1996 - 2000 yılları arasında şampiyonluklara ambargo koymuş, uefa kupası' nı kazanmış takım. elbette bugün ne kadar kötü yönetildiğini, ne kadar kötü oynadığını inkar edemeyiz. ancak...
avrupa' da kupanın kulbundan tutamamış, hala derbilerle büyük(!) olabilen bir takımın taraftarının ona çamur atması da hem komik hem düşündürücü...
pek centilmen(!), kavgasız(!) fenerbahçe taraftarı bilmelidir ki, bu takım, sizin yıllar önce hakedip de şans eseri kurtulduğunuzun aksine bank asya' ya düşse de, taraftarı yanında olacak. bir gün aziz amcanız yorulup gidecek ve onun gibisini asla bulamayacaksınız.
alay eden, çamur atan ağzı salyalı fanatikler unutmasın, gün olur devran döner.
dünyanın en nankör taraftarına sahip olan takım. 'ı love you hagi' diyerek haykırdıkları zamanları çoktan unutup 2 göt sıkışması görünce sığınacak daşşak arıyor laleler.
uefa kupasını aldıktan sonra dünya takımlarını bir bir sollayıp 2011 yılında dünyanın en iyi takımı olan spor kulübü. ekonomik olarak deli gibi kalkınırlar. altyapısı barcelona'dan daha iyidir. taraftarı rakibe saygılıdır. her maç en az 30000 seyirci ile oynarlar.
tanım: canım takımımdır. üzer, yorar, kanser eder ama vazgeçilmezimdir. sevgiliye tercih edilendir, ona inat sevilendir, bize inat yenilendir.
şimdi gelelim yeni sezonda yapılacaklara;
1) mutlak suretle uzun soluklu çalışacak yeni bir yönetimle sezona girilmelidir.
2) teknik kadro acilen değiştirilmelidir. burdaki kasıt hagi değildir, onun gideceği açıktır, kasıt antrenörlerdir.(ulan bir takım süper ligin en çok korner kullananı olsun, tek korner varyasyonu olmasın olacak iş mi? her duran toptan gol yesin, kalecisi(kaleci antrenörünün işi) hangi direğe adam yerleştireceğini bilemesin vs. vs.)
3) alt yapının başına hollanda ekolünden bir hoca getirilmeli, yüksek meblağlar altyapıya aktarılmalıdır.(bogdan'a verdiğin 5.5 milyon 'yu buraya aktar, bir daha bu kadar boş adama bu kadar para verir misin birlikte görelim.)
4) takımın başına genç ve başarıya aç bir hoca ekibiyle birlikte getirilmelidir. yerli olması önemlidir, en azından galatasaray ruhunu, galatasaraylılığı bilmesi açısından.
5) kadro genel anlamıyla yenilenmeli, yekta tarzında başarı arayan ve başarı kovalayan gençler kadroya dahil edilmelidir.
bunun için önerilerim; (bkz: serdar kesimal) (bkz: murat ceylan) (bkz: hasan ali kaldırım)
6) yabancıların hepsiyle yollar ayrılmalı ve yeni aynı zamanda başarıya aç yabancı oyuncu taraması yapılmalı, tabii ki tecrübeli ve sorumluluk alacak yabancılarla da anlaşılmalıdır.
dünkü maçta güzel evsahipliği yapan güzide kulübümüzdür. maçın en güzel enstantesi, japonya bayrağı eşliğinde depremzde hayatını kaybedenler için saygı duruşunda bulunulmasıydı sanırsam.
bir çok ezik taraftarı bünyesinde barındıran takımım.
maç kazanınca güzel kaybedince tüzel.
bu taraftarlar takımdan kimlerin kavulması gerektiğini madde madde sıralarlar.
anlamadığım konu bu adamlar beleşe mi alınıyor. sezon sonu gönderilmesi gerekenler çıkarılır talipleri olursa satılır.
ama bunlar öyle değil hemen gönderilmelerini isterler, lan odun kafalı diyelimki gönderdin bu takım kimle çıkacak maçlara.
