106 yıl once bugun türkiye için bir umut dogdu. o guzel umutları beklentılerı buyuk başarılarla geri donusu oldu. insanlar senın sayende mutlu oldular. iyi ki doğdun galatasarayım. iyi ki galatasaraylıyım.
renklerinin nerede geldiği hakkında bir bilgi edindiğim takımımdır. o da şudur:
--spoiler--
fatih sultan mehmed'in yerine geçen oğlu ikinci bayezıd avdan dönüyordu. bir an önce saraya varıp dinlenmeyi düşünürken atını durdurdu, havayı kokladı ve derin derin nefes alıp ferahladıktan sonra sordu:
- bu güzel kokular da nereden gelir böyle?'
yanındaki vezirlerden biri cevap verdi:
- devletlü padişahım! istanbul kuşatmasına katılan gazilerimizden tabiat aşığı biri vardır ki, o'na gül baba derler. ak sakallı, nur yüzlü bir ihtiyardır. şu yamaçları güllerle ve dahi türlü çiçeklerle donattı. bu hoş kokular o'nun bahçesinden gelmektedir.
padişah, vezirin anlattıklarını tebessümle dinliyordu. sözlerini bitirince kararını bildirdi:
- merhum babamın bu gazi askerini ziyaret etmek isterim!'
artık yorgunluklar unutulmuştu. gül baba'nın kulübesine doğru yürüdüler. kulübeye doğru yaklaştıkça gül kokuları artıyor, insanın gözü - gönlü açılıyordu. değerli misafirlerin geldiğini gören gül baba koştu, onları kapıda karşıladı. padişah, daha atından inmeden sordu:
- savaşta bastığı yeri sarsan, barışta oturduğu yeri gül bahçesine çeviren yiğit asker, selam sana!' gül baba mahçup olmuştu, güçlükle konuşabildi:
- sizden böyle iltifatlar görmek bizim için ne büyük şereftir sultanım, sağolun!'
- sen ki, istanbul'u fetheden ordunun bir neferi olarak şereflerin en büyüğünü almışsın gül baba. o büyük şerefin yanında bizim sözlerimizin hükmü mü olur?'
gül baba tebessümle başını öne eğerken padişah atından indi ve gül baba'nın gösterdiği mindere bağdaş kurup oturdu ve o'nun kendi elleriyle pişirdiği kahveyi yudumlayıpyorgunluğunu giderdi. sonra da şöyle bir teklifte bulundu:
- dilersen seni saraya alayım. artık çalışma da yaşlılık devrini dinlenerek geçir!'
- sağolun sultanım! burada oturmak benim için daha iyi. amma bir iyilik yapmak istersen, şu kulübemin bulunduğu yere bir mektep - medrese yaptır ki, memleketimizin çocukları ilim - irfan öğrensinler!'
gül baba'nın sözleri padişah'ı çok duygulandırmıştı. yerinden kalkarken o'nu mutlu edecek cevabı verdi:
- gönlün rahat olsun gül baba, dilediğin olacaktır!'
sonra bahçeyi gezdiler...
padişah gülleri okşuyor, eğilip kokluyor ve yanındakilerle konuşuyordu. bu arada gül baba da özenle seçtiği gülleri koparıp demet yapıyordu. padişah ayrılırken o'na bir demet sarı, bir demet kırmızı gül verdi. atını sürüp gitti.
kısa zaman sonra ise gül baba'nın kulübesi yıkıldı ve oraya büyük bir bina yapıldı. zaman içerisinde okul oldu, hastane oldu ama hep insanlığa hizmet etti. 1868 yılında mekteb-i sultani adıyla yeni bir kimliğe bürünen okul, cumhuriyet döneminde de galatasaray lisesi adını aldı.
gül baba'nın sultan ikinci bayezıd'a verdiği o güzel kokulu sarı ve kırmızı güller önce bu lisenin, sonra da galatasaray spor kulübü'nün sembolü oldu.
gül baba'nın türbesi bugün de orada, okulun bahçesindeki yeşillikler arasında duruyor ve ziyaretçilerinden fatihalar bekliyor
--spoiler--
sözlükte futbol şubesi şike yapan kulüp taraftarı bebelerin ağlama duvarına çevirdiği güzide kulübüm. ankaragücüne 8 çaktığımız sene şampiyonluk yarışındaki beşiktaş da aynı takıma 6 kayseri 5 atmıştır araştırın bebeler ağlamayın sümük yapmayın güzel başlığı.
euroleague'e katıldıkları için dünyanın en büyük takımı olduklarını ve euroleague'e ilk kendilerinin katılabildiklerini sanan taraftarlara sahip takımdır. Komik lan? Alın siz de sesli sesli gülün.
Biz 1968 de katılmıştık ilk defa euroleague'e. 3000. golü 26 hafta önce attık. Bu kadar yaygara yapmadık. Şimdi sözünüzü tutun, sarı lacivert çubuklu formayı müzenize koyun! Öyle!
Zorunlu edit: Oha Türkiye'nin en büyük spor kulübü olmuşlar bir de! Lan dana siz Türkiye'de Tofaş'a, Trabzonspor'a yenilirken biz deplasmanlarda panathinaikos'ları, Regal Barcelona'ları yeniyorduk!
hıncal uluç şu yazılanları gör de bi düşün bakalım asıl kimde kompleks hiç bitmez ?
türkiye'nin en büyük spor kulübüdür. bu büyüklük sıfatını da, öncelikle asaletiyle, sonra da birçok branşta hem ülke çapında hem de avrupa'da kazandığı başarılarla elde etmiştir.
kıskanılır, ve her zaman aşağı çekilmek istenir ama nafile. düşse de mutlaka yerinden kalkar ve eskisinden de daha yükseğe çıkar. düşmanlarını eze ezee !
2999 golunun nasıl atıldığı umursanmadan 3000. golunu kimin attığının muhabbetini yapan, kısacası elin şeyiyle gerdeğe girip, şeyin üzerine oturan insanların eleştirdiği takım.
3000. golün sarı lacivertli bir formadan gelmesi nedeniyle aslında taraftarlarının içi kan ağlayan ama aralarında sözleşmişçesine "oğlum 3000. golü bile biz atamadık hem de sarı lacivertli formadan geldi, 10 yıldır tecavüze uğradığımız yetmiyormuş gibi bunu da aldılar elimizden, bari buna sahip çıkalım da biz fener e koymuşuz gibi yapalım" mantığıyla hareket eden taraftarlara sahip kulüptür.
o değil de 3000'inci golü atan formayı müzeye kaldıracaklarını söylemişlerdi. 3000. gollerini sarı lacivertli ankaragücü'lü futbolcu attığına göre o formayı mı müzeye kaldıracaklar?
kazım'ın formasını müzeye kaldıracaklar desek, o da falso.
geçmişi şaibelerle dolu olan, en büyük taraftarı olarak abdullah öcalan olarak gösterilen, 100üncü yılında şampiyonluğu en büyük rakibi fenerbahçe'ye kaptırmış, yeni stadı türk telekom arenadaki ilk yenilgisini yine en büyük rakibi fenerbahçe'den almış 106 yıllık fransız kulübü. arması bile çakmadır ki allah düşmanımın başına vermesin.