gecenin şiiri

entry13372 galeri929 ses19
    1082.
  1. Heyecanlı yaşlarımız oldu
    Kanımızın delifişek aktığı zamanlar...
    Gün geldi alabildiğine sert duygular yaşadık,
    Kim ne derse desin
    Üstüne toz kondurmadığımız sevdalar...

    Sonra zaman geçtikçe anladık;
    O toz konduramadıklarımız gün geldi
    Bizim yüreğimizin tozunu attırdılar... (B.Gökçe)
    1 ...
  2. 1083.
  3. Atilla ilhan - Zeynep Beni bekle.

    2 ...
  4. 1084.
  5. 1085.
  6. Senin kalbinden sürgün oldum ilkin
    Bütün sürgünlüklerim bir bakıma bu sürgünün bir süreği
    Bütün törenlerin şölenlerin ayinlerin yortuların dışında
    Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
    Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
    Uzatma dünya sürgünümü benim
    Güneşi bahardan koparıp
    Aşkın bu en onulmazından koparıp
    Bir tuz bulutu gibi
    Savuran yüreğime
    Ah uzatma dünya sürgünümü benim
    Nice yorulduğum ayakkabılarımdan değil
    Ayaklarımdan belli
    Lambalar eğri
    Aynalar akrep meleği
    Zaman çarpılmış atın son hayali
    Ev miras değil mirasın hayaleti
    Ey gönlümün doğurduğu
    Büyüttüğü emzirdiği
    Kuş tüyünden
    Ve kuş sütünden
    Geceler ve gündüzlerde
    insanlığa anıt gibi yükselttiği
    Sevgili
    En sevgili
    Ey sevgili
    Uzatma dünya sürgünümü benim

    Bütün şiirlerde söylediğim sensin
    Suna dedimse sen Leyla dedimse sensin
    Seni saklamak için görüntülerinden faydalandım Salome'nin Belkıs'ın
    Boşunaydı saklamaya çalışmam öylesine aşikarsın bellisin
    Kuşlar uçar senin gönlünü taklit için
    Ellerinden devşirir bahar çiçeklerini
    Deniz gözlerinden alır sonsuzluğun haberini
    Ey gönüllerin en yumuşağı en derini
    Sevgili
    En sevgili
    Ey sevgili
    Uzatma dünya sürgünümü benim

    Yıllar geçti saban olumsuz iz bıraktı toprakta
    Yıldızlara uzanıp hep seni sordum gece yarılarında
    Çatı katlarında bodrum katlarında
    Gölgendi gecemi aydınlatan eşsiz lamba
    Hep Kanlıca'da Emirgan'da
    Kandilli'nin kurşuni şafaklarında
    Seninle söyleşip durdum bir ömrün baharında yazında
    Şimdi onun birdenbire gelen sonbaharında
    Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
    Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
    Ey çağdaş Kudüs (Meryem)
    Ey sırrını gönlünde taşıyan Mısır (Züleyha)
    Ey ipeklere yumuşaklık bağışlayan merhametin kalbi
    Sevgili
    En sevgili
    Ey sevgili
    Uzatma dünya sürgünümü benim

    Dağların yıkılışını gördüm bir Venüs bardağında
    Köle gibi satıldım pazarlar pazarında
    Güneşin sarardığını gördüm Konstantin duvarında
    Senin hayallerinle yandım düşlerin civarında
    Gölgendi yansıyıp duran bengisu pınarında
    Ölüm düşüncesinin beni sardığı şu anda
    Verilmemiş hesapların korkusuyla
    Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
    Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
    Sevgili
    En sevgili
    Ey sevgili
    Uzatma dünya sürgünümü benim

