niye mi? fenerbahçe böylesi bir süreçte iken en azından yönetilerinin " yargı sürecine saygılıyız. " gibi yakışan açıklamalar yapmak yerine mahalle ağzıyla yangına körükle gitmiştir. şımaran taraftarına bi durun demek yerine borazanlık yapmıştır.
bunlar, öyle bir iki aklıselim laflarla üstü örtülecek şeyler değildir.
not: kancık ifadesini de ben kullandım. üzerine düşeni yapıp yapmamak onlara kalmış.
komplo teorisi üretmeye bayılan fenerbahçe fanatiklerinin ' kancık ', ' bukalemun ' gibi asılsız ve çirkin kelimelerle saldırdığı kulüp. anlaşılır gibi değil, metris' de bulunan fenerbahçe eski başkanı mı galatasaray eski başkanı mı? gözlerinizdeki sarı lacivert perdeyi çekin ve buna cevap vermeyi deneyin. bu duruma gelmenize ünal aysal yol açmadı. bu durumun mimarı, ' ben tek siz hepiniz ' anlayışını getirerek fenerbahçe antipatisini haklı biçimde oluşturmuş, ezeli rakiplerinin başarılarını tebrik etmemiş, üstüne üstlük her fırsatta çamur atmayı bilmiş sevimsiz eski fenerbahçe başkanıdır. herkes önce kendi kapısının önünü süpürecek.
başarı için yıllar yılı her yolu mübah sayan, sahip olduğu hiçbir taşınmaz için para vermemiş ve son dönemde fırsatçılığın dibine vurmuş fransız muhipleri cemiyetidir.
kimileri metris yollarını aşındırıyorken, kimi başkansız, kimi teknik direktörsüz, kimi tutuksuz yargılanıyorken en büyük derdi forlan'ı mı yoksa arshavin'i mi transfer etmesi gerektiğine henüz karar verememiş olmasıdır.
uefa'nın fenerbahçe ile ilgili tff'ye aldırdığı kararı aylar önce federasyona salık veren, olacakları öngören, fenerbahçe'liler tarafından yanlış anlaşılsa bile aslında söylediklerinin fenerbahçe yararına olduğu anlaşılan futbol takımı.
tek hedefi ve kuruluş amacı "türk olmayan takımları yenmek"tir. eh tarihine bakıldığında bunu epey bir başarmış gibi görünüyor. bir de tek hedefi galatasaray'la uğraşmak olan iki tane kanatlı rakibi var, onların ne durumda oldukları da ortada...
ünal aysal'ın başkanlık seçiminde üstüne basa basa söylediği iki cümle var:
- "en önemli hedefim insanların tekrar bir arada, huzurlu bir şekilde spor izlemesidir."
- "size tek vaadim başarı, başarı, başarı..."
bu tarz demeçler vermek yerine hanzoluk yapan tüpçü başkana sahip camialara tuhaf gelebilir. gidin kumunuzda oynayın...
her konuda dengesiz olan takımım. yeni yönetim ve fatih terim ile birlikte saçma sapan işler yapmaktadır. ilk başta transfer de yapılan beceriksizlik, yine culio gibi bir adamı gönderip sonra arda yı satmak gibi bir günde ani ve saçma kararlar verebiliyorlar. hala arda yerine oyuncu alınıyor. bir sürü oyuncu kap a bildirilip sonra olmadı denilebiliyor. bir yönetici başka şey söylerken bir yönetici başka şey söylüyor. muslera transferinden önce az kalsın bir saçma kaleci geliyordu. muslera yı gördükten sonra gerisini siz düşünün. şimdi de podolski den maliyeti yüzünden vazgeçip ucuz oyunculara dönüyorlar. madem ucuz oyunculara döneceksin o zaman niye pino,culio,stancu kiralanıyor. bu adamlar gelecek marlos veya benzeri oyunculardan çok mu farklı bir potansiyelde adamlar anlamadım. yine terim in sabri ısrarı ve ufa yı sağ bekte kullanma ısrarı ile bizim sinir katsayımızı artırıyor. gökhan zan, servet, balta üçlüsünü bize her maçta izletecek anlaşılan. şimdi insan ın aklına geliyor. madem ucuz oyuncular alacaktanız o zaman niye yıldız muhabbeti ile geldiniz. bu kadar acemice transferler yapıyorsunuz. eboue hariç diğerlerini acayip maliyetler ile para yı bastırıp aldınız. türkiye ligi için şu an zaten kaos durumu var. şu kadrosu ile gs şampiyonluğun en büyük adayı ama yazık yani emeklere yazık.
