''dönüşüm'' adlı kitabını şu an bitirdiğim ve direk ''dava'' adlı kitabına başlayacağım muhteşem yazar. bir solukta bitirdim. tasvir yeteneği o kadar iyi ki en küçük detayı bile atlamıyor. gerçekten bu kadar el üstünde tutulmasının cidden bir sebebi varmış onu anladım.
Kafka acıdan ve yalnızlıktan güç aldığını söyleyen bir yazardır. Kolay bir yaşamı olmamıştır. Yakınlarını ve akrabalarını kamplarda kaybetmiş, ölümü ve acıyı derinden hissetmiştir. Belki de bu nedenle şöyle söyler ölüme dair: “Öte tarafa göçenlerden birçoğunun gölgesi, ölüm ırmağının sularını durmaksızın yalar; çünkü o kaynağını bizden alır ve hȃlȃ bizim denizlerimizin tuzlu tadını taşır. Bu, ırmağın tiksintiyle kabarmasına, hȃttȃ gerisin geriye dönmesine, ölülerin yaşama sürüklenmesine yol açar.” Durmadan ölümden söz ettiğimiz bugünlerde Kafka’da haklıdır söylediklerinde. Ölülerin gölgesi yaşamımıza siner, ölüm belki giden için yok oluştur ve belki dünyayı düşündüğümüzde kurtuluş bile olabilir. Ancak gidenler geride kalanların yaşamında kalmaya devam ederler. Çünkü insan belleği ölülerle yaşamaya müsaittir. O nedenle bugünlerde görüp geçtiğimizi sandığımız, kıyılara vuran, evinde, sokağında katledilen ölü bedenlerin bizimle birlikte biz de ölene kadar yaşayacağını aklımızdan çıkarmamalıyız. işte bu nedenle de varlığımızı bir şekilde devam ettirsek bile bu varlık artık yaralıdır ve bu yaranın bir tedavisi de yok bilmeliyiz.
Hukuk fakültesini bitirip avukatlık stajını yaparken adaletsizliği görüp bırakmıs ve edebiyata yönelmiştir. Iyi ki de yönelmiş. Hukuk kitaplarını okumak talaş yemek gibidir demiştir kendileri. Ne kadar da doğru demiş.
“insan bu dünyada otuz yıl yaşamışsa eğer ve benim gibi hep yalnız başına savaşmak zorunda kalmışsa, o zaman beklenmeyen olaylara karşı bağışıklık kazanıyor ve bunlar yüzünden çok sarsılmıyor… yalnız insanlar hep alışıktır beklenmeyen olaylara”
Hiç okumadan çok sevdiğim yazardır o kadar popülerdir ki çok satar hiç okunmaz. Tüm sigara içen rakı seven kızların en az bir tane instagramda bu yazarla ilgili görsel vardır.
şu an zihnimde karmaşa'ya sebep olan "wege entstehen beim gehen" (yollar yürüdükçe oluşur) cümlesinin sahibi. ısmi sıfatlaştırılmış tek yazar. kafkaesk sıfatı japonya'da bile günlük hayatta kullanılan bir kelime (kaukaeskusu). kafka ne yazık ki bi çok klişe'nin gölgesinde kalan bir yazar (baba kompleksi, kasvetli prag, çaresi olmayan hastalık ve kadınlarla olan sorunlu ilişkileri. halbuki şefkatli, espirili, arkadaşları olan (kötü olduğunda eserlerini ateşe verdiğinde, yazılarını kurtaranlardır aynı zamanda), aşkın ne olduğunu bilen bir kafka olduğu çoğu zaman unutuluyor.
Erkekler daha cok aci cekiyor..soyle dediyebiliriz: bu islerde erkeklerin daha az karsi koyma gucleri var. oysa kadinlar,suclari olmadan aci cekerler. " ellerinde olmadan" degildir bu acı cekis,gercekten cekerler aciyi... ama bu sa sonunda gene " elinde olmadan"a varir belki, kim bilir? Bunlari dusunmek boşuna; neye benzer bunlari düşünmek bilir misiniz? Cehennemdeki kazani tek basina devirmek istemeye... zaten tek basina deviremessiniz kazani, devirirseniz yanarsiniz; ustelik cehennem gene butun gorkemiyle cehennem olmakta surer gider.isi baska yonden tutmak gerekiyor.
yer: lise son saatlerde bir edebiyat dersi (son saate edebiyat konur mu hocam yav)
konu: masum bir öğrencinin franz kafkayı fransız kafka zannetmesi
tür: komedi
imdb: 8.7