    Ülkendeki kuşlardan ne haber vardır
    Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır
    Aşk celladından ne çıkar madem ki yar vardır
    Yoktan da vardan da ötede bir Var vardır
    Hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır
    O şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır
    Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır
    Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır
    Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır
    Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır
    Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır
    Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır
    Göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır
    Senden ümit kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır
    Sevgili
    En sevgili
    Ey sevgili

    büyük üstat Sezai Karakoç
    2 ...
  7. 1086.
  8. Beklesen de olur, beklemesen de
    Ben bir gök kuruşum sırmalı kesende
    Gecesi uzun süren karlar-buzlar ülkesinde
    Hangi ses yürekten çağırır beni sana
    Geleceğim diyorum, takvim sorma bana
    -Ihlamur çiçek açtığı zaman.
    1 ...
  9. 1087.
  10. Yoklugun cehennemin obur adidir.
    Usuyorum kapama gozlerini.
    2 ...
  11. 1088.
  12. Geceleyin bir ses böler uykumu,
    içim ürpermeyle dolar:-Nerdesin?
    Arıyorum yıllar var ki ben onu,
    Âşıkıyım beni çağıran bu sesin.

    Gün olur sürüyüp beni derbeder,
    Bu ses rüzgârlara karışır gider.
    Gün olur peşimden yürür beraber,
    Ansızın haykırır bana:-Nerdesin?

    Bütün sevgileri atıp içimden,
    Varlığımı yalnız ona verdim ben.
    Elverir ki bir gün bana, derinden,
    Ta derinden, bir gün bana "Gel" desin
    1 ...
  13. 1089.
  14. 'seyrek gülüş sen ne güzel bir şeysin nazlanırsın ama bir gün gelirsin'

    düşen bir yaprağa bağladım hayatımı
    olsun artık diyorum ne olacaksa
    paralı asker miyim neyim ben
    ekleyip duruyorum sabahları akşama
    ve kendimi arıyorum meşgul çalıyor
    gerçi söylenmez böyle şeyler uluorta aşk diyor başka bir şey demiyor kalbim
    nasıl bir dostluk ki bu, hem kadim
    hem de mayhoş elma tadında.

    kendimi de koysam ayağımın altına
    yine de yetişemiyorum ey aşk,
    omzunun hizasına.
    çünkü bende birikiyor her şeyin tortusu
    ve ayağını kaldırıyor dünya, konuşurken
    benimle.
    budanan oğullar gibiyim,sessiz ve narin
    nereye konsam geri sayım başlıyor
    kurcalıyor beni bir çırağın elleri
    ah, unufak olsam ve desem ki
    ağzın tat görmesin hayat
    kandırdın beni.

    sorma,
    elim kırılsın bir daha
    dokunursam güneşe. kılpayı kaçırılmış bir şeyin
    bıraktığı ardında
    neyse oyum ben.
    yaralı serçe, benim için dua et;
    gök bir kayalık gibi şimdi üstümde
    dr şükrü öncüoğlu'ndan üç ayda bir reçete.

    acıyan bir şeyim ben burdan çok
    uzaklarda
    ve koskocaman bir hansın sen
    uğraşma bu çocukla
    çünkü nasıl bir şey biliyorum
    itin taştan korkması bir yastık arıyorum kuş seslerinden
    mühim değil sonrası.

    sorma,
    yangın sönseydi suyla
    denizler her akşam böyle yanmazdı.
    yakartop oynayan melekler gördüm güneşle
    ve büyük çiftçiler gördüm dağları biçen
    yolundaydı her şey, ben bile yolundaydım
    ama
    kıyıya vardığımda kendimi unuttuğumu anladım
    karşı kıyıda.

    şiirler söyledim belki duyarsın diye
    çığlığıydım içinde dilsiz bir şehzadenin
    sana seslendim durdum
    bu küçücük odadan
    acımı duy, sensin pusulam benim
    ki dünya silinmiş bir harita
    gibi yabancı bana.

    sorma,
    usulca uzandığında bir ceset oluyorsun öpüldükçe şımaran.*
    3 ...
  15. 1090.
  16. Ne hasta bekler sabahı
    ne de taze ölüyü mezar
    Ne şeytan bir günahı
    seni beklediğim kadar

    geçti, istemem gelmeni
    yokluğunda buldum seni
    bırak vehmimde gölgeni
    gelme, artık neye yarar

    (bkz: nfk)
    2 ...
  17. 1091.
  18. aslında bir marştır. ayağa kalkalım lütfen,
    hep bir ağızdan:

    --spoiler--
    "En büyük hazinemiz aklımızdır
    Aklımıza güvenmek hakkımızdır
    Hayatta aklımızdır en güzel şey
    Akılsızlar bize kulak verin hey!