türk futbolu'nun girdigi su karmasik günlerde, yeni yönetimi ile en delikanli takilan kulüptür. her seye para diyerek bakmiyorlardir. onur'un ve seref'in, para ve kendi cikarlarindan önde geldigini bilip, tff'nin her öne sürdügünü "agamdir. söylüyorsa dogrudur!" modunda olmayan kulüptür. fenerbahce küme düserse, maddi olarak tüm kulüpler gibi kendileri de zarar göreceklerdir. ama bunu bildikleri halde cizdikleri yoldan vazgecmemeleri takdire sayandir. eger fenerbahce veya tff'yi uefa'ya sikayet ettiyse, helal olsundur. bu bozuk ve sadece zenginlerin kazandigi düzene comagi sokmuslardir!
peki galatasaray kulübü hic pis islere karismadi mi? bunun acisini fersah fersah ceken bir besiktas'li olarak yaziyorum: kesinlikle evet! ama yazdigim bu yazi, su anki yönetimiyle ilgilidir.
kendi yönetimimin (besiktas) örnek almasi dilegiyle vesselam.
ebeveynlerimden biri olsa ve ''hey bana levi's kot al'' desem ''boşver yahu o kadar parayı, gel pazara bakalım'' diyecek kulübüm.
arkadaş şimdi lukas podolski'yi istiyorsun. bu adam almanya milli takımının banko oyuncusu ve henüz 26 yaşında. doğal olarak kulübü köln düşük bir bonservis bedeliyle bırakmak istemiyor. senin bu adama maksimum ayırabileceğin bütçe 8.5 milyon euro ise hiç bulaşma zaten bu adama. illa ki vardır bonservisi elinde bir serdar özkan, gökhan zan, alalım onları.
şampiyonluk için, başarı için para harcamak gerekir. ne ekersen onu biçersin diye bir atasözü var la.
not; lukas podolski transferinin yüksek maliyet sebebiyle iptal edilmesi siniriyle girilmiştir bu entry. eğer çıkan haberler yalansa ve podolski gelirse, bu entry'nin çıktısını alır, seve seve yerim.
fenerbahçe'yi bu hallere sokanlar şu an metris'te pişti oynarken, taraftarlarının galatasaray'a saldırması gerçekten çok ilginçtir. gören de galatasaray bunlara zorla şike yaptırdı sanacak.
kibirli ve diyalog kurulması zor fenerbahçe fanatiklerince saldırıya uğrayan kulüp. fenerbahçe sevdalılarıysa, galatasaray' a değil takımlarını bu duruma sürükleyen aziz yıldırım' a kızgın ve karardan ötürü asilce sessizdir. aynı masada oturulup konuşmaya devam edilecek güzel insanlardır.
fenerbahçeli melisler tarafından uefa'ya şikayet etmekle çemkirilen kulübüm.
uefa dediğimiz kurumun dünyadan haberi yok amına koyim zaten! adamlar internet kullanmıyor, bilgisayar kullanmıyor, telefon kullanmıyor, etraflarında türk yok falan...
ünal aysal kılık değiştirerek uefa'ya gitti ordaki çaycı roza teyze'nin ellerinden çayları kapıp platini'nin odasına götürdü. orada çayları verirken peçesini açıp yüzünü platini ye gösterdi, platini son derece şaşkındı... "aaa ünalcığım sen misin, ama ne gerek var böyle gizli saklı gelmeye!" deyince ünal aysal; "dur platiniciğim zaten ortalık karışık" dedi ve platini'nin kulağına doğru eğilerek; "olm ploşş bak bizim türkiye'de durum böyleyken böyle, lafa gelince daşşaklarım 4 kilo geliyor diyorsun, hadi görelim bakalım!" deyince platini o gazla olayı bitirdi.
ezeli dostumuz olmadığı açıkça ıspatlanmıştır. türk futboluna %5 deplasman taraftarı alınsın nifağını da sokan ilk kulüptür. hem de bir fenerbahçe maçı ile.
sebebini buradaki ergenler bilmezler anlatayım: 80'ler ve 90'ların ortalarına kadar kendi statlarında sürekli ezilmişlerdir taraftar olarak.
fenerbahçeli fanatiklerin, taraftar değil, fanatik, komplo teorilerinde uefa ile ortak çalışan kulüp. yakında conspiracy theory yönetmeni richard donner' den övgü gelirse şaşırmayacağız. *
bu ara anlamsızca sırıtarak gurur duyduğum takımım. resmi siteden bi yazı yayınladı, hooop suçsuz fenerbahçe avrupa'dan dışlandı. bu kadar büyük bir kulüp işte. eheh.
ünal reyiz, platini'ye bi mesaj at da 1 tane soğuk kola kapsın gelsin bana. götüm bişti hacı yaa, serinleyek azcık.