Vakti zamanında Türk askerlerini arkadan vuran, topraklarını parayla satıp sonra zorla almaya çalışıp yaptıkları götünde patlayan insanların yaşadığı yer. Noldu şimdi bize yaptıklarınızın cezasını gördünüz mü ? Bugüne kadar Türk hakimiyetinden isyanla çıkan hangi ülke iflah olmuş ki siz olasınız. Sen israile toprağını parayla sat sattığın toprakları geri almak için saldır bir halt yapama sonra ben mazlumum diye ortaya çık. Ulan önce içinizdeki hainleri bitirin. Mossad kurulduğunda sizin içinizden adamlar bilgi veriyordu onlara.
Bugün orda savaş var bebekler, çocuklar ölüyor ama bu savaşı israil başlatmadı bunu bütün dünya biliyor. Her gördüğümde Allah yardım etsin diyorum ama bu durumdan kurtulduklarında ilk düşman olacakları ülke biziz. Osmanlıya isyan edenlerin torunları, kendi topraklarını israile satanlardır. Peki bu toprak satanların torunları ne yapacak düşündünüz mü ? Burda siyonist israilin savunmasını yapmıyorum yapmamda ama filistin bu belayı kendi başına kendisi açmıştır.
1. dünya savaşında türk arskeri açlıktan çekirge yerken kılı bile kıpırdamamış olan halktır. araplar türkleri arkadan vurup mekke'yi nasıl ingilizlere teslim ettiyse sizin filistinli kardeşleriniz de haremüşşerifi ingilizlere teslim etti.
soru 1: hani nerede sizin din kardeşleriniz ki müslümanlar için yeryüzünde en kutsal olan iki mabedi gözlerini kırpmadan ingilizlere teslim edebildiler
soru 2: 400 yıl boyunca osmanlı egemenliği altında imtiyazlı eyalet (bildiğim kadarıyla kutsal bölgelerden osmanlı vergi almıyordu) statüsünde yaşamış olan bu insanların sadakati 1. dünya savaşında nerelerine kaçmıştı.
ve ingilizler bölgeden çekildikten sonra bu insanlar yine rahat durmazlar ve topraklarını para karşılığı yahudi yerleşimcilere satarlar. tek taraftan bakıldığında evet filistinde sorun var ama neden var, cevap manidardır. ve şöyle bir söz de vardır: her halk hakettiği şekilde yönetilir ve muamele görür.
bana kalırsa bırakalım kendi sorunlarını kendileri çözsünler biz daha aç türkleri doyuramadık ki filistinli açları doyuralım. benim nene hatunum aç sefil cepheye erzak taşırken sizin filistinli kardeşleriniz ya arap dostlarınız neredeydi? ben söyleyeyim her bir arap kabilesi bir petrol kuyusunun başını tutmuş oluk oluk akan parayı emiyordu. filistinli kardeşleriniz de haremüşşeriften sallandırılan büyük britanya bayrağının kudüs semalarında dalgalanışını izliyorlardı. peki kurtuluş savaşında türkiye'ye para yardımı yapan kimdi? onu da ben söyleyeyim afganistandı.
türk'ün türk'ten başka dostu yoktur bu dünyada bu böyle bilinsin.
geçen ay gittim, bizzat gördüm. 4-5 büyük şehrini gezdim. her şehre girişte israil kontrolü var, göstermelik bazı şehir girişlerinde birkaç asker mi ne olduğu belli olmayan filistin polisi.
malesef türkiye den geldiğimizi söylememize rağmen bizimle pek ilgilenmediler. yani türkleri çok sevdikleri yalan. one minute dedik o ne diyenlerin sayısı daha fazlaydı, hesap edin.
sosyalizm tavan yapmış, mescid-i aksa da 5 vakit namaz kıldık, 200-300 kişi geçmezdi her vakitte. bizim mahalledeki camiye bile 100-150 kişi gelmekte.
mescid-i aksa nın her girişi israil kontrolünde. müslüman olmayanlar girememekte. o yüzden oraya girmek için bazen şehadet getirmek zorunda kalabilirsiniz. bizim bi arkadaş yaşadı o durumu.
neticede bende antipati oluşturdu filistinliler, bunlar için mi öldü 9 vatandaşımız dedim yani malesef.
halkının lûgatında "tecavüz kaçınılmazsa zevk almaya bak" deyiminin bulunmadığı ülke.
elli yıldır, yalnız başlarına "tecavüze" direnen insanların ülkesi, haysiyet.
ırak işgali döneminde, onlarca gazetecinin "orada olmalıyız" bayrağı altında kaldırdıkları tecavüze ortak alma pankartının türkiye'de normal karşılanması, "tecavüz"ün kaçınılmazlığı durumunda gözlerini kapayıp keyfine bakmayı önerebilen bir kültürün ürünüdür biraz da belki.
filmlerinde tecavüze uğrayan kızlarını öldüren* töreci namusçu kültür, hem kaçınılmazlaştığında zevk almayı öneren, hem de kendi namusunun kapsama alanına girdiğinde öldüren histerik erkekliğin bugün dahi yaşadığı, yaşayabildiği bir kültür nihayet.
geçen hafta sokakta oynarken öldürülen 12 yaşındaki ahmet'in babasının, oğlunun organlarını ölüm döşeğindeki üç israilli çocuğa bağışlaması da 'babalık' üzerinden bir erkeklik hâli.
bu farklı erkekliklerden filistin'de tecrübe edileni daha insancıl gibi.
bu erkeklik hâli, işgali hak ediyor mu ? kadınıyla erkeğiyle, hak etmiyor.