    Biz bu aklı bulmadık sokaklarda
    Görevimiz onu korumaklarda
    Kurtulduk, başka akıllar bize yük
    Aklımızdır hazinemiz en büyük."

    "ha-ha"
    --spoiler--
    1 ...
  19. 1092.
  20. Her gün bir yerden göçmek
    Ne iyi

    Her gün bir yere
    Konmak ne güzel
    Bulanmadan, donmadan
    Akmak ne hoş.

    Dünle beraber
    Gitti cancağızım

    Ne kadar söz varsa
    Düne ait
    Şimdi yeni şeyler
    Söylemek lazım .
    3 ...
  21. 1093.
  22. çiçeklerin eksilen suyuna su,
    yazın yanına hatırayı ekledik,
    çekirge sesleri ve
    öğle güneşi altında narın
    olgunlaşmasını bekledik.
    bekledik, başka başka odalarda
    çektiğimiz ağrı dinsin,
    bir çocukluk düşü gibi
    ince bir sızıya dönsün diye
    yaza sedeften bir anlam ekledik
    biliyorsun,
    bir başdönmesi gibi sürüyor hayat,
    yazların yanına yazlar ekleniyor,
    zaman uzun bir sıcağa dönüyor burada,
    ağırlığına duygunun, taşınamazlığına
    ve yazlar hatıraya…
    sığındığımız konuşmalar kesecek mi ağrıyı?
    ağacın güzelliğindeki mânâ sönmeyecek,
    köklerinde sürecek mi aşk?
    ah benim hayal kardeşim,
    bizim bu aşktan alacağımız var,
    dinsin ayrı odalarda çektiğimiz ağrı,
    yaz geçip gitsin ve olgunlaşsın nar.

    Birhan Keskin.
    2 ...
  23. 1094.
  24. Binmediğim hiç bir otobüs
    Beklemediğim hiç bir durak kalmadı bu şehirde
    Gittikçe azalıyor hayat
    Neyi erken yaşadıysam
    Hep ona geç kalıyorum
    Sana göçüyorum her sonbahar
    Yolların çıkmıyor aşkıma
    Unuttuğun yağmurların adı saklımda
    Seni içimden terk ediyorum

    Susmaktan yoruldum
    Kuşlar ve şarkılar bu şehri terk edeli beri
    Efkar demliyorum gözlerimde
    yaşlarımı, yanağıma varmadan öldürüyorum
    Tam sancağımdan yaralıyorum kendimi
    Alnını yüreğime dayadığın güne bakıp
    Seni içimden terkediyorum

    Ne unutacak kadar nefret ettin
    Ne hatırlayacak kadar sevdin
    Yıkık bir duvar kadar bile pişman değilsin biliyorum
    Beni hep bulmamak için aradın
    Yanılgımdın
    Yandığımdın
    Yangındın

    Sensizliğe yenilmek
    Sana yenilmekten zor olsada
    Ardımda bir sürü "belki"ler bırakarak
    Seni içimden terk ediyorum

    Şimdi
    içimde öldürecek bir anı bile bulamayan
    iki yarım kaldık
    Tamamlayamadık bizi
    Elinden tutamadık yanlızlığımın
    Saçlarımıda uzaklarına gömdün

    içimin mavisi senin okyanusundandı
    Al! geri veriyorum.
    Kilitleri hep yanlış kapılara vurdun
    Devrilmiş vagonlara dönerken gözlerim
    Sana bensizliği terkediyorum

    "Yârime uzanmayan bütün dallarım kırılsın" demiştin
    Aşk içinde doğmuşsa nereye kaçabilirdi?

    Ne tuaf değil mi?
    içimi acıtanda sendin
    Acımı dindirecek olanda
    "Ya öldür beni"dedim
    Ya da git benden
    içi bulanık bir sevdanın ucunda
    Seni kaybettim
    Aldırmadın aldırmalarıma
    Bir gecede yakıp yârini
    Şafaklara sattın ihanetini
    Küllerime basanlar bile utandı yaptığından
    işte soluk bir ömrün son nefesi

    Benden içimden terk ediyorum.
    4 ...
  25. 1095.
  26. her gün bu kadar güzel mi bu deniz?
    böyle mi görünür gökyüzü her zaman?
    her zaman güzel mi bu kadar,
    bu eşya, bu pencere?
    değil,
    vallahi değil;
    bir iş var bu işin içinde.

