kelimelerin kifayetsiz kaldığı ânı yaşıyorum sayın seyirciler... öyle böyle değil... gerçeği, yapmış olduğunu, kendisine yakıştırdığı ablalık sıfatını pekiştirmek için yaptığını biliyorum ama bilakis bu durum daha da...**
not: bu arada, yukarıda çok samimi yazılar gördüm, şimdilik bişey demiyorum...*
can, dost, kanka, arkadaş her bişey benim için. hayatımdaki yeri büyük, uludağ sözlüğün bana kazandırdığı güzelliklerden. çok klasik olucak belki ama: iyi ki varsın...
hakkında söyleyecek bir şey bulamadığım yazar. abartısız 5 dakikadır düşünüyorum, fakat onu tarif edecek, onu anlatacak bir kelime bulamıyorum.. neyse, sözlüğün birinci yılı şerefine sallayayım bir şeyler..
tarihler 26 ekim 2006'yı gösterir... günün ilk saatleri.. bir başlık açılır sözlükte 29 ekim 2006 ata nin huzurundayiz zirvesi diye... ben de, cumhuriyetimiz 83. yıldönümünü kutlayacağımız 2006 senesinde bu zirvenin bursa'da yapılacağını zannederek günün anlam ve önemine uygun bir entry girerim.(#775122) biraz sonra bir özel mesaj gelir, freedean tarafından... oldukça kibar ve sıcak bir mesajdır. bir nevi "teşekkür", "zirveye davet" ve zirvenin bursa'da değil de ankara'da olduğunun mesajıdır. fakat okuldaki işler nedeniyle katılanamayacak bir zirve olunduğu için bünyede bir hüzün yer edinir, mesaj düzeltilir. o günden sonra özel mesajlar ile zirvenin nasıl geçtiğine dair haberler alınır ve mutlu olunulur.. günler geçer, haftalar geçer, aylar geçer, muhabbetin sıcaklık ve samimiyet katsayısı artar.. freedean gerçekten kibar, sevecen, hoşsohbet bir yazardır ; faati'nin bunu anlaması uzun sürmez. çünkü bu sohbetten aşırı derecede haz duyar, karşı tarafın duyduğundan da %100 emindir. günlerin ardından bu güzel sohbet msn'e taşınmıştır, periyodik olarak olağan muhabbetler yapılır.. gün gelir, bu duyulan haz, artık geriye dönülemeyecek, büyüklüğü tarif edilemeyecek bir sevgiye yol açar. kâh abla-kardeş diyalogları oluşur; kâh iki eski dost gibi dertleşilir, kâh birbirine çok yakın iki arkadaş gibi özel konuşmalar gelişir... ve bu konuşmalar, bu sevgi, bu saygı, günler geçtikçe tepe noktasına yaklaşır ve yakın zamanda da tepe noktasına dayanır.. hatta dayanmakla kalmaz, tepe noktasını deler geçer, yıldızlara uzanır...
"iyi ki" benim için çok önemli söylemlerden biri oldu. şimdilerde düşünüyorum... bazen uyumadan önce, bazen sokaklarda dolaşırken, bazen kısa otobüs yolculuklarında... "iyi ki" diyorum, "iyi ki ben 26 ekim günü o entryi girmişim." .. "iyi ki" diyorum, "iyi ki ankara'yı bursa olarak görmüşüm." .. "iyi ki" diyorum, "iyi ki sen benim yaptığım, neredeyse hiç dikkate bile alınmayacak hatamı düzeltmişsin." .. "iyi ki" diyorum, "iyi ki özel mesajla bu sohbet inatımı uzatmışım." .. ve en son "iyi ki" diyorum, "iyi ki tanışmışım seninle... iyi ki senin gibi birini tanımışım... iyi ki varsın." ....
şeker hatun kişilik. lösev zirvesinde tanışmak nasipmiş, yeni zirvelerde olduğu gibi aheste zamanda da görüşmeyi umduğum, müzik zevki olan nadir insanlardan... (bkz: zirvelerin insanlara getirisi vol. 1)
kendimi onu düşünmekten alamadığım gülüşüyle içimi açan, bakışıyla ruhumu temizleyen, onun yanındayken kendimi farklı bir boyuta geçmiş gibi hissettiğim, kalbimde ve beynimde kendi varlığımdan çok onun varlığını duyduğum, yüreğimin temiz kan pompalayan atar damarı, dünya tatlısı, şirin mi şirin, sevda canlısı, insan canlısı, can parçası... nefesim.... o...
işte... tarifine, anlatımına doyamadığım, o... yalnızca o...
vay anasını yazarı. sen marla nın ofisine git, şurda kampüsün içindeki arkadaşının yanına uğrama. biz görüşeli 5484754787458746545 gün oldu ulan hiç mi özlemedin? ben geri döneyim evime ayın 23ünde gör sende gününü. hıh.
yanın da her daim mutlu ve huzurlu olduğum can arkadaşım hatta arkadaş da değil dostum dediğim dişi can. bugün iş yerime gelerek beni mutlu eden, yanyana gelince gülmekten konuşamadığım, yüzünün her daim gülmesi gereken canımın taaaa içi. ***
bana iyi bayramlar dilekleriyle mesaj atmış yazar. hep feridun dmek istiyorum kendisine nedense aklıma pek bir şey gelmiyor ne diyim bak durduk yerde entry girmeye çalıştım oldu mu olmadı.
freedean... free.. dean. freee deaaann... özgür-dün der gibi biraz... ders çalışmaktan kafa yarılmış tabi. ingilizce türkçe kavramlar karışmış. olur o kadar. özgürdün eskiden sonra "üniversite, özgürlüklerin adresi" aslında her şey bir hapse dönüştü.
"sorumluluk ağacında meyveydin birisi koparıp almıştı yanına. şimdi içindeki çekirdeklerden tohum ve fidan oldun git gide büyüyorsun. bakıyorum da o ağacın dallarından biri olmuşsun. benim meyvelerim ne zaman olacak demek bile garip gelmiyor artık. daha dün sepette mutluydun oysa,ne oluyor ya be?"
bi zamanlar tek vücut halinde dolaştığım yazar,insanlar birimizi yalnız gördüğünde dehşete düşerlerdi öteki nerde,noluo? olamaz, aman tanrıııım die,sonra dedik araya mesafeler girince nolur acep hiç bişiy de olmadı taş gibi duruoruz nice senelerde durcaz inşallah ,ben de çok seviom lan bunu