bülent, tugay, hakan, okan, emre, ergün, metin oktay, tanju çolak arif erdem, hakan ünsal, hasan şaş,fatih terim gibi futbolcuları yetiştirmiş ve yetiştirmeye devam eden(arda,ferhat,özgürcan...)
Avrupa'da Türkiye denildiğinde akla ilk gelen maddelerden biri olmuş efsanevi futbol takımı.
yaşam kaynaklarımdan biri. hayatımdan en son eksik edeceğim şeylerden biri. kalbimin bir parçası. sevinip, üzülme sebebim. her şeyim, takımım, bitanem.
insana kendini güvende hissettiren bir dost kadar yakın, yüzyıllardır yüzüne hasret sevgiliye olan aşk kadar içten, zaptettiği kalalerin burçlarındaki komutan kadar gururlu ve mağrur, sabah en dağınık halinle bile seni güzel görebilen gözler kadar sevilen, dün bugün ve yarın hep en iyi olan camiamız
türkiye'yi dünyaya tanıtan şeylerden birisi. bir yabancıya "türkiye'den ne biliyorsun" diye sorduğunuzda "galatasaray" cevabı gelecektir, onun yanında "sertap erener" diyenler de çıkabiliyor.
geçtiğimiz sene avrupa'da oynamamasına rağmen halen avrupa'daki birçok takımın korkulu rüyasıdır. şampiyonlar liginde gruptaki en zorlu rakibi liverpool'un taraftar gruplarının eşleşmekten dolayı en rahatsız oldukları takımdır.
çanakkale savaşı'nda güzide rakibi* ingilizlerle maç yaparken cephede ölen futbolculara ve öğrencilere sahip klüptür. osmanlı devletine batılı tarzda eğitim almış aydın yönetici adayları yetiştirmeyi hedefleyen bir lisenin spor klübüdür. kurucusunun* fransız hayranı olduğunu söylemek cehaletin en basit örneğidir ki, ali sami yen klübü kurarken en büyük amacını "türk olmayan takımları yenmek" olarak belirlemiştir, bu en önemli madde yıllar boyunca klübün en temel amacını oluşturmuştur. mustafa kemal atatürk'ü uydurma kaynaklarla kendi taraftarı gibi göstermeye çalışan bir anadolu kulübünün taraftarlarına göre ulu önder galatasaray'ı hiç ziyaret etmemiştir. oysa tarih bunu reddetmektedir:
devletin resmi yayın organı ayın tarihi mecmuası(cilt 23-24, sayı 79-81, sayfa 6630-6631):
"3.12.1930; Reisicumhur Gazi Hz. saat ikide otomobille saraydan hareket ederek sıra ile Harp Akademisi, Mülkiye ve Harbiye Mekteplerini...buradan Galatasaray Lisesi'ni teşrif ettiler.(...) Galatasaray Lisesi'nde kütüphanenin hatıra defterini imzaladılar. Daha sonra müdür odasında bir müddet oturarak mektebin vaziyeti umumiyesi ve talebenin durumu hakkında konuştular. imla, resim ve lisan derslerinde bulundular, mektep müdüründen uzun uzadıya izahat aldılar..."
"mustafa kemal, 28 ocak 1932 perşembe günü beyoğlu'nda otomobille çıktığı bir gezinti sırasında saat 16'da galatasaray lisesi'ni ikinci kez ziyaret ederek onurlandırmıştır. lisedeki tarihi tevfik fikret salonunda verilen bir müsamereyi izlemiş ve oyunda rol alan öğrencilere övgüler yöneltmiştir. niyazi ahmet banoğlu'nun "atatürk'ün istanbul'daki hayatı" adlı yapıtında bu ziyaret hakkında bilgi verilmektedir."
"atatürk'ün galatasaray lisesi'ne üçüncü gelişinin tarihi 1 temmuz 1933'tür. gazi bu gelişinde öğrencilerin tarih-coğrafya-yurt bilgisi grubundan geçirdikleri orta mektep bakalorya sınavlarına bizzat katılmış ve çeşitli sorular sormuştur. maiyetiyle (riyaseticümhur katibi hikmet (bayur), başyaver celal, yaver şükrü ve cevdet beyler ve muallim afet hanım) lise' ye gelen atatürktalebenin alkışları arasında müdürlük odasına çıkmış, burada müdür tevfik bey ve öğretmenlerle okul hakkında görüştükten sonra doğruca imtahan odasına girmiştir." kaynaklar"dünden bugüne galatasaray" (hazırlayanlar: vefa O. semenderoğlu- osman tamburacı), "atatürk önünde tarih bakaloryası" (ilhan e. postacıoğlu), "şişhaneye yağmur yağıyordu; ayışığında çalışkur" (haldun taner), "atatürk ve galatasaray" (galatasaray'ın 100. yıldönümünü kutlama komitesi), "galatasaray tarihine ait belgeler:I (1868-1933) (orhan koloğlu)
ilgili kaynaklardan sağlanan özet yazına galatasaray.org sitesinden ulaşılmıştır.
galatasaray lisesi'nin zamanında spor klübünün de idari merkezi olduğunu bilmeyenler için kafadan tarih uydurmak kolaydır. türkiye tarihinin en şanlı, en köklü, şüphesiz en başarılı, en elit kulübünü yalan dolan yazılarla karalamak kolay değildir. bir avuç taraftarı ile cumhuriyet içinde cumhuriyetçik kurmaya çalışanların, türkiye cumhuriyeti'nin en büyük kulübü hakkında konuşurken iki kere düşünmesi gerekmektedir. galatasaray en büyük değil tek büyüktür.
Sıkı sıkıya bağlı olduğum sevgili takımım.Tanım yapmak gerekirse büyük takım olmanın hakem satın alınmayarak,parasız,sadece çalışarak olabileceğini kanıtlamış doğru düzgün bir takımdır.
türkiye de tek avrupa şampiyonu takım olma ünvanını elinde bulunduran takım..uefa süper kupa gibi kupaları müzesine götürmesine rağmen diğer takım taraftarlarına yaranamayan takım.en kötü halinde bile ismi avrupada anılan takım..fakir fukara takımı diede anılır buna rağmen sezonda 2 maçtada yenildiği milyon dolarlık fenerin elinden şampiyonluğunu alan takım..
sadece formasındaki renklerin bile şampiyon olmaya yettiğinin unutulmaması gereken takım. 2 penaltının kaçtığı, topların direklerden döndüğü bir maçta berabere kaldı diye hakkında yüz değişik iddia ortaya atılan takım. hayır yani herhangi bir alanda daha başarılı olan başka bir türk takımı var da biz mi göremiyoruz acaba?
Avrupanın en fakir klüplerinde,hatta cm oynayanlar bilir,ilk sezondan sonra oyunda bile mali krizden cıkmak için tüm futbolcularını satışa cıkaran ama kimsenin talip olmadığı,son paralarıyla denizliye borc verip hayatlarında etmedikleri duaları son maclarından sonra eden,fenerbahceye her iki sahada da yenilip sonra sampiyon olan takım cafe crown gese...
Dünyanın neresine giderseniz gidin, mutlaka hakkında bilgi sahibi olanlara karşılaşabileceğiniz Türkiye'nin en bilinen markası.
UEFA ve Süper Kupa sahibi tek Türk takımı.
ne kadar hakettiği gibi yönetilemese de zafere giden yolun yeşil dolarlardan değil, terli formalardan geçtiğini bize gösteren spor kulübü.