Erkek çocukları
Hep anneye âşık olur derler
Benim tercihim farklıydı
Ben babama âşıktım...
Çocuklar, ana okullarındaki
Şefkatli ilk bayan öğretmenlerine
ilkokulda, sınıf öğretmenlerine
Ortaokul, lisede ergenlilikle beraber
En çekici buldukları öğretmenlerine
Âşık olurlarmış...
Benim tercihim farklıydı
Ben babama âşıktım...
Hep onun gibi olmak istedim,
Hep dik, dimdik, her zaman dik...
Babam, Sivas'ın ayazında kavrulmuş benim...
Ayakkabısına dolan soğuk suyla sınanmış...
Benim babam, yolların eskittiği ayakkabılarını
Poşet geçirerek, sudan, çamurdan korumuş...
Benim babam, "Galoşu icat eden ADAM!"
Benim babam, Sivas'ın ayazında kavrulmuş...
Kerpiç evin duvarları yetmezmiş soğuğu def etmeye
Yanan sobanın iki adım ötesine gitmeye
Kimsenin varmazmış ayağı...
işte bu yüzden
Yazın rüzgâr esse, üşür benim babam...
Çocukken de, kartopundan nefret edermiş,
Geç uyandığında "minibüs kaçtı" diye ah edermiş...
Benim babam, köyden, okumak için şehre, yaya gidermiş...
Benim babam, Sivas'ın ayazında kavrulmuş,
On sekiz köprüden geçerlerken
Birbirlerine sokulurlarmış
itler korktuklarını anlamasın diye...
Kış gelip, dağlar kar tuttuğunda,
Güneş el edip hava hafif ısındığında
Sevinemezmiş benim babam...
Taşarmış gürül gürül Kızılırmak...
Taştığı yerler ziyan olurmuş benim babama...
Yolların eskittiği, ayakkabılarına
Su dolmasın, çamur olmasın diye poşet geçirirmiş...
Benim babam, "Galoşu icat eden ADAM!"
Okulda son dersleri hiç anlayamazmış, benim babam...
Servis kaçarsa diye düşünmekten, anlayamazmış garibim...
Benim babam, "Almancı çocuğu" olmanın sefasını sürememiş hiç...
Benim babam, "Almancı çocuğu" olmanın cefasını çekmiş hep...
Çocukken hiç âşık olamamış benim babam...
ilkokul öğretmeniyle de, ortaokul öğretmeniyle de...
ilgilenecek vakti hiç olmamış...
Benim babam, sanat okulundan mezun olup, buralara gelmiş!
Benim babam, kış geldiğinde, çöker ihtiyarlar gibi...
Çocukken de, kartopunu sevmezmiş benim babam,
Nasıl sevsin ki,
Yazın rüzgâr estiğinde üşüyen ADAM!
Tüm bunları anlatırken bizlere...
Bir of çeker,
Küllükten alıp, dudaklarına yasladığı sigarasından
Bir koca dumanı içine çeker...
O günleri sızlayan bacaklarıyla bir kez daha yaşardı.
Bir ramazan günü, iftarı bekliyorduk masada...
Müezzinin, mikrofonu dudağına,
Topçunun, alevi fitile yaklaştırmasını bekliyorduk...
Şehrin minarelerinden "Allah'u Ekber" nidası yükselirken...
Edilen duanın ardından, bardağa doldurulmuş,
Soğuk suyu, bir dikişte içti benim babam...
Ve ardından buruşmuş suratıyla ekledi,
"Bu ne kadar soğuk lan! Ayak parmak uçlarıma kadar üşüdüm..."
Bir kahkaha bastım, hatta her su içişimde aklıma geliyor,
Su genzime sıçrıyor öksürüyorum...
Oysa şöyle bir dönüp, bakınca babamın anlattıklarına
içim cız ediyor...
Ama acıyamıyorum, ben babama...
Benim babam, benim, "onun gibi olacağım" dediğim tek ADAM!
Benim babam, Sivas'ın ayazında kavrulmuş,
Saliha'nın gözyaşıyla yoğrulmuş,
Benim babam, "Almancı Hasan Ağa'nın" yokluğuyla,
Baba hasretiyle sınanmış...
Benim babam, okula gitmek için eskittiği ayakkabılarını,
Naylon kara poşetlere sararmış...
Su dolmasın, çamur olmasın diye,
Benim babam, "Galoşu icat eden ADAM!"