdun sen, Fahriye abla!

    Once upuzun, sonra kesik sacin vardi;
    Tenin bugdaysi, boyun bir basak kadardi;
    Icini giciklardi butun erkeklerin,
    Altin bileziklerle dolu bileklerin.
    Acilirdi ruzgarda kisa eteklerin;
    Acik sacik sarkilar soylerdin en fazla,
    Ne capkin komsumuzdun sen, Fahriye abla!

    Gonul verdin derlerdi o delikanliya,
    En sonunda varmissin bir Erzincanliya.
    Bilmem simdi hala bu ilk kocanda misin?
    Hala daglari karli Erzincan'da misin?
    Birak, gecmis gunleri gonlum hatirlasin;
    Hatirada kalan sey degismez zamanla,
    Ne vefali komsumizdun sen, Fahriye abla.

    ahmet muhip dıranas.
    1 ...
  33. 1124.
  34. ben sana düzenli olarak telefon ediyorum.
    adlı bir cengaver olarak telefon ediyorum.
    hakiki cinayetler işleniyor görüyorum.
    isa görüyor, şeyhim görüyor, ben görüyorum.
    ben sana düzenli olarak telefon ediyorum.

    yüzyıl şilisinden bir jazz javulcusu inliyor tam arlarımda
    hiç durmadan kentli mağlup kıyasıya mağrur ve mor
    bir çocuğum şimdi pişman olmak için
    birbiriylebağlantılıyüzbinlerceyılım var.

    seni sevmem
    bu savaşı
    kesintiye uğratmaz
    ama ordan bakma!
    bu, werther`in
    leş kanını
    gül kılar.

    birleşmemiz radikal olacak ben kan vereceğim
    otobüsler olacak, trenler, bütün öldürülmüş cumhuriyet şehirleri
    saçlarım uzun olacak, bıyıklar, gözlükler, gideceğim
    çığlıklarla düzülmüştür aşk şiirleri.

    gideceğim en eski öykümde devlet denen şirk yazacağım
    göz bebeklerimde kent gördükçe kırılan gıçlar,
    ve bir dizeyi haklar gibi terli ellerim
    bu çağın açısını dik tutacaklar.

    bana bir öpücük verin yoksa galip döneceğim
    ufka bir bakın ordum akıp gidecek
    elimde çözülecek makina ve cinayet
    marşlar yazıp halkımla söyleyeceğim yoksa.

    inanmışım kaybetmek esrarıdır olmanın
    çıldırmış bir vaşak gibi kaybediyorum.
    ipimden kurtulmuşum kaybediyorum.
    birleşmiyor ellerimiz haykırıyor trapez
    tanklar tank olup geçiyor üstümüzden

    helvetius haklı, devlet şaşkın, piyanist kara
    memleket sana rağmen ket vururken yarama
    şu çıplak çocuk şu büyük türk şairi ben

    -ve emir 'kun' diyor; doğuruluyorum-

    'bu ülke'den daha bıçkın tamlama bilmiyorum.

    bana bir öpücük verin yoksa şair öleceğim
    ilk dildar tohum ekecek sözüme yoksa
    ve bir dizenin tan yerini ağartamsıysa
    ellerini tutarım ki kudurtucudur.ellerin
    bunun için gözlerinin meryem hali sevgilim
    gözlerinin meryem hali gerçek yurdumdur
    ki zuhrettiğinde ilk formuyla isa yeniden
    ağlıyorum, ağlıyorum, ağlıyorumdur.

    ben bu çağdan bir kere de şerefimle geçeceğim
    lazım gelen gülleri göğsüme gömerek
    birleşmemiz radikal olacak ben kan vereceğim
    bunu daha çok küçükken bir film de görmüştüm!

    ah laikse aşkımız biter elbet bir kış baharyaz günü
    gözlerin uçurumlar kaydeder avuçlarıma
    bir çınar gövdesini bir hamle daha yarar
    üç içbükey komodin silah çeker vurulur
    sen gidersin, denklem düşer, ben aşk olduğumu ağlarım
    bir kelebek konduğu yerde bir mayın olduğunu anlar.
    beynime düşer infilak eder

    ben dünyaya karşı durmak ile meşhurum
    olma. yokluğun bulunmaman bedenime lacivert lavlar akıtır.
    nasıl çekip gitmiş bir şaman
    çekip gitmiş, bir şaman değilse en çok
    benim gibi sonsuz bir at
    hiç koşmuyorken de attır.

    biliyorum lir sızmıyor şakaklarımdan
    ve yüzümde şeyh çıldırtan yarıklar da yok
    annem beni hep çok sevdi, kız gördüm mü ağlıyorum
    modern bir alışkanlıktır ölmek, seni doğasıya seviyorum
    yeniden dünyaya gelsem yeniden seni severim

    ben sana düzenli olarak telefon ediyorum.
    adlı bir cengaver olarak telefon ediyorum
    hakiki cinayetler işleniyor görüyorum
    isa görüyor şeyhim görüyor ben görüyorum
    ben sana düzenli olarak telefon ediyorum
    mıknatıssız bir pusula olarak

