rakiplerine ya da kendilerine, oyuncularının s*k, göt, meme gibi çeşitli cinsel organlarla gol atmasıyla ünlenen takım. ulan ne pislik, ne ahlaksız takımmış. yazık. sevinmelerde bile neredeyse birbirini hoplatacak futbolcular var. bunlar maçı yanlış anlamış galiba.
bu sezonki kötü gidişi artık dün akşamki orduspor maçından sonra kırabileceği yönünde umutlar beslemeye başladığım takımım. hakemin rezalet yönetimine, rakibe kartlar çıkartamamasına, drogba ya ceza sahası içinde dirsekle girilmesine göz yummasına ve saçmasapan 2 bireysel hatadan yenen gollere rağmen, bu psikolojik savaştan 4 gol atarak eze eze yenmesini bilmişlerdir. perdeyi açan ise muhteşem golüyle 5 maçtır yerden yere vurulan sneijder olmuştur. rakip taraftara taktığımız acı kapaklar da cabası.
sırtını devlete dayamış küçük kulüp. küme düşmemeye oynayan rakipleri karşısında aldıkları galibiyete en az uefa finalini kazandıkları zaman kadar sevinmişlerdir. öyle de acayip, öyle de çirkefler.
çok güçlüler, özellikle dün ikinci yarı izlerken bildiğin keyf aldım adamları.
bir fenerbahçe taraftarı olarak kıskandığımı söylesem, mutsuz olduğumu söylesem yalan olur.
mutlu oluyorum, bu halde olmaları beni aksine mutlu edilyor, bekliyorum, kadıköy deki buluşma için bilenmiş bekliyorum. *
ne kadar güçlü olursalar, o kadar iyi, o kadar daha zevkli, daha iyi zamanlarında daha kötü olduğumuz günleri biliyorum, öyle olunca daha zevkli, bu arada orduspor u da tebrik etmemek elde değil. ellerinden geleni yaptılar ama en fazla bu kadar olurdu diye düşünüyorum.
25 şubat 2013 galatasaray orduspor maçını izleyen bir insan şayet "şike var" derse, o insan net ifadeyle ya aptaldır ya da gördüklerini idrak etme konusunda sıkıntı yaşıyordur.
ha yok, "götümüze giren büyüktü, dün akşamdan beri götümüzün üstüne oturamıyoruz" diyorsanız o başka konu.
bu arada, khelkedon'a geldiğimizde ışıkları kapatmayın ve mümkünse o gün orada olun.
duvarlarınıza sahip çıkın mesela... yazılar yazılacak, imzalar atılacak...
taraftarının bunca yıldır yaşadığı mutluluk, heyecan ve gururu başka hiç bir türk takımı taraftarı yaşayamamıştır.
sadece 3-5 senelik ya da son 10 senelik dönemden bahsetmiyorum. bugün 30'larında olan bir galatasaray taraftarı bile çocukluğunu, yani 20-25 sene öncesini düşündüğünde tuttuğu takımın avrupa'nın en büyük kupasında "yarı final" oynadığını, finalin kapısından döndüğünü, tüm avrupa basınının kendi takımından bahsettiğini hatırlıyor. çocukluğunda üstünde galatasaray formasıyla gururla dolaştığı günlerin fotoğrafları var.
90'larda şampiyonlar ligi'nin adının ilk duyulduğu günlerde, tuttuğu takım bu en büyük kupada son sekiz takım arasında yer almıştı. sonrasında rakipleri "kupa galipleri kupası" ön elemesinde elenirken şampiyonlar ligi'nde hemen her yıl oynamanın verdiği inanılmaz keyif.
dahası avrupa'da alınabilecek 3 büyük kupanın 2'si müzesinde, hatıraları daha taze. 2000'lerden sonra yine şampiyonlar ligi'nde bir çeyrek final, bir ikinci tur oynamış, türk milli takımını dünya üçüncüsü yapan bir kadro var.
insanı ayakta tutan, kişiliğini oluşturan en önemli şey hatıralarıdır. psikolojik bazı rahatsızlıkların nedenini araştırırken psikanaliz yoluyla çocukluğa inilmesinin nedeni de bu. şimdi bir bu takımın taraftarının hatıralarına bakın, bir de diğerlerinin! kişilik farkını anlamada epeyce yardımı olacaktır.
orduspor maçında fatih terimin maç sonrası rieranın saçma sapan tweeti yüzünden antipatiklik yaratıp rakipleri aptalca motive etmesinin önüne geçilmesi ünal aysalın hemen müdahele etmesi gereken bir sorundur. Galtasarayda bir disiplinsizlik ve başıbozukluk ortaya çıkmış, rakipler döküldüğünden şimdilik lider gidiyor ama bu ileride sorun olabilir.