    Orhan veli.
    3 ...
  27. 1096.
  28. Sen benim gözümde bir hiçsin artık, 
    Nefretim aşkımı aştı bu gece 
    'Bugün ki sözlerin söz müydü artık'
    Son sözün sabrımı aştı bu gece 

    Kolayca bitsin bu diyemedin de 
    Salladın savurdun basiretsizce 
    Hiç mi ders almadın onca gezdik de 
    Yağmurun rahmeti aştı bu gece 

    Sana son bir sözüm, nasihatım var 
    Aldığım ahlakla bir terbiyem var 
    Senin doğuran ana deyip geçmek var 
    Saygım adabımı tuttu bu gece 
    Gönlümün romanı bitti bu gece 
    Hangisine yansam şimdi gün gece 
    Ömrümden beş yıl gitti bu gece.

    Bedirhan gökçe nin şiirinden bir kısım. Ve ışte final..
    1 ...
  29. 1097.
  30. O zaman
    Güneş soğudu
    Ve bereket topraklardan gitti

    Ve çöllerde yeşillikler kurudu
    Ve balıklar denizlerde kurudu
    Ve toprak
    Ölülerini kabul etmez oldu artık.

    Bütün solgun pencerelerde gece
    Belirsiz bir düşünce gibi
    Birikiyor durmadan ve taşıyordu
    Ve yollar
    Sonlarını karanlığa bıraktılar

    Kimse aşkı düşünmez oldu.
    Kimse düşünmez oldu yengiyi
    Kimse
    Hiçbir şey düşünmez oldu artık.

    Mağaralarında yalnızlığın
    Uyumsuzluk doğdu
    Afyon ve esrar kokusuyla kan,
    Başsız çocuklar doğdu
    Gebe kadınlardan.
    Koştular mezarlara sığındılar
    Beşikler
    Utançlarından.

    Kötü günler geldi ve karanlık
    Yenilince ekmeğe şaşırtan gücü
    Tanrı elçiliğinin
    Kaçtılar adanmış topraklardan
    Aç ve sefil peygamberler.
    insanın kaybolmuş kuzuları
    Çobanın seslenişini duymaz
    oldular
    Çöllerin cennetinde.
    Aynaların gözlerinde sanki
    Tersine yansıyordu renkler
    Kıpırtılar, davranışlar, görüntüler

    Bir şemsiye gibi tutuşuyordu
    Başlarında aşağılık soytarıların
    Utanmaz yüzlerin orospuların
    Tanrının o kutsal ışık çemberi

    Bataklıkları alkolün
    Ağulu buharlarıyla buruk
    Çekti derin köşelerine
    Durgun aydınlar yığınını
    Kemirdi aç gözlü fareler
    Altın yapraklarını kitapların
    Eskimiş raflarda, dolaplarda.

    Güneş ölmüştü
    Güneş ölmüştü ve yarın
    Uslarında küçük çocukların
    Yitik, belirsiz bir kavramdı.
    Defterlerine sıçrayan kapkara
    iri bir mürekkep lekesiyle
    Anlatıyordu çocuklar
    Tuhaflığını bu eskimiş sözcüğün.

    Zavallı halk
    Yüreği ölgün, bitmiş, dalgın
    Huzursuz ağırlığı altında ölü gövdesinin
    Bir yerden bir yere sürünüyordu
    Ve önlenmez cinayet isteği
    Durmadan büyüyordu ellerinde.

    Kimi zaman ufacık bir kıvılcım
    Bu cansız ve sessiz topluluğu
    Ta içinden dağıtıyordu birden.
    insanlar saldırarak birbirlerine
    Biri karısının boğazını
    Kör bir bıçakla kesiyordu
    Bir ana birer birer çocuklarını
    Tandırın ateşine atıyordu.

