tandeme hala ve hala yerli futbolcu alan takımım. neden abi neden? yok mu italya'da sezon sonu sözleşmesi bitecek bir defans oyuncusu? linderoth niye hala takımda? lincoln'ün ilişiği neden kesilmiyor?
transfer nasıl yapılır adlı dersin ana başlıklarından birini daha gösterrmiştir. başka kulüpler gibi 3 liralık adama 20 lira verilmedi akıllıca bir transfer oldu. genç takımdan kim verilecek bilmiyorum ama kayserispor'a da hayırlı olur o oyuncu inşallah. tolunay kafkas'ın kafasında vardır bir oyuncu mutlaka.
taraftarı kavram kargaşası yaşayan takım.işlerine gelince ezeli rakiplerinin taraftarı için "çekirdekçi seyirci,tiyatro seyircisi "derler; fakat 10 senelik hezimetlerine kılıf uydurabilme adına salya sümük eşliğinde "ühüü ühüü kadıköyde futbolcularımız taraftar baskısı altında kalıyor,minnoş futbolcularımızın psikolojisi bozuluyor" diyerek ikilemde kalırlar. bir de bu takımı destekleyen insanların kendi içlerinde tutarlı bir diğer özelliği ise derbi önceleri bir hafta kafa ütüleyip, derbiye ithafen pankartlar açıp,derbi sonrası geleneksel hezimet ile karşı karşıya kalınca,platini den alıntılar eşliğinde en iyi yaptıkları iş olan salya sümük ağlamayı devam ettirmesidir.
tesisi olmadığı iddia edilen kulüp. sizin samandıra tesisleri yapılmadan çoook önceleri florya metin oktay tesisleri vardı galatasaray'ın. olmayan para denmiş. kewell'ı, keita'yı, baros'u öpücükle aldık biz ne para vercez, öpücüğü kabul etmezlerse masa altı da olur her türlü. para ne ki lan? geleceği yokmuş. bu takımın geçmişte yaptıkları geleceği için taraftarlarına her zaman umut vermiştir. en azından bir vizyonu vardır, "en yakın rakibimizi yenelim yeter" mantığı yoktur, gs için her zaman avrupa'daki başarılar öndedir. zaten kulübün kuruluş amacı "türk olmayan takımları yenmek"tir.
birilerinin bir yerlerine kaçmış olması muhtemel dalgaya sahip olan kulüp, bir başka külüp tarafından tekrar edilmesi mümkün olmayan başarılara sahip derya, asla dinmeyecek fırtına. her gün biraz daha fazla büyüyen dalgasına dikkat.
bazı takım taraftarlarınca hala uefa kupasına laf edilen takım.. facebook'ta galatasarayın aslantepe videosunu izledikten sonra farkettim ki bu lafları eden takımın böyle video izleyip duygulanacakları tek bir maç bile yok.. bunların çoğu bırak avrupa kupasını türkiye kupasını bile görmemişken ben uefa kupasının final maçını tekrar tekrar izleyip duygulanabiliyorum.. ne mutlu bana.. iyi varsın galatasaray..
'sevinmek için sevmedik' cümlesini içten söyliyebildiğim, yaklaşık 5 yıldır tribünlerinde sürekli yer aldığım, kadıköy deplasmanına gidebilmek için biletin çıkacağı sabahtan önceki akşam samiyene gidip yaklaşık 12 saat bekleme nedenim olan, türkiye'nin gururu, bize ilkleri yaşatan takım. kısacası canım, ciğerim, herşeyim!
forvete ve orta sahaya bir türk defansa da tecrübeli bir yabancı alması gerken kulüp. şu şartlar altında türkiye'de şampiyon olacaktır, olur. ama avrupa'da en azından bir yarı final isteniyorsa bu eksiklikler giderilmelidir.
yoğunlukla kürt vatandaşlarımızın sempatizanlığını yaptığı spor kulübü.
not : bazı şahıslar alınmış, genelleme nedir nasıl yapılır sorularını bilmeden, aha bu genellemedir bunu yapanda salaktır diyen salaklara genelleme dersi verebilecek kaliteli hocalar tavsiye edilir.
not 2 : tutulan takımın bu ülkenin bir parçası olan kürtlerce sevilip sayılmasından rahatsızlık duyan beyinsizlerin ne kadar yoğun olduğunu bir kez daha görmüş oldum.
ara transferde gökhan zan, emre güngör, barış özbek, aydın yılmaz, tobias linderoth, ve ayhan akman isimli faydasızlardan kurtulması gereken * kulüp. bunların yerine ilk 11 oynayabilecek birer defans, orta saha ve forvet almalı, hatta onların da yedeği olabilecek futbolcular da almalıdır. yoksa hedeflere ulaşmak biraz zor.
23 aralık 2009 türkiye kupası maçında trabzonspor karşısına çoğunluğu yedek ve a2 den gelen oyunculardan kurulu bir kadro ile çıkmıştır, yabancı oyuncusu 82. dakika ya kadar yoktu*, bu yedek ağırlıklı kadro, ilk yarıda trabzonspor a öyle bir pres yaptı ki, rakibin kaleye tek şutu vardı*. özellikle ilk yarı hakikaten çok iyi futbol oynadı bu gençler, ayrıca caner erkin deyim yerindeyse döktürdü, çok koştu, pres yaptı, dripling, seri çalımlar, bir kanat oyuncusunun ne yapması gerekiyorsa yaptı ve uzun süreden sonra kendinden beklendiği gibi oynamaya başladı.
galatasaray bu maçta 65 dk gayet iyi oynadı, ondan sonrası için garip bir hastalığımız var, özellikle gol veya golleri attıktan sonra bir durgunluk yaşıyoruz, bunu çözmemiz gerek.