gri bir adam fikri uyandırıyor benim üzerimde hep, gri bir zihne sahip olan gri duyguları olan bir adam. yazıları da gri o yüzden. belki de şatosunu sevdiğimden. belki de ortaçağ çok gri ve karanlık olduğu için kafka bana gri ve karanlık geliyor. çünkü ortaçağı en iyi anlatan kafka imiş gibi geliyor bana. ağır, kasvetli, gri, karanlık.
edit: yazar birden saçmaladığını hatırlar ve döner entryyi okur. elbette veba, albert camus'un, o da bir başka muhteşem gri yazar. sildim tabii veba satırını bu entryden.
milena'ya mektuplarında içinde bulunduğu ruh hali insanın içini karartan dönüşümüyle yalnızlık anlatımının dibine vuran eski alman yahudilerinden yazar. dönüşümünü edebiyat tarihinde en çarpıcı roman olarak gösterenler de var.
kafkanın yazmadığınıza bakılırsa iyi olmalısınız kuralı aklıma geldikçe katılmaktan alıkoyamıyorum kendimi. bir de onun fransız kafka olduğunu iddia eden edebiyat öğretmenine sahip olmak bana kısmetmiş lakin bundan bahsetmeyeceğim.
Sevgili Kafka, Milena'ya yazdığın mektuplarındaki bazı cümleler için iyiki bu cümleler bana kurulmamış dedim. Bana gönderilen bir mektupta bunları okusaydım hayatım biterdi, çünkü hayatım o cümleleri sürekli aklıma getirmekle geçerdi. Keşke şu an yaşasaydın, en iyi arkadaşım sen olurdun. Sevgiler.
Veremden öldü ve vücudu Prag-Straschintz'de yakıldı. isteği; tüm çalışmalarının ölümünden sonra yok edilmesiydi. vasiyetine pek uyulduğu söylenemez. acaba niye böyle bi istekte bulundu.
"önümde dursan ve bana baksan; içimdeki acılar hakkında ne bilebilirsin ki; ben seninkiler hakkında ne bilebilirim ki? ve ayaklarına kapanıp ağlasam ve anlatsam; sana cehennemin sıcak ve korkunç olduğunu anlatsalar; benim hakkımda cehenneme ilişkin bildiklerinden daha fazla bilecek misin? bu yüzden bile biz insanlar cehennemin kapısının önündeymişiz gibi birbirimizin karşısında o kadar saygılı, o kadar düsünceli, o kadar sevgiyle durmamız gerek."
kadınlara karşı iğrenme ve tiksinti besleyen bir yazardı. ancak anaç ve kardeşçe bir sevgiyle yaklaşanlarla anlaşabiliyordu. bu psikolojik problemi dava romanına da yansıdı. kadın karakterlerin bir tarafı anaç ve iyi öbür tarafı sürekli dişiliğini ön plana çıkaran cezbedici roldeler. ayrıca dava romanına nişanlısı felice bauer'dan ayrıldıktan sonra başlamıştır, çünkü arkadaşlarıyla bu konuyla ilgili yaptıkları dava ortamına benzeyen bir tartışma sonrası suçluluk hissi duymuş ve yaşadığı iç karmaşasını anlatmak istemiştir.
1912' de veremden dolayı çekmeye başladığı ızdırap, hayatının sonuna dek devam etmiştir. çok sevdiği kızkardeşi ottla' nın auschwitz toplama kampına gönderilip orada ölmesi, acısını ikiye katlamıştır.