real madrid in elinden söke söke kupa almış takımdır. bazıları on yıldır: ''avrupanın en büyüğü olma yolundayız.'' diyerek hayallerde yaşarken, o takım milenyumda avrupanın en büyüğü olmuştur. ayrıca bilmeyenler için;
(bkz: real madrid)
2000 yılından nefret eden taraftarlarada sahip takım. o herkes için önemli denilen 17 mayısın sevinciyle bircok sey geride kaldı önce dört senelik takımın ruhundan bişeyler kopmaya başladı herkes*basarının arkasından gelecek paraya bakarak yavas yavas uzaklasmaya başladı senelerini verdiği takımdan. tribünde sahit oldugumuz senelerle urasılarak elde edilen baglar yavas yavas kopmaya başladı 2000 den sonra. ali sami yen tribünlerinde garip alıskanlıkları olan yabancı seyirciler ortaya cıkmaya başladı önce kimse anlam veremedi ardından bunlarda gider denildi iyi günler ne de olsa diye. sonra lucesculu bir maçta psv macı olması lazım sevgililer gününe denk geliyordu verilen brosurlerle bir grupun ortaya cıktıgınıda ögrendik yavas yavas dogaclama tezahurat eden, sadece öfkesiyle takımını destekleyen, rakibini korkutan amatör ruhuyla hareket eden taraftar yok olmaya başladı. yerine koordineli hareket eden sadece tribun shovuna odaklı mac sırasında kendi fotoraflarını ceken karı kız kesen bagırmayan garip bir seyirci profili geldi. eski amatör ruh tribünlerdede kalmadı artık 2000 öncesi kapalı hayallerde kaldı. ardından bu basarıları paraya ceviremeyen kulüp geç kalmıs adımını atarak markalasmaya gitti. borsayada o dönem acıldık küskün oldugumuz dönem oldugu için nette hatırlaayamıyorum amblemimiz degişti artık formalarımız ikinci ligte takımların kullandııgı formalarla aynı oldu. tanımadıgımız futbolcular baglılıgı konusunda süphe edilen bir taraftar her söyledigi sözün ardından göt olan bir başkanla, küçülme hesaplarıyla 8 sene geçti. simdi düşünüyorumda 1997 ile 2002 yılları arasında ali sami yende sevinen orda aglayan o stadda büyüyen bir cocuk olarak keşke o kupa alınmasıydı. keske o kadar istemeseydik o kupayı nefesimiz kesilinceye kadar bagırmasaydık o gün taraftar istemeseydi bugun 17 mayısı göremeyecektik. elimizdende sonuna kadar baglı oldugumuz asık oldugumuz takım tanınamaz hale gelmeyecekti.
eskiden bir savunma biçimi vardı. a takımı b takımını yeniyorsa. c takımı a takımı yeniyorsa. c tkımının b takımını yenebileceği varsayılırdı. ama biz bunu yaşımız 5 ken bir savunma olarak kullanırdık.
bakıyorum fenerbahçeli arkadaşlar da aynı savunmayı kullanıyorlar. biz galatasarayı yendik, onun avruapada yendiği bütün takımlrı da yeneriz.
fakat sonuç malesef ki öyle olmadı hiçbir zaman.*
- fenerbahçeliler tarafından; " Fenerbahçe' nin karısı" denilen takımım. bir düşün bakalım ergen fenerli: babanın da bir karısı var; annen. şimdi sen galatasaray için ne düşünüyorsan annen için de aynısını tasavvur ediyorsun demektir. tabi bunu anlayabilecek kapasiten varsa. kaldı ki şu son bir iki sene hariç (o da hasbelkader) hemen hemen bütün küçük, orta ve büyük ölçekli avrupa takımlarının aşiftesi haline gelmiş fenerbahçe taraftarının annelerini de rencide ederek böyle acaip bir tanımlama yapmaları ayrıca traji komik bir durum.
- gene bir kısım zevat tarafından atatürk' ün ağzından çıktığı rivayet edilen saçma sapan bir iftirayla karalanmaya çalışılan kulüp. zaten bu ülkede söyleyecek hiç bir şeye olmayan her tuhaf insan lafı bir yerde atatürk' e bağlamaya çalışıp o büyük insandan faydalanmaya çalışır. devam edin, atatürk' ün ağzından galatasaray' ı kötülemeye. çanakkale savaşında şehit düşen galatasaray lisesi öğrencilerini, bu yüzden o sene mekteb i sultani' nin hiç mezun veremediğini de bilmiyormuş gibi yapın, yakışır!
edit: bir abdest bile almadan 100 yıldır namaz kılanları* destekleyenlerin; "bir abdestle 40 yıl namaz kılan" diye aklınca ayar vermeye kalkıştıkları takım.
Uefa kupası ve süper kupa'yı kazanarak avrupa'da başarılı olduğu için* tek bir çeyrek final ile kendilerini dünyanın en iyisi zanneden takımın taraftarı tarafından sürekli eleştirilen takımım. Neymiş uefa kupası kaç yıl önce alınmış hala onu söylüyormuşuz. Siz hic şampiyonlar ligi maçlarını izlemiyorsunuz değil mi? Avrupa'da 15 yıl önce kupa kazanmış takımın maçı olduğu zaman türk spiker o takımdan "x yılında y kupasını kaldırarak büyük bir başarı elde etmiş" takım diye bahsediyor değil mi?... Veya real madrid bir kaç yıldır avrupa'da kupa kazanamıyor eee geçmişe sünger mi çekecek? Veya real madrid'ten bahsettikleri zamanlar şu yılda bu kupayı kazanmış denildi mi harbiden ya büyük takım diyorsun? Ayrıca sizin oynadığınız çeyrek finalin üzerinden ne kadar geçti? Neden o zaman avrupa'da başarılı ile ilgili konu açıldığı zaman elinizdeki tek olan çeyrek finali örnek veriyorsunuz? Veya şöyle söyleyeyim; hani hayal falan ama gerçek sayalım: fenerbahçe 2009-2010 uefa kupasını kazanırsa 5 yıl sonra bundan hiç bahsetmeyecek misiniz? Kazandığınız yıl bu başarıyı konuşacaksınız ve bir daha açmayacaksınız öyle mi? Ama kime diyorum ben sıfırlar çektikten sonra tek bir çeyrek final ile kendisini dünyanın en iyisi zannederek, avutanlar ne anlar ki söylediklerimi? Veya uefa kupası ile kazanılan derbileri kıyaslayabilecek adamlara ne anlatılabilir? Son olarakta siz de kazanın siz de yıllarca övünün ak. ama kazanın.. yani kazanmadan sırf eziklik olsun diye kendinizi küçük düşürmeyin.
