bu dönemim en revaçta olan olaylarından tv de evlenmeyi bile kimseyi bulamayıp semra kaynana ile yapan bir kanal.üstelik rtük semra kaynananın programlara çıkarılmamasını önermişti.
kendine özgü izlenesi formatları ile yaratıcı tv. hakkat ve hakkat dışarıdan format alma tembelliğine kapılmıyor. zevkle izliyorum.
not:bazen izlemiyorum.
kaynana semra hanım'ın sunduğu desti izdivaç programıyla evlenmek isteyenleri evlendiren; yalçın çakır'ın sunduğu iş peşinde programıyla da işsizlere iş bulan yardımsever televizyon kanalı. ayrıca bir dönem kadir inanır'a haber bülteni sundurmuşluğu da vardır.
gerçek kesitile hayatımıza giren bir daha da çıkmayan kanal. sabah haberlerinde de bi amca var domates peynir muhabbeti yapıyor. o değil de gerçek kesit'i yeniden yayınlasalar reyting patlaması yaşarlar.
ateşli piliç adlı filmin adını sihirli küpeler olarak değiştirerek beni benden alan kanaldır. her gece yayınladıkları dini dizilerse gerek oyunculuklarıyla gerekse konularıyla komedi filmlerini aratmaz.
ok işaretleri falan çıkar mesela. sana bakman gereken yeri gösterir. bir de o yeri yuvarlak içine alır. o yuvarlağı ikiye bölüp yarısını taralı bölge yapar. geometri sorusuna dönüşür ekran. komik bir kanal yani.
sonracığıma, ağlaman gereken yerlerde hüzünlü müzik koyar. güleceğin yerde de gülme efekti verir alttan alttan.
kendileri az evvel en garip sansur uygulamalarından birine imza atmıstır:
ekranda tatlı hayat ın bir bolumu vardır. izleyenler bilir, pelin bir bolumde kayınpederi ihsan la hamilelik kursuna gitmişti. işte olay tam burada kopmakta. kursta bir tahtada, tahta kalemiyle cizilmiş bir vajina vardır ki bu resmin bilimsel ve bilgilendirici bir ozellige sahip oldugu her halinden bellidir.
peki bu noktada, flash tv napmıstır? turk gelenek goreneklerine ters, haklı galeyana getirici ozellige sahip, akıllara zinayı sokup toplumun ahlaki cozulumune sebep veren bu hastalıklı resmi mozaikliyerek, esas hastalıgın bazılarımızın beyinlerinde oldugunu tekrar gozumuze sokmustur. helal olsun lan size.
o degil de, arada mozaiği kaydırıp sahnedeki adamların ustune falan tuttular. akıldır, fikirdir onemli şeyler aslında.
Erhan Göksel ile yapılan bir program vardır ki an itibariyle flash tv için bir sınav halini almıştır. Bugünki programı toplumdaki gerginlik sebebiyle kaldırmışlar. Bakalım haftaya yayında olacak mı? Boyun mu eğecek? Dik mi duracak? Soru budur.
geçen gece, sabaha karşı bir televizyon filmi verdiler. filmin adı: çamaşır makinası. evet. ben daha yaratıcı isimler beklerdim yayında ve yapımda emeği geçen tüm huni kafalardan. sandalet olur, korna olur, ne bileyim şöbiyet olur.
ayrıca filmde şöyle bir diyaloga şahit oldum:
ding dong cik cik cik cik(kapı çalıyo lan, oyuncular deli değil)
bu ne lan? ben de bir zaman arkadaşımla taksiye binerken taksiciye "selamınaleyküm" demiştim, yanımdaki arkadaş da "aleykümselam" demişti, taksici de arkasını dönüp "hı-hı-hı-hı" deyu sırıttıydı, peynir ve yumurta aromalı dişlerini göstererekten. ama bizim durumu değiştirmek gibi bir şansımız yok ki. filmi montajlarken de mi farketmediniz birader ben anlamıyorum ki?
ibretle izledim. ve tekrar, varoluş, nedensellik ve çamaşır makinası problemi üzerine düşünmeye aldım kendimi.