Frank Rijkaard'ı gönderttin sonra sezgin, misimoviç, elano, vs vs.
keita yı unutmamak gerekir.
birinci dereceden suçlular gitmiş sizin gözünüzde ne oldu adam oldu takım....
sinirden ağlama sebebi.
büyük bir sevdayı bitiren adamlara sahip takım!
maç skorunu bile sabah facebook duvarımdaki dalga geçen yazılardan öğrendim. benim gibi bir aslanı bu hale nasıl getirdiniz, yazıklar olsun!
gelecek sezon yeni ve sağlıklı bir yönetim anlayışıyla küllerinden doğacaktır. 13 sezon şampiyonluk görememiş bir takımdır galatasaray, bu durumlar gelip geçicidir. hala yok 11. sırada, yok hagi teknik direktör değil, yok adnan polat başkan değil yazıları okuyorum, ben de arada bir dayanamayıp yazıyorum ama zaten herkes farkında bu durumun. 3 senedir yönetilemiyor bu takım, gelinen sonuç da bu işte.
ayrıca bir sezonda 13 mağlubiyet alarak kendi rekorunu kırıp fenerbahçe'nin rekorunu egale etmiştir.
gerçek aslanların her zaman arkasında olduğu canım takımım.
kötü günde desteği bırakıp maç sonucunu ertesi gün öğrenen adam ona buna sövmesin bi' zahmet. dönün hepiniz götünüzü. gelecek adam da gelmez bu takıma. galatasaray'ı toparlamak isteyen de toparlamaz.
herkes kendince bir şey sayıyor. binlerce futbol profesörünün arasında bana laf düşmeyeceği için yorum yapmayacağım. tek bildiğim, şu takımın acilen bir revizyona gidip toparlanma sürecine girmesi. 3 yıl, 5 yıl, 10 yıl... ne kadar sürecekse sürsün ama meyveleri toplanabilecek yatırımlar, hareketler yapılsın. sonu aydınlık olacaksa küme düşmek bile başarıdır. hem ne demiş jordan: "i accept failing. everybody may fail at something. but i cannot accept not trying." öyle demiş di mi?
bu takım yine titretebilir avrupa'yı. böyle boktan bir zamanda arenada desibel rekoru kırılabiliyorsa, bu takım yine kalkar şaha. varsın kalkmasın, avrupa'da başkaları oynasın. ama aslanın başı her zaman dik olsun. arenadaki 55 bin, sokaktaki 5 milyon, 10 milyon... dönün götünüzü cimbom'a dönün. sağolun, iyi ki varsınız.
ancak ciddi bir şokla toparlanacak takım. tarihinin en kötü dönemlerinden birini yaşıyor. birkaç futbolcunun gönderilip yerlerine aynı düzeydekilerin alınmasıyla, hagi'nin gönderilip tugay'ın getirilmesi ile çözülebilecek bir sorun değil bu. zihniyet ve vizyon sahibi, galatasaray'ın büyük bir takım olduğunun farkında olan bir anlayışın, yönetimin gelmesi gerek.
bu yönetim vizyonundan anlayışına kadar miadını çoktan doldurmuştur. panikle attığı her adım, yeni bir hatadan başkaca bir şeye yaramıyor. zapata'yı gönder, lapata gelsin çözülsün. yok böyle bir dünya. tugay'a da ne olur yazık etmesinler.
ekleme: galatasaray'a kaybettiği kendine güveni, iddiayı, cesareti ve inancı şu an verebilecek tek isim fatih terim'dir. futbol ve taktik bilgisi bir yana, galatasaray'ın o dirence, o ruha ihtiyacı var. bunu terim getiremezse kim getirebilir bilemiyorum.
hani derler ya masöründen, başkanına. hakikaten galatasarayın, masöründen; başkanına herkesi göndermesi gerek.
yeniden bir başlangıç için. fakat malum yabancı sınırlaması, türkiye liglerinde oynayan yerli futbolcuların kalitesizliği, bütün kulüp personelinin işten çıkarılmasının maliyeti. işte tüm bunlar eli kolu bağlıyor. zaten bunu yapabilecek cesarette* bir insan yok bu ülke'de.
fenerbahçelileri anlıyorum, yendiler bizi yeni stadımızdaki ilk maçta. mutlular, şampiyonluk yolunda iddaalılar ama ben dün yenilmemize sadece stadımızdaki ilk derbi maçta yenildik diye üzüldüm. dün o taraftarı gördüm ya, o atmosferi yaşadım ya; gerçekten artık bu takımın gücüne, potansiyeline, iyi şartlar oluşursa taraftarın nasıl destek verdiğine şahit oldum ya, bundan önemli birşey yok benim için... dün fenerbahçeli oyuncuları ilk yarıda kitleyen şey tamamen taraftarlardı. yoksa bizim topçularda, teknik heyette inanın iş yok! ben hiç bir şekilde hakkımı helal etmiyorum. ne yönetime, ne futbolculara, ne de teknik heyete... bu takım dezenfekte edilmelidir. artık herşey bitmiş, neyin inadını yapıyorlar anlamıyorum. zaten lig bitiyor ilk 10'daki yerimiz bile şüpheli. yani yönetim, teknik heyet hiç olmasalardı sezon başından beri; yine bu lig pozisyonunu yakalardı tek başına futbolcular.