    Boğulmuş kendi korkularında
    Ürkütücü duygusu suçluluğun
    Öldürdü öldürdü kör ruhlarını
    Ve çocukları.

    Ne zaman bir tutsak asılırken
    Darağacının yağlı halatı
    Korkudan kasılan gözlerini
    Sıkarak dışarıya fırlatsa
    Onlar dalardı içlerine
    Şehvetle titreyen bir düşünceden
    Gerilirdi yaşlı, yorgun sinirleri.

    Ama her zaman alanın kıyısında
    Bu küçük canileri görürdün
    Durmuşlar ve dalgın bakıyorlar
    Fıskiyelerden suyun durmaksızın akışına.
    Ola ki gene de arkasına
    Ezilmiş gözlerinin ve donmuş derinlerde
    Yarı canlı bir küçük şey karışık,
    Kalmıştır.
    Güçsüz bir çırpınışla istiyordu
    inanmayı su sesinin doğruluğuna

    Ola ki...
    Ola ki.. ama ne sonsuz boşluk...
    Güneş ölmüştü
    Kim bilebilirdi artık
    Yüreklerden kaçan o üzgün güvercinin
    inanç olduğunu...

    Ah tutsağın sesi...
    Büyüklüğü senin umutsuzluğunun
    Işığa bir küçük yol açmayacak mı
    Bu uğursuz gecenin bir köşesinden?
    Ah tutsağın sesi...
    1 ...
  31. 1098.
  32. belki ben
    o günden
    çok daha evvel,
    köprü başında sallanarak
    bir sabah vakti gölgemi asfalta salacağım.
    belki ben
    o günden
    çok daha sonra ,
    matruş çenemde ak bir sakalın izi
    sağ kalacağım...
    ve ben
    o günden
    çok daha sonra:
    sağ kalırsam eğer,
    şehrin meydan kenarlarında yaslanıp
    duvarlara
    son kavgadan benim gibi sağ kalan
    ihtiyarlara,
    bayram akşamlarında keman
    çalacağım.
    etrafta mükemmel bir gecenin
    ışıklı kaldırımları
    ve yeni şarkılar söyleyen
    yeni insanların
    adımları..

    Nazim hikmet ran.
    1 ...
  33. 1099.
  34. Dursun Ali Erzincanlının okuduğu şiirdir.

    Sana ulaşmak niye bu kadar zor anlayamıyorum.
    Hani bir çiçekte bulabilirdim seni
    Bir gurup vaktinde
    Yağmurda ve karda
    Güneşin gittiği anda...

    Esen bir meltem selamını getirirdi hani?
    Yok, yok, yok...
    Yoksun artık biliyorum Yoksun.
    Dün gece yıldızlar uyurken
    Sana bir şiir yazdım
    Ne yazdığımı görmek için
    Yaklaştı, yaklaştı durdu deniz.
    Sinirlenince kendini
    Büyük bir homurtuyla kayalara vurdu.
    Ne yazdığımı söylemedim tabi Söylermiyim!
    Sonra o şiiri, dalgaların üzerine bıraktım,
    Getirsin diye sana...
    Ve oracıkta kalakaldım

    Ezan okunuyordu, sabah ezanı
    Bütün kainatı öyle bir duygu kapladı ki
    Vücudumun tüm zerrelerinde yaşadım o duyguyu
    Ve bir an yalnızlığımı hissettim
    Çaresizliğimi, basitliğimi
    Bilmiyorum,ne zaman böyle bir hal olsa
    Kendimi tutamıyorum.
    Hayır, hayır ağlamadım gözlerim buğulandı ama...

    Peki, tamam ağladım
    Ama ne yapayım tutamadım kendimi.
    insanlar neden seni sevmez bilirmisin
    Sen gelince korkuları başlar
    Karanlıktan korkarlar onlar Sen, karanlık, korku.....
    Ben niyemi korkmuyorum
    Sen gelince sükunet geliyor
    Ondan başkasını düşünemiyorum

    Sen gelince ihsan başlıyor Vuslat,

    Hemde en güzeliyle Seni seviyorum

    Çünkü furkanda adına yemin ediliyor

    Aşıklar maşukunu anıyor sende

    Hıçkırıklar daha belirgin

    Günahlar için Pişmanlıklar için

    Eyvahlar için Ah'lar için...