bu sene ki teknik direktör frank rijkaard ile uzun yıllar çalışması gereken takım. sabredilmeli, skibbe'ye yapılanlar bu adama da yapılmamalıdır. sabredildiği an başarı gelecektir.
skibbe'ye üzülüyorum, o gittiğinde biz hala şampiyonluk yarışı içerisindeydik ve uefa'da da iyi futbol oynuyorduk, 3.50 gol ortalamamız vardı. en önemlisi cesur oynuyorduk. umarım ona yapılanlar rijkaard'a yapılmaz. sabır, sabır, sabır!
bu sezon* futbol takımının başına Frank Rijkaard'ı getirerek büyük camia olduğunu bir kez daha gösteren klüptür. şimdi ise yapılacak şey Rijkaard bu sezon başarılı olmasa da sabretmek, sistemi oturtup yıldız yaratmasını beklemektir.
nitekim barcelona'ya geldiğinde de bir bocalama dönemi yaşamıştı sistem oturana kadar. 15. sıraya kadar düşüp zorlukla ikinci sıraya çıkartmıştı takımı, ertesi yılda toplamıştı kupaları...
güzel bir sezon geçireceğinin sinyallerini yaptığı transferlerle, alt yapıdan gelen aslanların performanslarıyla, son olarak da kaptanlığı en fazla hakeden isme teslim ederek veren takımım.
08/07/2009 tarihli divan kurulu toplantısında kulübün 2008-2009 sezonunda 92 milyon TL zarar ettiğini, 2009-2010 sezonunda da 46 milyon TL zarar beklediklerini açıklayan spor şeysi.
acilen forvete ihtiyaç duyan takımdır. baros as oyuncu eyvallah; ama saç baş yolduran nonda dışında yaser ve özgürcan'la bu iş olmaz. kader keita'nın santrafor oynama ihtimalini de yakın bulmuyorum. lincoln'le açılacak yabancı kontenjanı yedek beklemeye hazır genç bir forvetle doldurulmalı. unutulmamalı ki giden oyuncunun yerine yenisi gelmelidir. yani transfer'in asıl mantığı budur. ümit karan gitti ve yenisi gelmeli.
mehmet demirkol'un fısıldadığına göre bir portekiz bombası patlatacak takım.
bugün duyunca bir araştırma yaptım kim gelebilir acaba diye. takımın ihtiyacı olan mevkilere ve oyuncuların durumu gözönüne alındığında gelebilecek futbolcular
4-3-3 de oynasa 3-5-2 de ve hatta 1-5-3-1 de, tek hedef olarak kendisini gören mahalli rakiplerini skine takmayacak olan takımdır. hedefini bundan 30 sene önce avrupa olarak belirleyip ona göre davranan kulüptür, mahalli başarıları 40 gün 40 gece kutlayanları kendine rakip olarak bile görmez...
kağıt üstünde korkulacak ve korkutacak bir takımdır bunun aksini iddia eden yalancıdır. şöyledir ki kadrosunda ki isimlere baktığımız zaman hem yerli hem yabancı olarak avrupada ismi duyulan topçulardır. isim verecek olursak milan baros, abdul kader keita, harry kewell, shabani nonda*, leo franco, arda turan, mehmet topal, servet çetin. bu isimler futbolla yakından ilgilenen kişilerin bildiği duyduğu isimlerdir. avrupa'da ki kulüplere baktığımız zaman rahatça yarışabilir düzeydedir. hatta avrupa'nın ortalama takımlarından daha fazla tanınacak düzeydedir. örneğin bir sevilla, fiorentina, lazio gibi takımlar sizce galatasaray'ın kadrosuna şöyle bir bakınca korkmuyor mudur? büyük ihtimalle götleri tutuşuyordur.
yani genel olarak teknik heyetin başarısıyla ilerde avrupada ses getirecek bir takım olma yolunda en büyük adaylardan birisidir galatasaray.
bu sezon önemli olan fenerbahçe ve beşiktaş maçlarında alacağı sonuçlar değil, sahaya total futboldan izler koyup koymayacağı olan kulüp. ayrıca galatasaray camiasının ve futbolcusunun aklında, derbilerden önce avrupa' da ne yapılacağı düşüncesi mevcuttur, bundan dolayı da avrupa takımıdır.
rijkaard' dan kimse büyü yapmasını beklememlidir. hollandalı teknik adamın kafasında, her hattıyla savunma ve hücum yapan, ali sami yen' in unutulmaz sözündeki gibi ' hep birlikte oynayan ', kazanma ruhunu sahaya yansıtan bir ekip mevcuttur. bilinçli galatasaray taraftarı da, rijkaard' ın ilk sezonunda sonuçlardan çok akıtılacak tere, oynanacak futbola bakacaktır.