    Ah Muhsin Ünlü
    1 ...
  35. 1125.
  36. Benim de mi düşüncelerim olacaktı,
    Ben de mi böyle uykusuz kalacaktım,
    Sessiz, sedasız mı olacaktım böyle?
    Çok sevdiğim salatayı bile
    Aramaz mı olacaktım?
    Ben böyle mi olacaktım?

    orhan veli kanık
    14 ...
  37. 1126.
  38. Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;
    Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı;
    Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
    Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
    Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
    Atılan her lağamın yaktığı: Yüzlerce adam.
    Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer;
    O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...
    Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
    Boşanır sırtlara vâdilere, sağnak sağnak.
    Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
    Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
    Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
    Sürü halinde gezerken sayısız teyyâre.
    Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...
    Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!
    Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
    Alınır kal'â mı göğsündeki kat kat iman?
    Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?
    Çünkü te'sis-i ilahi o metin istihkâm.

    Sarılır, indirilir mevki-i müstahkemler,
    Beşerin azmini tevkif edemez sun'-i beşer;
    Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedi serhaddi;
    'O benim sun'-i bedi'im, onu çiğnetme' dedi.
    Asım'ın nesli...diyordum ya...nesilmiş gerçek:
    işte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmiyecek.
    Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
    O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar,
    Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
    Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
    Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
    Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
    Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi...
    Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
    Sana dar gelmiyecek makberi kimler kazsın?
    'Gömelim gel seni tarihe' desem, sığmazsın.
    Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb...
    Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.
    'Bu, taşındır' diyerek Kâ'be'yi diksem başına;
    Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
    Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ namıyle,
    Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
    Ebr-i nîsânı açık türbene çatsam da tavan,
    Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan;
    Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına,
    Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
    Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
    Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem;
    Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
    Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana.
    Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,
    Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddin'i,
    Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran...
    Sen ki, islam'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
    O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;
    Sen ki, rûhunla beraber gezer ecrâmı adın;
    Sen ki, a'sâra gömülsen taşacaksın...Heyhât,
    Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...
    Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
    Sana âğûşunu açmış duruyor Peygamber.

    mehmet akif ersoy.
    1 ...
  39. 1127.
  40. kuşlar ölürlerse yere düşerler
    düşerler ve onları hep zehra toplar
    bir tayın üzerinden çok zaman geçer
    vakit çalar ay yarılır zenciler biter
    beni zehra bilinciyle bir tiren yoklar
    babam girer laborant kendini toplar
    zehra babamı toplamaz balonlar zehra
    kardeşleri kedilerden mordur oteller
    bekler kuşlar, ölürlerse yere düşerler
    yere düşerler ve onları hep zehra toplar
    bronş patlar kardeşim bir, dağılır lise
    annem yokken bizim evi zenciler sağlar
    elimden bir elmadır düşer yerlere
    yerlere bir elmadır elimden düşer
    kuşlar hep ölürlerse elmalar düşer
    elma yerde onları hep zehra toplar
    elma yerde onları hep zehra toplar
    elma yerde onları hep zehra toplar.

    ah muhsin ünlü
    0 ...
  41. 1128.
  42. Yaşayanlar iyi bilir, yaşamak
    Bir altılı fesleğeni kanatmaktır biraz
    Ruhlarında büyüyen
    Ve o fesleğenin simgesidir, yaşlandıkça
    Yüzlerce çocuğa bölünmüştür ve yanıtı yoktur
    Akşamları ruhtan ve gülümsemekten gelen
    Gölgesi beyaz bir kederin yok olmuş biçimidir

    edip cansever.
    1 ...
  43. 1129.
  44. Bilmezler yalnız yaşamayanlar,
    Nasıl korku verir sessizlik insana;
    insan nasıl konuşur kendisiyle;
    Nasıl koşar aynalara,
    Bir cana hasret,
    Bilmezler. ORHAN VELi...
    1 ...
  45. 1130.
  46. istanbul

    Benim mezarım deniz kıyısında olmalı
    Kıyı kıyı yosun bitmeli
    Yeller esmeli, sular akmalı
    Kuşlar değil, balıklar su içmeli mermer taşımdan
    Başımda düşümde hep bir deniz,
    Düüt düüt şirket vapurları, yandan çarklı, pervanesiz..
    Benim bütün mirasım istanbul olmalı.
    Kabristanımsa deniz..

    sadri alışık
    0 ...
  47. 1131.
  48. gelme
    istemem gayrı, kalkmıyor artık malım
    gelme
    ötmüyor artık kuşum
    gelme
    utanırım söyleyemem.

    (bkz: şiiri siken adam)
    (bkz: hep ayni replik)
    0 ...
© 2025 uludağ sözlük