bir malın fırsat maliyeti, o malın üretimini bir birim arttırmak için gereken kaynakları serbest bırakmak üzere, başka bir malın üretiminden vazgeçilmesi gereken miktara eşittir.
üniversite yıllarında iktisat dersi sınav sonucunun açıklandığı gün derse girmeyen bir arkadaşın yolda gördüğü iktisat hocasıyla arasında geçen diyalog :
arkadaş : hocam derse giremedimde acaba bana sınavdan kaç aldığımı söyler misiniz ?
hoca : Opportinity Cost
arkadaş : /$%&%$&%$
aslında hoca çok karizmatik bir cevap vererek arkadaşa o derse girmemesinin , sınav sonucunun fırsat maliyetini oluşturduğu ile ilgili bir ders vermişti ama bizim arkadaş kitlenip kalmış ve bu cevap karşısına yaklaşık 1 hafta kendine gelememişti... harbiden adam ne güzel cevap vermiş yaww...
bu kavram adama der ki "senin iki dakka boş oturmana bile izin yok, o ayağını uzatıp kafa dinlediğin zamanda ne kadar para kazanırdın biliyor musun?" sorusunu sorarak, kapitalizm her türlü sömürür mesajı verir.
herhangi bir malın üretimini bir birim artırmak için başka bir maldan vazgeçilmesi, feragatta bulunulması gereken mal ve/veya kazanç miktarıdır. Başka bir deyişle iktisadi bir seçim yapılırken vazgeçilmek zorunda kalınan ikinci en iyi alternatiftir.
Mesela iktisat derslerinde verilen klasik bir örnek vardır. O da şöyle ki;
"şimdi sen herhangi bir işte çalışıp para kazanmak yerine, okula gelmeyi tercih ediyorsun. işte o kazanmaktan vazgeçtiğin paralar, senin fırsat maliyetin."
iktisat hocalarının ağzından düşürmediği ama bizim günlük hayatta keşke diyerek özetlediğimiz, bir şeyi seçerken vazgeçtiğimiz en iyi ikinci alternatifin değeridir. bu sadece para değil zaman ve enerji için de geçerli. yani şu an bu entryi okumak yerine ders çalışabilir, manitanla mesajlaşabilir ya da uyuyabilirdin ama buradasın, geçmiş olsun.
hayatın her anında karşımıza çıkan bu nane, insana sürekli acaba diğer yolu seçseydim ne olurdu sorusunu sordurtur. bedava peynir sadece fare kapanında olur sözünün akademik versiyonudur, her tercihin bir vazgeçiş olduğunu suratımıza çarpar.
o kızla buluşmak için halı saha maçını ektiğinde, maçta atamadığın gollerin ve yiyemediğin omuzların sana giren manevi faturasıdır. hayatta yaptığımız her tercihin arkasında bıraktığımız o melankolik acaba sorusunun havalı iktisadi karşılığı.
iktisat 101 dersinde hocanın anlattığı o havalı tanımın aksine, gerçek hayatta insanın ciğerini söken kavramdır. bir tercihi yaparken vazgeçtiğiniz diğer ihtimallerin, kaçırdığınız o güzel günlerin toplamıdır. yani şu an bu entryi okumak yerine mis gibi uyumak varken burada vakit öldürmenin bedelidir.
sürekli acaba diğer yolu seçseydim şimdi nerede olurdum diye düşündürüp anksiyetenin dibine vurdurur, o yüzden fazla kurcalamamak, seçtiğin yolda dümdüz yürümek akıl sağlığı için en iyisidir.
iktisada giriş dersinin en havalı terimlerinden biri olsa da pratikte insana kafayı yedirtir. mesela cebindeki son parayla tavuk döner yemek yerine kitap almayı seçtiğinde, karnının guruldaması senin ödediğin o maliyettir.
sonuçta yaptığın her seçimde aslında muazzam bir hayaller ve hayatlar çelişkisi yaşarsın, geçmiş olsun.