"17 milyon euroya kurulmuş karpaty, sivastopol ve galatasaray maçlarına çıkaracak 22 adam bulabilirken, 120 milyonluk sarı-kırmızılılar son iki müsabakada kullanacak 15 futbolcu bulamıyor. bu kadro mühendisliğine doktora derecesi vermek de, sanırım pek adaletli olmuyor." - uğur meleke
adnan sezgin gibi bir adamın hala yönetimde olduğu,
hakan balta' nın banko oynadığı,
teknik direktörünü susturan,
transfer yapmayan,
teknik direktörü "bu takım yetersiz" dedikçe "eheheaseuıoas" diyerek kulağını kapatan,
tarihine ihanet eden,
gönülden bağlı olduğumuz takımdır.
adnan sezgin sana bir kafa atsam başka hiç bir şey istemem.
ligde üst üste yenilgiler alındıktan ve avrupa kupalarında ukrayna'nın ne skim olduğu bilinmeyen bir takımına elenildikten sonra anthony annan ve zvjezdan misimovic transferlerini bitirme noktasına getirmesi ne kadar içler acısı bir yönetime sahip olduğunu gösterir. şu anki tablo öyle bir yönetim acziyetidir ki, üç kuruşun hesabını yaparken avrupa kapalarından alınacak milyon eurolar çöpe atılabilmiştir.
galatasaray'ın ilk lig maçı sivasspor ile oynandı. sivasspor'un durumu ortada, kaç kuruşluk takım olduğu da biliniyor, en fazla ligin orta sıralarına oynayacak bir ekip. galatasaray basit hatalar yapmayıp o rezil oyunla maçı 1-0 galibiyetle kapatsa, lviv gibi dandik bir takımı da 90. dakika golüyle geçse muhtemelen bu transferler rafa kaldırılıp unutturulacaktı. öyle bir yönetim acziyeti var ki, hocanın istediği oyuncuları bilmelerine karşın "dur bakalım kör topal belki galibiyet falan alırız" diyerek bu transferleri yapmama cüreti gösteriyorlar. lan bırakın, itiraf edin işte serdar özkan'la, mehmet batdal'la, ali turan'la falan süper iş yaptığınızı düşündünüz, bu şekilde gider dediniz ama olmadı ednan efendiler!
şu andan sonra tek umudum frank rijkaard'a çok çok daha fazla yetki ve güven verilmesidir. yoksa teknik ekibin arkasında titrek şekilde duran yönetim ve futbolculara "imparator geliyor" dedirtebilen kişilerle bu iş olmaz.
orta sahaya dinamo olarak "behlül" ile transfer görüşmelerine başlamış takım.
yırtıcı ve aç bir oyuncu olarak nitelendirilen behlül'ün galatasaraya çok şey katması bekleniyor.
fanatik gazetesine derhal haddini bildirmesi gereken klüp, klübüm. frank rijkaard gibi bir adama bu yapılır mı ? evet burası türkiye, yapılıyormuş. galatasaray eğer hesap sormayacaksa bu sefer de bıraksınlar arkadaş. skibbe döneminde sorulmadı bu hesap ve itin gözüne soktular adamı. biraz sahip çık teknik direktörüne be biraz !
transfer yapmak için transfer yapıyorlar. daha doğrusu onu bile yapamıyorlar.
sağ bekte oynatacak adamın yok, uğur uçar'ı sattın. emre güngör gibi ligin en iyi yerli stoperini sattın.
takımın tek sürükleyici oyuncusu keita'yı sattın.
alınan oyuncuların hepsi sakat. pino 4 senede 30 maç oynamış. çağlar daha hazırlık maçlarında bile oynamadan sakat, ki bu adam için serdar eylik gibi genç yetenekler verildi. ali turan zaten emre güngör'ün tırnağı olamaz. serdar özkan denen apaçi aklıma geldikçe yaşama sevincim azalıyor zaten.
stoperde hala dünyanın en yeteneksizi servet. ortasahada futbolcu bile olmayan barış özbek, ayhan akman, mustafa sarp.
bu formayı bu adamlara giydiren zihniyetin allah belasını versin. çocuklarından çıksın acısı.
kimsenin hakkı yok galatasaray takımını bu hale sokmaya.
rijkaard'a laf söyletmeyen zihniyete de kafam girsin. adam ne yaptı ya. geldiğinden beri tek bir maç bile her anlamda iyi futbol oynamadı galatasaray. şimdi elinde kadro yok, geçen sene de mi yoktu. galatasaray tarihinin en iyi kadrosuyla adam gibi tek maç çıkaramadı.
transfere, futbolcuya, başarıya değil renklere aşık olanların adnan x 2 ye olan sabrı taşmıştır.
sadece o formanın hakkını verecek oyuncuları izlemek, en büyük isteğimiz ve hakkımızdır.
siz metin oktay gibi oynayın, biz zaten buralardayız.
bundan yaklaşık 1 ay önce başkan adnan polat'a "başkanım transferler ne zaman yapılacak?" sorusu yöneltiğinde başkanın cevabı şu oldu "transfer sezonunun bitmesine daha çok var, eylül ayına kadar vaktimiz var" demişti. bu cevabı duyduktan sonra tedirginlik başladı bende, düşünün galatasaray gibi bir kulübü yöneten birisi bir futbolcunun sezon başlamadan önce takıma katılıp kamp süreci geçirmesinin nasıl bir şey olduğunu bilmiyor ya da en azından umrunda olmuyor bu olay.