öyle sözde vizyon sahibi oyuncular, yönetimler istemiyoruz artık. dün yeri, göğü inleten taraftara yakışmıyorlar.
fenerbahçeli arkadaşlara tebrikler. lütfen gerçekçi olun dün yine bala, göte kazandınız *
taraftar olmak garip bir duygu, futbol sadece kazanmaktan ibaret değil ki. öyle olsa herkes barcelona'yı tutardı!
aramızda hala gelecek sezondan bahseden galatasaraylılar var. asla objektif olamayacak fenerbahçeli fanatikleri bir tarafa bırakalım, ki işlerine geldi mi çok masumdurlar zaten sesleri çıkmaz, gelecek sezondan nasıl bu kadar rahat bahsedebiliyoruz ki?
yeni gelen teknik direktöre, futbolcuya kabahat bulmakta üstümüze yok. sabır göstermeden ' armut piş, ağzımıza düş ' ü bekleyip stresin yolunu açıyoruz. hala gelecek sezon...
arkadaşlar, bu takım ruhsuz ve hangi formayı giydiğinin farkında olmayan oyunculardan kurulu, bir tanesini de ayırıp yazmayacağım. fenerbahçenin çirkin fanatiklerine malzeme verdikleri yetmezmiş gibi, her dalgada biraz daha batıyorlar. ne gelecek sezonu? nerede?
yine de kalpteki aşkı asla silinmeyecek, yıllar önce üst üste 7 maç kaybedip düşmekten yırtan fenerbahçe kadar şanslı olmayan, büyük takım.
not: sevgili fenerbahçeliler, uefa kupasıyla dalga geçmeyi biliyorsunuz, peki neden elinizde bir tane avrupa kupası göremedim? neyse, siz derbilerle büyük olup başka açıdan küçülmeyi sürdürün. ne de olsa hepimiz bir yerden vuruyoruz türk futbolu' na. ' tesisleyimizin çatısına kiyemit koyduk ' larla devam edelim gelişmeye.
bu sene hakemlerden en çok çeken takımdır. galatasaray aleyhinde yapılan ve sonuca etki eden hatalara son halka olarak 18 mart'ta oynanan fenerbahçe maçı (18 mart 2011 galatasaray fenerbahçe maçı) da eklenmiştir. kötü oynadığımız bir gerçek ama bu kötü oyun ile yapılan hatalar (hataysa tabi) aklanamaz.
buyrun! bunlar da bu sezon aleyhimizdeki kritik kararlar(alıntıdır) :
---alıntı---
ligin 1. haftasında sivasspor deplasmanında 14 ağustos 2010'da mehmet yıldız, neill'le güreş tutar. faulü yine sivasspor kazanır, orta gelir golü yersiniz.
ligin 2. haftasında bursaspor'a karşı 22 ağustos'ta volkan şen sarı kartı varken topu herkesin gözü önünde eline alır. hakem göz göre göre volkan'ı oyundan atamaz. siz 0-2 yenilirsiniz.
ligin 7. haftasında 1 ekim 2010'da maç başlar başlamaz neill emenike'nin önündeki topa vurduğunda, bu kadar komik bir penaltı çalınır, siz yine yenilirsiniz.
ligin 8. haftasında ankaragücü maçında rakip hareketli topu oyuna sokar, hakem görmezden gelir, siz kontradan golü yersiniz. rijkaard gider, yenilirsiniz.
ligin 12. haftasında hagi ile işler iyi başlamışken manisaspor maçı 0-0 iken rakibin elle kestiği pozisyon penaltı değeri kazanmaz, yüklenir yüklenir galatasaray golü bulamaz, manisaspor kazanır, siz yenilirsiniz.
ligin 13. haftasında galatasaray kayseri deplasmanında 0-0 kalır. bir elano'ya yapılan penaltı bir de rakibin elle kestiği pozisyonda galatasaray'ın iki penaltısı verilmez.
ligin 19. haftasında bursaspor kenny miller'in hem ofsayttan hem de elle kontrol edip attığı golle öne geçer, siz yine yenilirsiniz.
ligin 24. haftasında karabükspor karşısında maç başında kazım'a bariz bir penaltı yapılır fakat düdük tabiki çalınmaz.
---alıntı---