prag'da doğmuş, viyana'da hukuk eğitimi almıştır. roman ve öykülerinde kullandığı ironik, duru bir üslupla, edebiyatta kafkaesk denen kendi dünyasını kurdu. 1924 yılında verem yüzünden ölmüştür.
''av köpekleri henüz avluda oynaşıyor, ama avları, daha şimdiden ormanda ne kadar hızlı koşarlarsa koşsunlar, ellerinden kurtulamayacaklar.'' en sevdiğim aforizmasıdır bildiklerim içinde.
yakın dostu max brod' un kendisine ihanet edip vasiyetinin aksine yazdıklarını yakmayarak edebiyat dünyasına büyük iyilikte bulunduğu çek yazar. almanlar da çekler de onu kendilerinden saymasalar da, o kendini çek olarak görmüştür. okur, eserlerinde önce gizemi tadar ardından kafkaesk labirentlerde kaybolmaya başlar. bu kayboluş bir vakit sonra gönüllü bir hal alır.
'' yazdıklarımı, beni yazar gibi gosterecek her seyi yakın,''
bu sozu arkadasına soylemesine ragmen arkı tarafından olumunden sonra meshur olmus kimsedir.
filozof kişilik bir çoğu gibi yazdıklarını yaşamayan yazar. ver gazı ver gazı sonra çaktırmadan tüy modeli. şu yüce lafı edip hayatın ve inancın anlamasız anlamlılığını açıklamıştır ''hayatta olduğumuz her an inancımızın en büyük kanıtıdır.''
kendisinden başka hiç bir eksiğinin olmadığını savunan, hayata bakışı ve beyninin işleyiş tarzı bugünkü insan kavramından oldukça üstün olan harika yazar.
türkçe kaynaklar arasında hakkında en geniş bilgiye aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz;
milena ya mektuplarda kendi dünyasının yeryüzünden çok farklı ve uçurumlarla dolu olduğu anlaşılabilir.düşünür,düşündüğüne uymuyorsa gerçek olamaz yaşanamaz.
alman modern edebiyatının en önemli yazarlarından. yaşamı boyunca pek tanınmamış yazarlardan. vasiyetinde tüm yazdıklarının imha edilmesini istemiş. babama mektup, ceza sömürgesi, değişim,dava en beğendiğim eserleri arasında.
bir şeyi anlıyor olmanın ya da anlayabilme yetisinin ne kadar ağır bir yük olduğunu "anlamanın ilk belirtisi ölme isteğidir" sözleriyle dile getirmiştir. ölme hissi uyandırır mı bilmiyorum ama, anlamak acıdır, acıtır.anladığınız anda geri dönüşü olmaz artık bir şeyin.
-Doğru yol gergin bir ip boyunca gider; yükseğe değil de, hemen yerin üzerine gerilmiştir bu ip. Üzerinde yürünmek değil de, insanı çelmelemek içindir sanki.
-insanın belli başlı iki günahı vardır, öbürleri bunlardan çıkar: Sabırsızlık ve tembellik. Sabırsız oldukları için Cennet ''ten kovuldular, tembelliklerinden geri dönemiyorlar. Ama beki de belli başlı sadece bir günahları var: Sabırsızlık. Sabırsızlıklarından ötürü kovulmuşlardı, sabırsızlıklarından ötürü geri dönemiyorlar.
-Belirli bir noktadan sonra geri dönüş yoktur. Bu noktaya da erişmek gerekir.
-Kafesin biri, bir kuş aramaya çıktı.
-Olumsuz davranışlarda bulunmak bizden istenir, olumlu davranışlar ise zaten bizimdir.
-Kıyamet Günü''nü böyle adlandırmamızın nedeni ancak bizim zaman kavramımızdır; aslında o bir tür sıkıyönetim mahkemesidir.
-Günah her zaman açıktan açığa gelir ve anında duyularla kavranabilir. Kökleri üzerinde yürür ve tanınmak için sökülüp çıkarılması gerekmez.
