ilk aldığımızda uzun süre top oynamamasından dolayı kazıklanmış hissini fazlasıyla hissettim fakat çaktırmadım. para kazanmak için gelmiş gibi bir havası vardı hakikaten. daha sonra kafasını trabzonspor amblemiyle kazıttığı gördüm ve hiç olmazsa adam şopar lan işte moralleri yükseltsin yeter dedim. futbolundan gram beklentim yoktu. dinamo minsk maçlarını izledim ve adeta şok oldum. ilk maçta az bir süre oynamasına rağmen trabzonspor tarihinin zeka seviyesi en yüksek futbolcusunu izler gibi oldum. tecrübe dedikleri şey tam olarak bu herhalde. toplu alışı, kafasını kaldırıp bakması, topu istediği yere atabilmesi... bunlar basit gibi görünse de; bunları yaparak büyük futbolcu oluyorsunuz. ilk maçta epey ümitlendim fakat ilk maç diye zorladığını düşündüm ve bugün tekrar izledim. ve diyorum ki; türkiye'ye gelmiş ikinci bir alex'tir bu adam. hem de koşanı. bugün henrique'ye %100 gollük paslar attı ama henrique son vuruşları iyi yapamadı. bu adamın önüne barrios tipi bir futbolcu koyarsak; selçuk-burak ikilisinin yabancı bir modelini karadeniz fırtısınasında izleyebiliriz. yaşı 32 deniliyor fakat 25'lik bir futbolcu gibi oynuyor mübarek. iyi ki geldin lan. umut kaynağı oldun yeminle.
chelsea'nin meşhur dans videosundaki bir diğer yıldız. o kutlamadaki herkes sırayla geliyor arkadaş türkiye'ye. önce meireles, sonra drogba, şimdi de malouda. david luiz 'le ferreira şimdi sıradakiler. ferreira gelebilir de david luiz'in gelmesine minimum bi 8-10 sene var.*
Türkiye liginde bir varlık gösteremediği bir sezondan sonra daha kaliteli bir lige gitmek üzere ülkemizden ayrılacakmış. gözümün önüne dirk Kuyt geliyor, sövmemek için kendimi zor tutuyorum.
yazık oldu... herkes onu bitik gördü ama ben sezonun ilk yarısında gördüğüm maloudadan fazlasıyla memnundum. takımın abisi konumundaydı. ilk yarıyı 7 gol bilmem kaç asitle bitirmişti. ikinci yarı ise nerdeyse türkiyede değildi. sonuç olarak sözleşmesi karşılıklı olarak fesih edilmiş eski trabzonsporlu futbolcu.