ezeli rakibin sahasındaki olası bir uefa kupası finalinde o kupanın sahibi olacak takım. tabi ki rakip ezeli rakip olamayacaktır zira oraya kadar gelmeleri mümkün değildir (o sırada şampiyonlar liginde de çoktan elenmiş olacaklardır).
kaleye avrupa da üst düzey bir takımda oynamış kaleci transfer edemedikten sonra; tsl de min 6 puan farkla lider olacak ama cl de çeyrek finali bile göremeyecek takım.
hiç bir masraftan kaçınmadım, kaçınmazdım, içimde insan sevgisine ihanet edemezdim çünkü.
o kadar benzin harcadım, patagonya'ya gittim, sırf dedeme bir soru sormak için.
muz tarlasından geçip, dedemin evine vardım, "bu adamların kadıköy'deki son galibiyet tarihini hatırlasa hatırlasa sen hatırlarsın" dedim büyük bir hevesle.
sonra geçti yıllara meydan okuyan emektar zaman makinasının başına...
seçimleri eskitti, demirel'i gönderdi, sezer'i getirdi, tayyibi cezaevinden çıkardı, ecevit'i de başbakan yaptı, ileri sardı geri aldı ama olmadı, bilim çaresiz kalıyordu.
yine olmadı mamafih.
günler sonra, bu iş seni de beni de aşar oğul dedi kan çanağına dönmüş gözlerle.
söyle çocuklara fazla kurcalamasınlar, açıklarsam yer yerinden oynar, türkiye buna hazır değil dedi, harap bitap düşmüş haliyle.
peki, sen ne diyorsun bu kadıköy'de uefa kupası kaldırma hayali hakkında dedim, kafasını öne eğdi güldü, sonra bana baktı tekrar güldü yorgun gözlerle, "boşver be oğul" dedi acı mı acı bir gülümsemeyle.
ne demek istediğini anlamıştım aslında ya, "ama onların uefa kupası var, neden olmasın ki" diyerek üstelemeye çalıştım, yine sustu konuşmadı ama gülen gözleri hala konuşuyordu.
nasıl konuşsun ki, kelimeler git gide anlamsızlaşıyordı, o da farkındaydı.
en son 2001-2002 sezonunda takip ettigim takimim. hani o lucescu'lu, kadrosunun yarisi kiralik, bir yil once uefa sampiyonu olan kadronun as elemanlarinin tamami dagilmis olan takim.. o sene cl'de ceyrek finali 1 puanla kacirmis, ligde de sampiyon olmustu. ama kabus da o sene basladi; canaydin kabusu. takimin basina terim'in getirilmesi ilk soguma nedeniydi, sonra da ardi arkasi gelmeyen, artik kimselerin hatirlamadigi transferler.. terim'den sonra hagi, gerets, feldkamp falan, zaten galatasarayin oynadigi futbol da tat vermez olmus, super lig denen seyin bir cadi kazanindan farki kalmamis, gs'nin alamet-i farikasi olan avrupa basarilari mazinin hos hatiralari olarak kalmisti. hersey bu minval uzerinde devam edecek derken bu sene sanki isler yeniden donmeye basliyor. genc, yetenekli ve basariya ac yerlilerle kariyerli yabancilarin birlesmesiyle ortaya guzel seyler cikacak gibi. gerci ben linderoth-kewell-lincoln uclusunun 10 mac bile birlikte fit ve formda olarak oynayabileceklerini sanmiyorum, dolayisiyla asil yuku m.topal, b.ozbek, e.gungor gibi genc yildizlarimiz cekecektir. ama her halukarda guzel bir galatasaray izleyecegiz bu sene. hadi bakalim aslanlar...
fernando meira transferiyle birlikte; türkiye'deki tartışmasız en sağlam defans hattına sahip olan futbol takımıdır.
sağ bek: uğur uçar, sabri sarıoğlu.
tandem: servet çetin, fernando meira, emre güngör, emre aşık.
sol bek: hakan balta, volkan yaman.
defansif ortasaha: mehmet topal, tobias linderoth.
bazı grupların saldırılarına maruz kalmış kulup olmuş, gün itibariyle...
halbuki bu kardeş taraftar grubumuz gidip daha 3-5 ay önce etmedikleri küfürü bırakmadıkları, aleyhinde "katil emre" diye kocaman pankart astıkları çakma wonderkid emre belozoglu'nun çubuklu fotoğraflarına bakıp tükürdüklerini yalasa...
ya da; bu arkadaşlarımız; kendilerine g.t oğlanı diyen, askere gitmemek için fenerbahçe'yi satıp yunanistan'a kaçan büyük(!) futbolcu tümer metin'in febe tivi'de yayınlanan gollerini seyrederek huşu içinde yayılsalar...
ya da; bu canımız cigerimiz, kanarya seven kardeşlerimiz son iki yılda takımlarının en büyük yıldızlarının avrupa liglerinin orta sıralardakı takımlarına kaçmasına bir açıklama getiremeyip hala dünya kulubu hayallerinde gezseler...
ya da; bu ebedi dostlarımız, stephan appiah, mateja kezman gibi futbolcuları deli paralara transfer edip ellerinde patladıkları için yönetimlerinin transfer politikaları ile gurur duysalar...
ya da; galatasaraylıların sürekli "uefa kupası'nı aldık" sözlerini eleştirirken kendileri de her muhabbette 6-0'lık maçı hatırlatıp eğlendiklerinin farkına varsa, üstelik 2005 yılında tarafsız sahada yapılan türkiye kupası finalinde nasıl 5 tane yediklerini hatırlasalar...
sahip oldugu kadrosu (yerli-yabancı ayırımı olmaksızın) ile bu sezonun da en buyuk favorisi olan takım.*
zira suan turkiyenin en iyi kadrosuna sahiptir.
bazılarının dedeleri hatta torunları hatta çocukları bu takımın aldığı avrupa kupalarını görmüşken, aynı taraftar grubunun en son haminnelerinin dedeleri bir türkiye kupası görmüştür.
hala ve de inatla rakip takım taraftarlarının acınacak saldırılarına maruz kalan ve bu rakibini bu sene çok ama çok ağlatacak takım. ilk ağlatacağı zaman ise 9 kasım 2008 de oynanacak olan fenerbahçe galatasaray maçıdır.
bok atmaktan baska tek bir icraat yapamayan* rakiplere sahip takim.
fenevbahceyi 30 Aralık 1911' de 7 kisiyle 7-0 yenen takim. tacsiz kralmetin oktay' la fenevbahce' nin aglarini delen takim. *