son zamanlarda gitmeye acayip niyetlendiğim yer. Vizesiz olması aşırı cezbediyor. genel olarak da ülkeler bizden çok pahalı değilmiş yaptığım araştırmalara göre. son zamanlarda gezen kişi baya çok. beğendiklerim arasında gürkan genç var yıllardır orada. kerimcan akduman adlı bir gezgin de baya hakkını vere vere gezmiş gördüğüm kadarıyla. umarım bir gün yolum düşer oralara
edit: yeni bir herif keşfettim, beyefendi gibi güney amerikayı gezmiş, anlatmış. alternatif bir rehber kıvamında, dili diğerlerine göre daha eğlenceli. anladığım kadarıyla döndükten sonra hakkaride tuncelide falan kamplı gezi yapmış. abi nerden buluyosunuz bu cesareti anlamıyorum ki ben
dünyanın en bereketli topraklarına sahip güzel bir kültüre sahip ama bir türlü başlarını kaldıramıyorlar. koca amerikan kıtası ikiye bölünmüş kuzey güney diye. kuzeyde 2 tane ülke güneyde sayamayacağın kadar ülke. neden? bir ülke olsa dünyaya hükmeden amerika ister mi? istemez. evet.
güney amerikada yaz kış şort ve parmak arası terlik kombinasyonuyla sahillerde yatıp kalkan günbatımına karşı bira içen fakir ama mutlu biri olmayı isterdim. o yüzden hayalimdir oralar her zaman.
10 eylül 2010'da litvanya ile arjantin arasında oynanan basketbol maçından sonra gidip bir görmeye kesin olarak karar verdiğim memleket. bütün kızlar mı güzel olur, bütün kızların bütün mimikleri mi güzel olur arkadaş?
artık ülkemize futbolcu transferi yapılmaması gereken kıta. bir kere bütün büyük avrupa kulüpleri didik didik ediyorlar bu kıtayı. onların keşfedemediğini sen mi keşfedeceksin de alacaksın. ayrıca mücadele gücü çok zayıf genelde. dolasyısıyla türkiye gibi tamamen mücadele ve fizik güce dayalı bir ligde mahvoluyor buradan gelen oyuncular. ya çok genç yaşta yeteneği bulup getirecek ve 3 4 sene yetiştireceksin ya da hiç bulaşmayacaksın bu kıtaya. carusca, pinto, simao, cristian... örnekleri çoğaltmak mümkün.