şu günlerde frank rijkaard'ın teknik direktör olup olmadığı tartışılıyor. geçen sene galatasaray'ın ilk 10 hafta fena olmayan bir grafiği vardı gerek futbolu ile gerek lig sıralaması ile. fakat milan baros'un sakattlanması onun yerinde görev yapan shabani nonda'nın gönderilişi her ne olursa olsun sakat kewell'in takımda tutulması * leo franco'nun fenerbahçe maçında komik bir gol yemesisonucunda galatasaray ligi 3. olarak tamamladı. Geçen sene bunlar oldu.
Geldik 2010-2011 sezonuna; 5 resmi karşılaşmada henüz 1 galibiyet almış ve Uefa Avrupa liginde adı sanı duyulmamış bir takıma elenmiş. Kim? Galatasaray. Geçen senenin kadrosu ile bugünün kadrosuna bakıyoruz arada dağlar kadar fark var gelen adamlar Beşiktaş'ın kurtulduğu Serdar Özkan, her maçta rezil bir performans gösteren Kayserispor'dan zoraki alınan Ali Turan, henüz forma şansı bulamayan Altay'ın genç ismi Musa Çağıran, Denizlispor'dan gelen ve hala sakat olan Çağlar Birinci, keza yine sakat sakat transfer edilen Juan Pablo Pino ve son olarak diğerlerinde nazaran doğru dürüst bir isim Lorik Cana hoş o da daha iyi bir performans sergilemedi. Ve Rijkaard alınan kötü sonuçlardan sonra yaptığı açıklamalarda bu transferleri kendisinin haberi olmadan yapıldığını söyledi ayrıca istediği oyuncular alınmamış. Burda Rijkaard'ı şu yüzden suçlarım. Madem istediğin malzemeyi sana vermediler neden gururlu bir tavırla istifa etmedin? Bunca çileye değer miydi?
Bizde hala resmi sitede refresh yapalım kim gelecek diye.
fenerbahçe nin her transferinden sonra eline kağıdı kalemi alıp muhasebeciliğe merak salan ve transferlerin maliyetini hesaplama ihtiyacı hisseden acınası taraftarının, bugünlerde transfer yok diye zırıl zırıl ağladığı takım. ilginç tabi.*
son 3-4 sezondur transfer edeceği futbolcuları maçlardaki performanslarına göre değil de takımdan ayrı düz koşuları nasıl yaptıklarına ve salonda kondisyoner eşliğinde nasıl çalıştıklarına bakarak aldığına inandığım kulübüm.
türk futbolcularının 6 aylık alacaklarını ödememiş takımım. keita' yı 8,5, mehmet topalı 5 milyon euroya satmasına rağmen böyle olmuş bu. paralar nereye gidiyo merak ediyorum. şerefsizim bıktım. "galatasaray futbolcularının alacaklarını ödemedi" cümlesini o kadar çok duydum ki gına geldi. uefa şampiyonu oldu bu takım be ayıp!
evet, tam anlamı ile böyle tanımlayabiliriz.
arkadaş bu nedir ya hu sürekli kriz, sürekli parasızlık ve parasızlık yüzünden gelen sürekli başarısızlık...
evet mal bozduruyorsunuz.
keita'yı sattınız parayı indirdiniz,
mehmet topal'ı sattınız parayı indirdiniz...
transfer?
yok.
şimdi onların yerine aynı paralara daha dandik futbolcular alma çabasındasınız.
peşin aldığınız paraları dağıttınız alınacak yeni topçulara ödeme yapmayıp faydalanma derdindesiniz. helal olsun süper zeka...
galatasaray adı bugün avrupa'da hala biliniyorsa bunun sebebi uefa zaferine kadar olan mucizelerin hiçbiri değildir. sadece ve sadece 17 mayıs 2000'deki final maçında arsenal'i yenmesidir. eğer galatasaray o gün finalde kaybetseydi bugün zerre bilinmeyen bir takım olacaktı avrupa'da. nasıl mı?
daha maçı başlamadan hali hazırda oynanan maçlardan daha fazla entry yazdırmış güzide takımım. işte biz böyle büyüğüz !!!
kim inanıyor buna? göt korkusu la hep. hiçbirini okumadım ama eminim "bu maç da yenilirsek reykart gider, papak gelir popok gider, annan gelmiş babban gitmiş" bunlar yazıyordur. götü kurtardık kurtardık kurtaramazsak neylesin mahmut?
bu sezon en özverili ve istekli oyuncularının baros, kewell, neill gibi yabancı oyuncular olması zaten takımın çoğunluğunu oluşturan türk oyuncularda problem olduğunu göstermekte. yabancı sınırlamasının kalkmasının çok ateşli bir savunucusuyum, yabancı sınırlaması kalkacak ki milli takım seviyesindeki türk oyuncular formanın çantada keklik olmadığını hissedecek. yabancı sınırının kalkması demek takımların 11 oyuncudan 9 tane yabancıyla oynaması demek kesinlikle değil, yabancıları alternatif olarak kadroda bulundurma şansıdır bu. 2 senedir alternatifi olmayan*hakan balta milli takıma kadar yükselmenin ertesinde sürekli artan bir ivmeyle sahada ruh gibi gezmenin kitabını yazamayacak. adam geçen seneden beri öyle büyük bir rahatlık içerisinde ki, bazı pozisyonlarda rakip kanat oyuncusuna müdahele etme zahmetine bile girmeyebiliyor. zaten bu adam da türk sonuçta, yaymaya meyilli. arkasına onu zorlayacak türk veya yabancı bir adam koymamışsın, böylece adamın gelişmesinin önüne taşı da koymuş oluyorsun. yabancı sınırlaması kalkacak ki, türk oyuncuların en büyük problemi olan kendini geliştirememe ortadan kalkma yönünde bir ivme kazanacak. adam zaten her zaman için türk oyunculardan daha çok şans verilen ve değer gören yabancıyla forma mücadelesine girecek. türk futbolunun şu anki durumundan daha kötü olmayacağından eminim.