genelde 2 hafta süren süreçtir. ilk haftasına oturulur, çalışılır, elden ne geliyorsa yapılır lakin ikinci hafta bıkkınlığın zirvesine vurur ders çalışma olayı. kusası gelir adamın. ne bok yenecek bilemez durumdur.
şikayet etmeyin sevin o haftayı, iki hafta sürecekse ikisini de sevin. hatta abartıp üç hafta yapmışlarsa üçünü bile sevebilirsiniz. ama bir ay ne demektir? "final ayı". evet iühf yaptı bunu, mayıs ayı final ayı. Beyazıt meydanında yüzlerce Halil Sezai var inanmazsınız, fakülteye yaklaştıkça da isyeaaan sesleri yükseliyor.
en az vize haftası kadar büyük bir kabus. şahsım için, günde en az üç-dört saat ayakta beklemek, kendini zeki zanneden deve kuşu misali davranan öğrencilerin canını yakmadan sınavı tamamlayabilmek, her sınavda saçma sapan soruların muhattabı olmak, kopya çekmesine izin vermediğin öğrencinin ergen triplerine katlanmak anlamına gelir. bir de sınavlardan evvel gelip "hocaaam falanca filanca sınavda kopya çekicekler, sınıfta kopya hazırlıyolar" diye arkadaşlarını satan yavşak yalaka tipler vardır ki evlat olsa sevilmezler vallahi.
an itibariyle bitmiş olan haftadır. Hocaların gözündeki o ego tatmini güdüsünü en net görebiliceğiniz haftadır. Bitincede bişey değişmez notlar açıklanana kadar mutlusundur.
yapılabilecek bütün aktiviteler bu haftaya yığılır, görüşülebilecek tüm arkadaşlar aramak için bu haftayı bekler, kafada hep bir takıntıdır o sınavlar, hele bir de son senenizse "kalsın bee alttan alırım seneye" de dedirtmez. 3.5 rakamı hiç bir öğrenci için * bu hafta ettiğinden daha fazla anlam ifade etmez. devamında büt candır.