    Hey gece!
    Şiirime senin adını verdim.
    Dostun şiiri dedim.
    Dostun şiiri...
    Gecenin şiiri...
    2 ...
  35. 1100.
  36. Ben bir şehirdeyim ki mesut akşamları beyaz kuşlar taşır gagalarımda.
    ben bir şehirdeyim ki mevsim boyunca seni düşünürüm.
    sen varken yalnız değilim bu şehirde.
    oturup konuşabiliyorum hatta gezinebiliyorum sokaklar boyunca..
    ya sen olmasan?
    1 ...
  37. 1101.
  38. Ağlasam sesimi duyar mısınız,
    Mısralarımda;
    Dokunabilir misiniz,
    Gözyaşlarıma, ellerinizle?
    Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
    Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
    Bu derde düşmeden önce.
    Bir yer var, biliyorum;
    Her şeyi söylemek mümkün;
    Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
    Anlatamıyorum.

    ORHAN VELi
    1 ...
  39. 1102.
  40. Her Yerdesin

    Bazen baktığım her yerde seni görüyorum
    Gözlerimi kapadığımda,
    Göz kapaklarıma geliyor en güzel hatıralarım
    Bazense nefesini hissediyorum
    Sen beni düşünmüyor olsan bile…

    Parfümünü almıştım sen gittikten sonra
    Bazen sıkıyorum onu kokluyorum
    Sendeki gibi kokmuyor ama…
    Belki de sarılamadığımdan sana…

    Bazen unutmak istiyorum seni
    Bendeki aşkın mani oluyor buna
    Şarkılar hatırlatıyor seni,
    Sen dön geri hazırladım yerini…
    1 ...
  41. 1103.
  42. Söylenir / Turgut Uyar
    söylenir ve yarım kalır
    bütün aşklar yeryüzünde
    bir kaktüs bol sudan nasıl
    nasıl çürürse öyle
    en sevdiğim temmuzdu aylardan
    hazirana benzediği için biraz
    biraz da kendiliğinden
    belki de müşteriye iyi davranan
    efendi bir bakkal kimliğinde
    nasıl mutlu oldum iki yaz
    nasıl mutlu oldum kardeşler
    salkımsöğüt bir ben iki
    bir üçüncü var mıydı bilmiyorum
    üçüncü vardı elbet.
    2 ...
  43. 1104.
  44. seni seviyor ben
    nerdesin sen ?
    aç kollarını geliyor ben
    açınca çaldır sen.
    1 ...
  45. 1105.
  46. Bu karanlık böyle iyi
    Aferin tanrıya
    Herkes uyusun iyi oluyor
    Hoşlanıyorum
    Hırsızlar , polisler , açlar , toklar uyusun
    Herkes uyusun
    Bir seni uyutmam bir de ben uyumam
    Herkes yokken biz oluruz
    Biz uyumayalım
    2 ...
  47. 1106.
  48. Merhaba Canım
    ben az konuşan çok yorulan biriyim
    şarabı helvayla içmeyi severim
    hiç namaz kılmadım şimdiye kadar
    annemi ve allahı da çok severim
    annem de allahı çok sever
    biz bütün aile zaten biraz
    allahı da kedileri çok severiz

    hayat trajik bir homoseksüeldir
    bence bütün homoseksüeller adonistir biraz
    çünki bütün sarhoşluklar biraz
    freüdün alkolsüz sayıklamalarıdır

    siz inanmayın bir gün değişir elbet
    güneşe ve penise tapan rüzgarın yönü
    çünki ben okumuştum muydu neydi
    biryerlerde tanrılara kadın satıldığını
    ah canım aristophanes

    barışı ve eşek arılarını hiç unutmuyorum
    ölümü de bir giz gibi içimde
    ölümü tanrıya saklıyorum
    ve bir gün hiç anlamıyacaksınız

    güneşe ve erkekliğe büyüyen vücudum
    düşüvericek ellerinizden ve
    bir gün elbette
    zeki müreni seveceksiniz
    (zeki müreni seviniz)
    Arkadaş Z.Özger
    1 ...
© 2025 uludağ sözlük