Eserleri takdir edilirken karakterini de yüceltenlerin nişanlı bir adam iken evli bir kadın olan milena ile mektuplaştığını da göz önünde bulundurması gerektiğini düşünüyorum.
kimliğini taşıdığı hiçbir cemaat tarafından kabullenilmemiş yazar. dinine çok bağlı olmadığı için yahudiler tarafından, yahudi olduğu için almanlar tarafından dışlanmıştır. bu dışlanma ve yalnızlık duygusu kendisini zamanın en iyi yazarı yaptı.
Ölü haldeki yasayı en net gören yazar. Dava ve şato romanlarına bakıldığında - dava'daki duruşmayı hatırlayın- ortada olmayan bir yasanın ve uygulamanın kopuk haldeki tezahürleri vardır. duruşma salonunda sevişen insanların "ahlaksız" tavrı yasanın ölü halinin bir kanıtıdır. Aynı dostoyevski'nin "Tanrı yoksa her şey mübahtır" minvalinden sözü gibi "Eğer yasa yoksa suç özgürlüktür" türünden bir yaklaşım sergilenir. Hatta insan olmaya bile gerek yoktur.
Kendi yalnızlığının içinde yok olmuş sevgisizlikle büyümüş bir adam. Bu yalnızlıkla gelen huzursuzluk da cabası. Acı çekmekten hoşlanan ve bununla beslenen sado-mazoşist bir kişilik.Yine de bu özellikleri ile hukuk okumuş ve Alman edeyatının öncülerinden biri olmuştur. Kitaplarını okumak sağlam bir psikoloji gerektirir. Zira seni kendi içine çeker ve yazdıklarının içinde kaybolursun.
Kafkayı bilebilirsin ama bi de anlıyor musun işte burası önemli olan bilmek ve anlamak kafkayı. içindeki derinliği onun iç dünyasını inceliğini bilmek ve öyle okumak onu, işte bunları yapınca gerçekten de vazgeçilmez oluyor kafka senin için...
Huzursuzum ve kendimi toplayamıyorum;sürekli ve dairesel bir şikayet etme ruh hali içindeyim,bugün dün olmasa da bilgim kendini aşıp daha iyi günlere doğru özgürleşecek.
"ormanda yolunu yitirmiş çocuklar gibi terk edilmişlik içerisindeyiz. önümde durup bana baktığında; ne sen benim içimdeki acıları anlayabiliyorsun ne de ben seninkileri…ve senin önünde kendimi yere atsam, ağlasam ve anlatsam bile; biri sana cehennemi sıcak ve korkunçtur diye anlattığında cehennem hakkında ne bilebilirsen, benim hakkımda da ancak o kadarını bilebilirsin."
"Gerçek bölünemez, bu yüzden kendini tanıyamaz. Her kim onu tanımak istiyorsa, yalan olmak zorundadır."
Melankolisini ve varoluş sıkıntısını Daha iyi anlayabilmek adına meraklısı için, 1991 yapımı "dava" isimli romanından uyarlanarak çekilmiş jeremy irons'ın canlandırdığı güzel bir biyografik filmi de olan varoluşçu yazardır.