-insanların birlikteliği şuna dayanır: insan, kendi varlığının gücüyle aslında kendi içlerinde yadsınamaz olan başkalarını yadsıyormuş gibi görünür; bu da o insanlar için tatlı ve rahatlatıcı, ama gerçeklikten ve dolayısıyla süreklilikten hep yoksun.
Modern romanın öncülerinden olan büyük yazardır. Roman ve öykülerinde, insanın toplum içindeki ağır yalnızlık ve yabancılaşma duygusu ağırlık kazanır. "Değişim" romanında yarattığı "Gregor Samsa"yı bir böceğe dönüştürür ve yabancılaşmayı sembolize eder. Böceğe dönüşen Gregor çalışamayacak ve eve para getiremeyecektir. Ümidini kesen ailenin ondan sakladığı yatırımları ortaya çıkar. Aile sonunda ondan vazgeçer ve kendi başının çaresine bakar. Modern toplum ilişkisine ağır bir eleştiri niteliği taşıyan bir eserdir. Dava, Şato ve Amerika romanlarında da benzer temaları işlemiştir Kafka.
"Yaşamak için gereken şey, kendi kendinden haz duymayı boşlamaktır, evi hayran hayran seyretmeyi ve süsler, bezeklerle donatmayı bırakıp içine taşınmaktır."
- hocam şimdi bürokrasinin bu durağanlığını varoluşsal açıdan incelediğimizde kafka'nın düştüğü çözümsüzlüğe de göz kırmış olmuyor muyuz?
- oluyor muyuz? bilmem.
- tabi ki hocam, bak dönüşümde bahsedilen yabancılaşma kavramı dava'da da karşımıza çıkıyor. otoritenin insanı tahakkümü altına alarak onu kendisine ve topluma yabancı bir itaat mekanizması haline getirmesi...
- valla ne desem yalan olur.
-ohoo sen de bi boktan anlamıyosun ki, kafka bilmeyen adamla neler konuşuyoz ya.
çok büyük zekadır dahası vicdan adamıdır.
enteresan bir hayat hikayesi vardır. ırkçılıkla çoğu zaman burun buruna geldiği gibi babasıyla da çok enteresan ve ters ilişkileri olmuş,ondan nefret etmiştir. sürreel sayılabilecek kahramanlar yaratmıştır kendinin alegorilerini görerek.
bütün bu yaşadıkları onu şiddetle beslememiş,çok iyi bir insan olmasına yol açmıştır.
ve büyük bir edebiyat adamı,hatta düşünür.
yazdıkları ve aforizmaları okundukça hayatı yiyip bitirdiği düşünülür ama uçuk biri değildir.
yasami boyunca kitaplarinin bilinmemesinden dolayi sohreti olmayan kanser olduktan sonra arkadasina kitaplarini yakmasini soyleyen fakat arkadasi kitaplari bastiran ve bu sekilde sohret olan insan. ne insani ya insan felan degil baska bir sey bu adam.
arkadaşı max brod'a kitaplarını yakmasını istedigini ölmeden once de söylemiş, ama brod'dan ''kesinlikle böyle bir şey yapmayacagım o yüzden bir daha isteme'' cevabını almıştır. kafka, kitaplarını yakmayacagını bildiği dostuna kitaplarını yakmasını istedigini bildiren notu bıraktıgında acaba, max'in ölen birinin isteğini yerine getirmek zorunda kalacagını mı düşünmüştü, yoksa kitaplarının yakılmayacagını biliyor muydu...
zekasının önünde egildiklerimden. saygılar.
öldükten sonra ünlü olmuş bir yazardır.
öldükten sonra yokedilmesini vasiyet ederek tüm yazılarını en yakın dostuna verir.fakat dostu kafka ölünce ona ihanet ederek bu notları kitap olarak yayınlar.