genç simyacılar olan boy kompleksli büyük kardeş edward eliric ve küçük kardeşi alponse eliric' in maceralarından oluşan brotherhood serisini daha başarılı bulduğum, müziklerine hayran olunası animedir.
izlediğim en iyi 2. anime. birincisi için (bkz: fullmetal alchemist brotherhood)
o kadar süper ki bu anime/manga serisi,diğer animelerle kıyas edilemez,sadece kendi içinde kıyas edilir.
Başrolünde yer alan Edward Elric' in (Full Metal Alchemist bu şahsiyet oluyor) kardeşi Alphonse Elric' in yaptıkları insan dönüşümü sonucu kaybettiği vücudunu alma çabasıyla geçen 51 bölümlük bir animedir. Sosyal mesaj verdiği düşüncesindeyim ama hâlâ anlamış değilim nasıl bir mesaj verdiğini. izlenmesi tavsiye edilir.
51 bölümlük dizi ve ardından movie ile bitmiştir. fakat hemen ardından gelen brotherhood serisi ile mangadaki konuların birebir işlendiği anime dizisi.
bittiği zaman insanın kendine gelmesi hayli zaman alan izleyicisini o derece etkileyen olağanüstü anime, kardeşiniz falan varsa hele de böyle bir insanın içi gıcıklanır. hem güldürür yerelere yatarsınız, bir o kadar da ağlatır.
eşit takas kuralıyla, her animede bulunamayan derinliğiyle, ince ince verilen ana fikriyle, edward'ın sevimli boy kompleksiyle, aşık olunası roy mustang'iyle, en dokunan anlarında yükselen bratja'sıyla, edward ve alphonse'un mükemmel abi-kardeş ilişkisiyle, deli deli güldüren, yerli yersiz ağlatan müthiş animedir.
Bugün sabredemeyip son 15 bölümünü bitirmeden yemek bile yiyemediğim, geç bulup tez yitirdiğim muhteşem animedir.
Her biri ayrı karizma olan karakterlere mi yanayım, müziğe mi, kurguya mı?.. Hepsi ayrı güzellikteydi.
Animenin yaşı olmaz diyerek Gluttony reise, Scar başkana, Lust yengeye selamlarımı iletiyorum.
fullmetal alchemist insanların neyi ne kadar isteyip uğruna neler verebileceğini ve bazen istememiz gereken şeyleri isteyince karşılacağımız şeyleri çok güzel anlatan bir animedir.
fullmetal alchemist brotherhood mangayla paralel gider ve çok daha güzeldir.
gelmiş geçmiş en iyi anime serilerinden biridir. simyacı iki kardeş üzerine kurulu bir seridir. detay vermiyorum spolier'a girmesin. eğlendiren, sevindiren, bir o kadar hüzünlendiren bir yapıya sahiptir.
roy'a da ayrıca hastayım. 14. bölümde yıkmış geçmiş.
ölen annelerini simya kullanarak diriltmek isteyen iki çocuktan büyük kardeş kolunu ve bacağını, küçük kardeş ise tüm bedenini kaybeder. abisi, kolunun karşılığında kardeşinin ruhunu bir zırha tutturmayı başarır. animenin asıl konusu böylesine etkileyicidir. animede savaşın nedenleri konusu üzerinde özellikle durulmuştur. kendi adıma savaş ve barış, bilim, insan hayatına saygı gibi kavramları pekiştirmemi sağlayan ve ateistlere karşı görüşümü değiştiren animedir.
"Canın yanarsa uyuyabilirsin ama can yakarsan uyuyamazsın."
+ Winry..
- Efendim Edo?.. Söyle hadi..
+ Eşit takas! hayatımın yarısına karşılık hayatının yarısı.
- Off siz simyacılar neden böyle anlaşılmaz olmak zorundasınız ki? Yarısını mı istiyorsun? Tamamı senindir. (Winry kızarır.)
"Ulaşabileceğin bir hayal, hayal değildir."
"insan doğar, büyür ve bir hayat yaşar. Sonunda da ölür ve toprak olur. bunu anlamak kolay... ama bir çocuğun ölümü anlaması çok zor.. Bir çocuğun ölümünü anlamak çok zor.."
"Ulusal simyacı olarak ordunun bir köpeği olmayı kabul ettin. O zamandan beri bir yetişkinsin." (Lust'ın Edward'dan felsefe taşını yapmasını istediğinde söylediklerinden bir kısım.)
"insan bir şey kazanmak için karşılığında eş değerde bir şey vermelidir. Buna "eşit takas prensibi denir. Biz çocukken dünyanın gerçeğinin bu olduğunu sanardık.
Felsefe taşı.. ona sahip olan eşit takas prensibinden muaf tutulur."
Felsefe taşını elde etmek için çok büyük rakamlarda insan hayatının feda edilmesi gerekmektedir. edward ve kardeşi Alphonse (Al) bunu öğrendiğinde en büyük hayalleri olan bedenlerine kavuşmak hayalinden vazgeçerler.
çok saçma bi çizi film. arkim dedi izle diye izledim işte işval savaşı falan diyo dedem gazi bekir çavuşa sordum yok öyle bi savaş olsa gider türkün gücünü gösterirdik dedi, yalan yani inanmayın dedem 6 tane savaşa katılmış. zaten allahın işine karışıyolar bu çizgi filmde de yok insan dönüştürme felan, çarpılırsınız öyle işte yamuk yumuk gezersiniz sonra ben de kardeşim için kolumu feda ettim ama kendim kestim naber? aramıyom öyle şehir şehir gezip felsefe taşı felan, iyilik perisi bigün getircek kolumu ve gerçek çocuk olcam.
yeni yeni izliyorum ben bunu. ama gerçekten de bağlandım. bugüne kadar aklım nerdeymiş diyorum. nası kaçmış gözümden. 25. bölümde olması muhtemel bir aforizma vardı ki akıllara zarar. tam olarak hatırlayamasam da tema aşağıdaki gibiydi sanıyorum. doğrusunu bilen arkadaş bilgilendirirse sevinirim.
--spoiler--
acı çekersen hala uyuyabilirsin ama acı çektirirsen uyuyamazsın.
--spoiler--
bi noktadan sonra insanı kendine bağlayan başarılı animelerden biridir. benim takıldığım nokta bu japon kardeşlerin nasıl bu kadar orijinal hikayeler üretebildikleri. helal olsundurlardırlardur.
sonunda ilk serisini bitirdiğim animedir. 50 ve 51. bölüm efsanedir. kısaca özeti; bir nevi paralel bir evrende geçer hikaye ve bu evrende simyanın hükmü geçer, teknolojik aletler çok gelişmemiştir ama simya yapabilen insanlar çoğu şeyi değiştirebilirler karşılığında bir beden ödeyerek. yalnız karşılığında bedel ödemeden simya yapmanın da bir yolu vardır, oda filozof taşıdır.
spoiler
şuan Al vücuduna kavuştu, ed bizim saçma dünyamıza geçti. ama 2. seride al yine robot içinde ve beraber simya dünyasındalar. buna anlam veremedim ama sanırım filmini izlemem gerekecek anlamak için.