Yıllar boyunca yahudi askerlerine taş atarak vatanlarını savunmuş çocukların diyarıdır. Ömrünü vatanını israil işgaline karşı savaşarak geçirmiş bir şahin, Yaser Arafat'ın memleketidir. Kısacası ölmek için doğan müslümanların vatanıydı Filistin ..
birgün güleceksin hanzala, yaşıtların gibi oyunlar oynayacaksın, sevileceksin uzuvları tam olan ailence, okula gideceksin, büyüyeceksin ve bir kadını sevmenin ne demek olduğunu hissedeceksin, dünyanın acıdan ibaret olmadığını; yaşanacak, sevilecek pek çok güzellik olduğunu göreceksin hanzala. yüzünü dönüp, güleceksin hanzala, güleceksin...
ölmek için doğdu onlar.
çocuklar; kadınlar, yaşlılar.
yaşlılar gençti, çocuklar ihtiyar,
kadınlar kadın ve daha güzel kadınlar.
dünyanın gözü önünde
yahudi silahlarına hedef oldular.
ayı kızıla boyadı,
oluk oluk akan kanları.
işgal altında anayurtları.
kirletildi kutsal mabetleri.
yıllar süren insanlık dışı bitmeyen bir savaş.
vahşetin pençesinde; hürriyetinden mahrum.
sabrın, direnişin sembolü;
vahşi zulmün mağduru.
arafatın çocuk askerleri.
kan kusan silahlara
zeytin dalından kalkan yaptılar.
oyun sandılar bu alçak oyunu.
ölmek için doğdu;
filistin çocukları.
11-06-2006
uluslararası bazı interaktif ortamlarda "occupied palestine" yazar. yani "aslında orası da israil ama 'occupied by arabs'" demek oluyor türkçesi. öyle bir yer işte.
yahudilerin hiçbir zaman filistin toprakları üzerinde bir ülke kurulamayacağı düşünülse dahi daha doğrusu hayal edilse dahi. yahudiler, yani israiloğulları bu hayallerini gerçekleştirip, büyük ihtimalle fırat ve diclenin ortasına cuk diye oturacaklardır, ama bugün ama yarın, adamların hedefleri büyük gerçekleştirme olanakları çok yüksek ve gerçekleştirilecektir de, filistindeki araplara yine arapların değilde sırf meydan okuma havasında biz türklerin yardım etmeside ilginçtir. resmen ortada bir şey varsa filistinli halk kendi topraklarını yahudilere satmışlardır. filistin halkı ise kendi çocuklarına anca kötü bir gelecek bırakarak bu hayattan göç edeceklerdir.
hem fıkhi, şer'i, hukuki açıdan, hem insani/vicdani açıdan hem sosyal/toplumsal açıdan, hem de stratejik/jeopolitik açıdan ümmetin gündem sırasında birinci sırada yer alan/alması gereken, çevresi ve kendisi kutsal kabul edilen mescid-i aksa'nın da yer aldığı kutsal topraklardır.
filistin/kudüs/mescid-i aksa özgür olmadıkça ümmet özgür olmayacaktır. filistin kanımız, canımızdır. filistin topraklarına kim hakimse dünyaya da onlar hakim olmuştur. yeryüzünde fesadı ortadan kaldırmak için de filistinin özgür olması ve dolayısıyla müslümanların dünyaya hakim olması gerekmektedir.
şiddetli ihtiyaçtan doğan edit: filistinlilerin toprakları sattığı yalanı kadar aşağılık, hayvani bir yalan yoktur. bir kere bu bakış ne insani ne de vicdanidir. meselenin aslı şu:
israil filistin topraklarını işgal ederken bir takım politikalar uygulamaktadır. birinci yüksek miktarda para teklif etmek(imanı zayıf olanlar için), ikincisi zorla kendi yerleşimini yapmak, itiraz edeni de sürgün etmektir(imanlı insanlar için), üçüncüsü de her şeye rağmen evini bırakmayanları evlerinin içindeyken evlerini yıkarak şehit etmektir. salah şehade gibi güzel insanlar buna örnektir. ailesi ile birlikte kaldıkları evlerinin gasıp siyonistler tarafından yıkılmasıyla ailesiyle beraber şehit düşmüştür. meselenin özü budur.
imanı zayıf olan 3-5 filistinlinin toprak satmasıyla filistin davasına çamur atarak israil'e kuklalık yapanlar türkiye'de israil iş adamlarına verilen ihaleleri, satılan toprakları, şirketleri, bankaları görmemektedirler. zira 'satma' eylemi millete/ırka özgü bir durum değildir. vatanını, toprağını satan filistinli araplar kadar, yine toprağını satan türkü, ermenisi, yunanı, rusu, çerkezi de vardır. bu karakter ve anlayışla ilgilidir. ancak gelin görün ki bizim her meseleye ırkçı/milliyetçi/kavmiyetçi pencereden bakan faşist yazarlar milli/kavmi bir unsuru kılçık gibi çekip gündem etmekte, böylece de israile uşaklığını apaçık beyan etmektedir.