bir tanesine neler sığdırılır. gece, sonradan saatle, dakikayla doldurduğumuz önceleri sadece karanlık olan, hayaller dolar insana, hayaller kurar... sonra bir bakmışsın güneş ışınlarıyla kırıvermiş hepsini.
gündüz; soğuk soğuk, aydınlık, çırılçıplak, utanmazca güler halimize . bir orospu gibi sürekli parlak dişlerini gösterir ve o vampir dişleriyle kanımızı emer,, pisliklerimizi ve acımızı ortaya çıkarır .
gece ise ; örter acımızı,kirlerimizi, herşeyimizi , emer gözyaşlarımızı, alçakgönüllüdür, çok utangaç olduğu için görünmez bile, omzunda ağlarız , omzunda azıcık huzurlu oluruz .
gündüz sevgilidir . gece annedir . gündüz şeytandır . gece melektir .
günün muhasebesinin yapıldığı zaman dilimidir. sessizlik, uykusuzluk ve yorgunluk, karanlıkla birleşince yalnızlık daha bir anlam kazanır o saat dilimlerinde. hayata dair ne varsa düşüncelere aktarılır ve uykuya gidilir öylece.
siyah gökyüzünün altında, en tepedeki ayı ve sonsuz yıldızları seyreder insan. tüm gözler kapanmış ve ruhlar yükselmişken gökyüzüne, ısrarla uyanık kalmak ister. nefes alabildiği, kendi varlığını hissedebildiği ve huzuru yakalayabildiği tek andır çünkü. artık nefret dolu ruhlardan, yıpranmış bedenlerden ve boş gözlerden uzak kalmayı başarmıştır.
gece yarısı, yeniden tazelenir umutlar ve hüzün geride kalır. ta ki, güneş ufuk çizgisini aydınlatana dek.