2009 yılı itibariyle; gayet iyi yönetilmesine, devletin teşviklerine, kaliteli ve usta ayakların geçmişteki başarıları sebebiyle bu takıma gelmesine, çok iyi bir teknik direktör ile çalışmalarına rağmen taraftar profilindeki düşüş gözden kaçmamaktadır. eskiden ciddiye alıp futbol konuşmadığımız adamlar fenerli iken şimdinin hazımsızı galatasaray'lılar olmuş. bunun da sebebi apaçık geçmişteki başarıların gelmeyişi ve eski ruhun sonsuza kadar süreceği düşüncesidir. ama öyle bir şey yok. her takım yıllar içinde değişikliklere uğrar ve arada sırada başarısızlık da gelebilir. geçmişte nasil olsa yeneriz diye maçlara gitmeyen ve samiyende terim'li cimbom'u boş tribünlere oynatan bir taraftarı vardı galatasaray'ın. şimdi ise net görülebilen başarısızlığın yapılan transferin gölgesinde kalışı revaçta! ama asla unutulmamalıdır ki; başarısızlığı adam gibi eleştirip göğüsleyemeyenler, galibiyetlere de artist gibi sahip çıkmasınlar! işte bu kaypaklık eskiden yoktu galatasaray taraftarında. şimdi çoğunluk oldukları için aynı ortak görüşü doğru kabul ediyorlar.
önce başarısızlığı görüp takımının sahada ezildiğini kabul edeceksin, sonra "ama hakem de bizi ezdirdi abi" diyebilmek için! orta açmadan maçı bitiriyorsun, ama hala yok 4 atacaz, yok sahaya gömeceğiz! inanın maç öncesi derbi ile alakalı skor tahminlerinin %70'ine yakını galatasray'ın 2-3 farklı galibiyetinden yanaydı. bu bir umut muydu? yoksa bir bildiği mi vardı galatasaray taraftarının? kesinlikle hayır! sadece o anı mutlu geçirebilmek için bir mastürbasyondu o kadar! o kadar iyi biliyorlardı ki fenerin top oynatmadan kazanacağını ama bunu kedinlerine bile itiraf etmekten acizdiler. çünkü geçmişten gelen şımarıklık yakalarını hiç bırakmamıştı!
hala türkiyenin en iyi takımıdır. başkaları derbileri (çirkeflik ve bacak kırmayla) alıp (ki bunun ali sami yeni var)türkiye sınırları içinde şampiyon da (gerçi hala galatasaray olacak diyorum) olabilir. bunlar galatasarayın hedefi değildir zaten. galatasarayın hedefi mayıs ayında! görülecektir.
rakibine yenilmesine karşın hala sevilen takımdır. tabi tutup ta kaptanı ya da herhangi bir futbolcumuzu dövmediğimiz için bu sevgiyi ifade edemiyorsak kusura bakmasın kimse, tarzımız değil.
gerekli müdahale: çok mu zorunuza gitti gerçekler?...
hayatım boyunca nolursa olsun en sıkı bağlandığım üç dört şey arasında olduğunu bu gece de bana farkettirmiş olan takım.
anne baba ülküm sevdiğim galatasaray...sonlara doğru uludağ sözlük. şaka len şaka...
yaklaşık 10 yıllık yenilgi serisi ve geçen seneki 4-1'lik derbide fener'in attığı mucizevi golleri gördükten sonra kesin olarak anlamıştım ki; gs'nin kadıköy'de fener'i yenmesi mümkün değil. ve bunun taktikle, oyuncu kalitesiyle, teknik direktörle, antrenmanla, şununla-bununla hiç bi alakası yok. üzerinde uzun uzadıya konuşmanın da hiç gereği yok. olay tamamen psikolojik. yenilme korkusuyla gidersen yenilirsin. bu kadar da basit. ve maçtan önce arda'nın kavga ettiği haberini aldığım anda gs'nin tekrar kaybedecek bi psikolojide olduğunu anladım.
zaten bu maçı izlemeye gerek duymamıştım, skora da hiç şaşırmadım.
iyi ki de gitmemişim bu defa, yok yere sinirimi bozmadım.
mevcut defansını değiştirmezse 7 sene daha fenerbahçe'yi yenemeyecek olan takımdır. avrupa'da zaten çok ileri gidemez. adamı folloş ederler boyu uzun diye defans adamı alıp oynatan takımı.
her zaman her yerde her halükarda sevilesi, tapılası takım. tek aşk. bugünkü maç kötü bitmiştir. ama bir son değildir bu. galatasaraylılara da düşen fenerbahçeyi tebrik edip sakin olmaktır. bize yakışan odur..